Doğudan batıya akan güneş

Daha önceleri, doğu ve güneydoğu dediğimiz “Kürdistan” coğrafyası çok değişik ve farklı kalabalıklara sahiplik etmişti. Her şey Amed'den başladı. Küçük bir salonda başlayan Muhammed'i sevda meydanlara sığmaz oldu. Artık bu bölge Muhammedi kalabalıklara sahiplik ediyor. Artık bu coğrafyada doğan Muhammed'i Nur'u her tarafa akıtacak Peygamber Sevdalıları meydanları hınca hınç dolduruyorlar. Bu coğrafyada yatan birçok peygamber, evliya ve ashabın bereketli ruhlarının nuru, Muhammedî Sevda'yla birleşmiş ve bir güneş gibi yükselmektedir. Geçen pazar, Amed'de yine buna şahitlik eden yüz binlerce şahıs vardı. Ancak geçen yıl bu meydanda olan ve “Kobané” bahanesiyle gözü dönmüşler tarafından şehit edilen Yasin Börü ve arkadaşlarının, kutlu doğumda “ana tema” olarak görülmesi ve konuşmacılar tarafından dillendirildiklerinde; kendinden geçen her yaştaki şahısların tekbirleri başka bir anlam taşıyordu. Oradaki kardeşlerin, onların yolunda oldukları ve onlar gibi şehit olma duygusu bambaşka bir mesajı taşıyordu. Yasin Börü ve arkadaşları aziz oldukları gibi bu topluluk da “aziz” olmaya talip bir tablo vardı. Zira tarih boyunca Muhammedî davaya ve sevdaya sahiplik edenler aziz olmuşlardır. Binlerce Mekke'li arasında Muhacir'leri aziz eden ve bu günlere kadar anlatmamıza sebebiyet veren Muhammedî sevdaydı. Binlerce Medine'li arasında Ensar'ı “Ensar” yapan Muhammedi sevdaydı. Ve binlerce köle arasında Bilal-i Habeşi'yi “Hz Bilal” yapan yine bu bağlılık ve sevdaydı. Yüce Allah; Peygamber Sevdalıları'nı da aziz etmiştir. Muhammed'i nur'un sancaktarlığını yapan doğulu kardeşlerimiz bu nur'u batıya taşımanın ilk adımlarını atmıştır. Türkiye'nin batı illerinden gelen birçok kişi bu sevdaya şahitlik etmiş ve onlara yeni bir bakış açısı kazandırmıştır. Bu camiayı tanımayanlar ve yıllardır üzerlerine kara bir kâbus gibi inen iftiraların ne denli büyük karalama olduğunu bir nebze de olsa anlıyorlardı. Doğudan çıkan güneşe ve etrafında pervane gibi dönen azizlere şahitlik ediyorlardı.

Bu tablonun kolayca oluşmadığını anlamışlardı. Bu bölgenin acımasızlığı içerisinde yüzlerce Şehit, Muhacir, Gazi ve Yusufi'lerin sabırları ve dualarının bunda büyük bir rol oynadığını anlıyorlardı. O meydanda birçok çileyi yaşayan ve yaşamaya talip azizler sayesinde olduğunu az da olsa anlıyorlardı. Platformdan bunu ima eden konuşmacı kardeşler batıdaki cemaatlere ve gruplara bunu haykırıyorlardı. Samimi olup da bu camiayı yanlış anlayan kardeşlerimize mesaj gönderiliyordu. Bu hakikati görenlerin samimiyeti ve hiçbir etnik unsuru öne sürmeden kabul etmeleri büyük bir umut ve aşama olarak önümüzde duruyor. Bu kapı aralanmıştır. Artık bu kapıyı daha fazla zorlamak ve sonuna kadar aralamak yine Peygamber Sevdalıları'na düşecek gibi görünüyor. Diyarbakır'daki son etkinlik biraz daha kapıyı aralamıştır. Birileri ısrarla bu kapıyı kapatmaya çalıştıysa da başaramamışlardır. Kuvvetli bir iman ve birbirlerine kenetlenmiş yüz binlerin manevi salâvatları ve tekbirleriyle bu kapıyı sonuna kadar açmaya söz vermişler.

Bu sevdaya karşı duran tarihteki Ebu Cehil'ler ve Ebu Leheb'ler bunu başarmadıkları gibi, zamanın Ebu Cehil'leri de başaramayacaklardır. Bu sevdaya karşı duranlar kaybetmişlerdir. Çünkü Muhammed'i aşk bir nur'dur, bir güneştir. Bunu çamurla kapatmak isteyenler her zaman yanılmışlar ve zelil olmuşlardır. Buradan onlara da sesleniyoruz. Zamanınız varken gelin Muhammedî şemsiyenin altına girin ve kurtulun. Onun o engin düşüncelerini, kâmil ruhunu ve insanlık için gösterdiği çabayı tanıyın. Bununla kendi hastalıklarınızdan, çıkmazlarınızdan ve buhranlarınızdan kurtulun. Bu “nur” doğu'dan doğmuştur ve bütün batı'yı aydınlatacaktır. Bu güneşi bir kez daha Amed'de gördük. Sönmeyecek bu güneş başta Peygamber Sevdalıları'na olmak üzere herkese kutlu olsun, mübarek olsun!

Önceki ve Sonraki Yazılar