Çukurlaşan kalemler

 "Akçakaleli A.A.adındaki seyyar satıcı tarafından kendisine ait arazi üzerine inşa edilen ev, inşaatın bitmesinin hemen ardından ilçe halkı tarafından tanınmayan kişiler tarafından kiralandı. Daha önce geçimini seyyar satıcılık yaparak sağlayan A.A.'nın son zamanlarda herhangi bir işle de meşgul olmamasına rağmen lüks bir araç sahibi olması, kafalardaki şüpheleri daha da büyütüyor."

Haber, PKK medyasının klasik bir masa başı haberi.

"Ne var ki haberde!" demeyin.

Yıllardır süregelen bir alışkanlıktır bu.

Önce hedef gösterilir, altyapı oluşturulur, sonra tetikçiler kirli emellerini gerçekleştirir.

A.A. da muhtemelen PKK'nın haraç teklifine "ret" cevabını veren bir vatandaş.

Suç oldukça ağır.

Tanınmayan bir kişiye daire kiralamak:)

Türkiye'ye dağılan bir buçuk milyondan fazla Suriyeliye ev verilirken zaten ikametgâh belgesi, adli sicil raporu, altı adet vesikalık fotoğraf, tam teşekküllü heyet raporu istendiğini bütün bölge halkı bilir(!)

Eğer buna rağmen ev sahibinin aklında soru işaretleri beliriyorsa bu defa kiracı adayının son iki yıldaki telefon dökümleri alınır, sosyal medyadaki paylaşımlarına ve arkadaş grubunun eğilimlerine bakılır. Sosyal medyada aktif değilse bu defa illegal oluşumlarla bağlantı ihtimali üzerine GBT'si alınır, imkânlar ölçüsünde Suriye istihbaratı Muhaberat'tan destek alınır.

Bu Akçakaleli A.A. bütün bunların hiçbirini yapmamışsa biraz düşünmek gerek.

Hem söz konusu şahıs son günlerde bir de lüks araba almışmış.

Şaibe üstüne şaibe, şüphe üstüne şüphe.

Cizre, Lice veya Yüksekova'da lüks araba alanların parayı nereden buldukları aklınızın bir köşesinde karıncalanmalara yol açabilir.

O sizin sorununuz...

Bölgede 90'lı yıllarda A.A.'nın durumu gibi binlerle ifade edilen olay var.

PKK, kendisine biat etmeyeni önce toplum içinde Şeytanlaştırmaya çalışır, bunun için medyası vasıtasıyla Şeytanlaştırdığını hedef tahtasına koyar, fısıltı ve dedikoduyla olayı pekiştirir ve kurbanın infâzına karar verir.

Amaç biraz daha korku, biraz daha kaos.

Amaç halkın gözünde oluşturulmak istenen koca bir kâbus.

Ne diyordu ÖCALAN?

"Korkuyu yayın, hâkim olursunuz!"

Başarılı olmadı mı dersiniz?

Her PKK'lı kendi geçmişini bir sorgulasa yazıdaki amaç hâsıl olur.

 

****

Berkin için timsah gözyaşı döken, kandan ve acıdan nemalanan Nişantaşı aydını(!) mevzu mütedeyyin insanlar olunca üç maymunu oynamayı kendisine biçilmiş rol olarak benimsemiştir.

Evinden beş kilometre uzak ve her türlü Vandalizmin olduğu bir yere ekmek almaya giden(!) Berkin'in ölümünden ekmek çıkarma amacında olan ve sahibine göre havlayan it sürüsü, Berkin'in - ekmek tartışmasına binaen "Yasin'in elinde et poşeti yoktu." deme pespayeliğine düştü.

Kirli bir koronun ihanet nakaratlı Ezgisi, Şirin gösterilse de, Zaman makyajın ardındaki insan görünümlü hayvanı ifşa edecektir.

Kadınlığı anneliğe tercih etmiş ve güdüleri düşüncelerinin önüne geçmiş bu güruhun iflahı mümkün değildir.

Sadece Yasin'in elindeki et poşeti değil, mezbahanedeki kanlı elbiseleri de şehitliğine şahittir.

Ya bu ihanetin kalem tutan bekçilerinin yalanına ne şahit olabilir?

Tarihe not düşülenler sadece kahramanlardan oluşmuyor.

Altın harflerle yazılanlar olduğu gibi lanetle yâd edilenler de tarih sayfalarında kendilerine yer bulacaklardır.

İhanet şebekesinin Şirin gösterilen Ezgi'sinin bu ihaneti unutulmayacaktır.

****

"Biz de İslam'ı tasvip etmiyoruz; ama Müslümanların haklarını savunuyoruz."

Bu sözler israil'de yayın yapan Jerusalem'ın köşe yazarlarına ait değil.

"İslam dini denince aklıma çorap kokusu gelir."  diyen Falih Rıfkı ATAY'a da ait değildir.

Yine bu sözler, kendisini ve PKK'yı laikliğin güvencesi olarak gören Aysel TUĞLUK'a ait olmadığı gibi, "Biz İslam'ın panzehiriyiz." diyen Emine AYNA'ya da ait değildir.

Bu sözler, bir zavallılar topluluğunu "on abone" ile Uhut şehidi sevabını kazanacağına inandıran Zaman grubunun çıkardığı Millet gazetesi yazarı Ergun BABAHAN'a aittir.

Evet evet, yanlış duymadınız. Sözlerin sahibi Gülen medyasının keskin kalemşörü.

MİLLET adıyla çıkan, ancak topluma İLLET olan mezkur yapı, yıllarca UR'u da NUR diye pazarlamadı mı?....

Şafiilerde köpeğe dokunmak caiz değildir.

Yani biz de ite dokunmayı tasvip etmiyoruz, ancak itin haklarını Müslüman olduğumuzdan savunuruz.

Endişelenmeye gerek yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar