Değişen dengeler ve Cemil Bayık'ın açıklaması

Hızla değişen Türkiye gündeminde değişik rollerin ortaya çıktığı bir zaman dilimini yaşıyoruz… Rus uçağının düşürülmesi… Hendeklerin kazılması ve buna karşı sokağa çıkma yasakları... Tahir Elçi'nin -soru işaretleri ile dolu- öldürülmesi gibi… Bu dengeler içerisinde Cemil Bayık'ın açıklaması dikkat çekiciydi. Bugüne kadar tahmin edilen, fakat bu derece dobra bir açıklama ilk defa görülüyordu. PKK yöneticilerinden olan Cemil Bayık, BBC servisine yaptığı açıklamada, “ne HDP ne de APO… Silahlı güçlerin çekilmesine ancak biz karar veririz. Önder APO rehinedir ellerinde, bu koşullarda hangi kararı verebilir? APO'nun böyle bir çağrısı olamaz… Olsa da biz karar veririz. O bizi ilgilendiriyor çünkü pratiği biz yürütüyoruz”

Bayık'ın bu yaklaşımı “malumun ilanı” olarak görülebilir. Amiyane tabirle “kafamıza yatmayan bir şey söylerse takmayız” şeklinde bir izahat söz konusudur. İşte, devlet-hükümetin okuyamadığı noktalardan en önemli sonuç... Yıllardır çözüm sürecinde Abdullah Öcalan ve HDP üzerinden sürdürmek istediklerinin kocaman bir okumama felsefesi. Evet, çözüm sürecinde Abdullah Öcalan, çıkmaya karşılık ikna edilmişti. HDP de siyasetin verdiği kaymaklarla bu sonucu istiyordu. Bu iki istek, devlet ve hükümeti umutlandırmış, bu umut sayesinde bölgenin bu hale gelmesine sebebiyet veren boşluklara göz yumulmuştu. Bu iki denklem üzerinden sürdürülen çözüm sürecinde rapor hazırlayan “ferasetli sorumlu bakanlar!” hep olumlu tavırları gündemlerine almış, olumsuzluklara “tevil mantığıyla” kılıf giydirilmişti. Mesela bölgede kesilen yollara bulunan kılıf; YDGH'nin kontrolsüz bir gençlik olduğu, bunların dikkate alınmaması gerektiği, aslı unsurların İttifakı halinde bunların işlevsizliği… Kurulan mahkemeler ve halktan alınan haraçlara karşılık; bunların mafyavari bir çıkar çetesi olduğu, PKK'yı temsil etmediği raporu… Bölgeye yığılan silahların, aslında silah tüccarlarının işi olduğu, ittifak halinde bunların temizlenebileceği… Buna benzer “tevil mantığıyla” çözüm sürecini çıkmaz sokağa kadar getirdiler. PKK'yı okuyamamaları ve içindeki “çok başlılığı” göz ardı etmeleri bugünkü tabloyu ortaya çıkardı. Bugün ise değişen dengeler ve hükümetin “operasyonlar devam edecek” açıklamaları Cemil Bayık gibilerin dengelerini bozmuş ve muhatap alınmak için her türlü yolu deniyor. Daha önceleri her meselede İmralı'yı gösterenler bugün onun işlevsizliğinden aleni olarak söz etmekteler. Bu sonuç taban içerisinde ciddi sorgulamalara sebebiyet vermiş durumdadır. Çünkü taban, tavanın yapmak istediğini anlamakta zorlanıyor. Bir “harakiri” hamlesiyle kendi ayağına değil kalbine kurşun sıkan PKK'nın bundan sonraki hamlelerini okumakta zorlanıyor.

Bunların yanında PKK, siyasi propagandası için heyecanı yüksek, fikriyatı eksik 16-17 yaşlarındaki körpe gençleri hendeklerin başında tutmakla resmen ölüme gönderiyor. Salı günü Mardin'in Derik ilçesinden iki saatlik sokağa çıkma yasağının kaldırılması sonrasında bir vatandaşın anlattıkları ibret vericiydi. Bizzat konuştuğum şahıs; evimizin elli metre ötesinde hendek kazdılar ve 16 yaşındaki bir gencin elinde uzun namlulu bir silah vardı. Silahı bile taşımaktan aciz… Karşı tarafta ise panzer, kobra olarak tabir edilen zırhlı araç ve bir tank… Bunun yanında yüzlerce güvenlik güçleri… Bu genci gönderen kişiye ulaştım ve böyle bir eylemin intihar olduğunu söyledim. Buna karşılık “hain misin?” ikazıyla karşı karşıya kaldım. Sokağa çıkma yasağının üçüncü gününde hendek ve çocuk birlikte havaya uçtular. Çocuk öldü…

Şimdi Allah aşkına bu organizeyi yapan akıl, bu gençlerin ölümü üzerinden siyaset yaparak hangi yere varabilir. O çocukları bile bile ölüme gönderen akıl nasıl Kürtçü olabilir. Herkes biliyor ki bu şekildeki bir eylem yöntemi sonuç vermez ve tek zarar gören Kürt halkıdır… Netice olarak Cemil Bayık gibileri bozulan psikolojileriyle tekrar muhatap alınmak için mantıksız eylemlerle Kürt gençlerini kurban ederken yıllardır “serok” dediklerini de bir çırpıda sattılar. Kürt halkı bunları artık sorguluyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar