Darbe karşıtı gözüken fırsatçılara dikkat

Başarısız girişimden dolayı ABD ve avanelerinin deliye döndükleri ve bir çılgınlık yapacakları belliydi. Üstüne bir de Rusya ziyareti eklenince hemen konsolos göreve, kuklalar tekrar sahaya gönderildi. Art arda gelen patlamalar ve artan can kayıplarıyla güya ‘alın öyleyse' diyorlar. Numaralarının çok basit bir düzenekle işlemesi ne kadar zayıfladıklarını gösteriyor. ABD şimdiye kadar hiç bu kadar çocuksu bir oyunla sobelenmemişti. Rabbimiz 15 Temmuz ikramı ile inşallah zalimleri kendi dertleriyle uğraşacak kadar küçülüp dağıldıkları günleri de gösterecektir.

Gelelim değişmeyen gündeme. Olağanüstü hal içinde her şeyi olağan kural ve kaideler içinde analiz etmenin çok gerçekçi olmayacağı açık. Ancak tüm insan haklarının olağanüstü hal diye iptali de kabul edilecek bir durum değildir. Toplumda oluşturulan meşruiyet algısı da hiçbir hukuksuzluğa gerekçe kılınamaz.

Şimdi iki hata dikkat çekicidir. Birincisi, FETÖ terör örgütünün finans, bürokrasi, eğitim ve diğer alanlarına müdahale ederken tüm maddi kurumlarına el konurken ve on binlerce kişinin işine son verip yine binlerce kişiyi tutuklarken aynı müdahalenin ABD'nin dağda eğitip donattığı diğer malum terör örgütüne yapılmaması. Kaldı ki diğerinin de sivil yapısı güçlü ve aynı şekilde eğitim, sağlık, ulaşım gibi devletin birçok yaygın faaliyet alanında onlar da görevdeler. Bu kadar kanlı eylemi sivil destekleri olmadan yapmaları mümkün değil. Ve mademki darbeye kahramanca direnen halk, 15 Temmuz gecesi, ‘irademe dokunan karşısında beni bulur' demiştir. O zaman halkın verdiği bu pozitif sinerji, Mardin'i de Diyarbakır'ı da her türlü hainden kurtarmaya yeter de artar da.

İkincisi de, FETÖ terör örgütüne sanki herkesin aynı nedenle karşı olduğunu zannetmek ve özellikle ekranlarda sürekli arz-ı endam eden laik Kemalistleri FETÖ'nün tek mağduruymuş gibi lanse ederek halkın devrimini adeta onlara hediye etmek. 1920'lerde Anadoluyu işgal eden batılı güçlere karşı halkın gösterdiği direnişi çalıp bununla kendi İslam düşmanı ideolojilerini nasıl ki bu halka dayattılarsa bugün de benzer bir akıl tutulmasına seyirci kalma gafletine karşı uyanık olmak gerek.

Evet, FETÖ terör örgütünün fikirlerinden yaptıklarına kadar olumsuz etkilediği bir çok kesim var. Ama şunun altını özellikle çizelim. Gelinen noktada laik Kemalistlerin FETÖ düşmanlığı, bunların halkın iradesine karşı darbe girişiminde bulunup yüzlerce insanı katletmelerinden kaynaklanmıyor. Çünkü onlar daha önce ‘ordu göreve' sloganlarıyla defalarca ifşa olmuş ve geçmiş darbeleri de laikliği koruma amaçlı olduğu için dolaylı olarak savunan kimselerdir.

Kemalist ve sol cenahın FETÖ üzerine daha çok cemaat ve İslami yönünü öne çıkararak gittiklerini görmek lazım. Onlar gerçekte FETÖ'ye değil İslam'a düşmanlar ama öyle müthiş bir fırsat yakaladılar ki, şöyle diyorlar: ‘işte bakın bunlar Kur'an ve Hadis de okumuşlar, bunlar namaz da kılmışlar o halde bunlar da suç sayılmalı. Bunların kadınları başörtülü, o zaman bakın başörtüsüne neden karşı olduğumuzu anladınız, tekrar yasaklanmalı. Kur'an kursu, tarikat, cemaat, sohbet, hacı, hoca ne varsa hepsi suçlu, tüm İslami usuller, araçlar hepsi tartışılmalı..'

Ve hâ bire halkın algısını değiştirmek için çabalıyorlar ve şunu yayıyorlar: “Sakın bundan böyle hiçbir cemaat, grup, İslami dernek, vakıf ve faaliyet içinde yer almayın, sizi de böyle kullanırlar, siz de böyle rezil olursunuz. Sakın birilerinin tavsiyeleri ile hareket etmeyin. Aman ha size vaaz veren kişilere itibar etmeyin, dediklerini yapmayın vs.” Tabi etkili olması için de FETÖ'nün kendilerini haksız yere kumpaslarla harcadıklarını da ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Hükümet de, ‘düşmanımın düşmanı benim dostumdur' diyerek bu masum(!) laik Kemalistlerin her birine trilyonlarca tazminatın yanında görev ve itibar iadesinde kusur etmiyor.

Hükümetin FETÖ üzerine giderken “bizi aldattılar” filan demesi haydi anlaşılır bir durumdur da, ‘geçmişten beri sızmaları şöyle sinsice, dini anlayışları şöyle mankurtça, ülkemize karşı ABD ve diğer Batılı ülkelerle ilişkileri böyle haince' diye devam eden değerlendirmeler biraz komik kaçıyor. Herhalde iki senede sızmadılar ya da iki yıl önce Mars'tan inmediler, ABD ile de yeni evlenmediler..

Ve FETÖ'ye en sert tepkisiyle ciddi takdir toplayan MHP lideri Bahçeli. O da konuşmasını ‘Ne mutlu Türküm Diyene' ile bitirirken neye niçin karşı olduğunu özetliyor.

Her neyse FETÖ terör örgütüne karşı her kesimin ortak bir noktada buluşması iyi bir gelişme. Ancak dumanlı havayı fırsat bilen diğer modern kılıklı terörist ruhluların tatlı sözleriyle gizledikleri maksatlarına karşı dikkatli olunsun diyoruz hepsi bu.

Önceki ve Sonraki Yazılar