Dünden bugüne Haşimi Rafsancani

Dünden bugüne Haşimi Rafsancani

1979 yılında İran'da gerçekleşen İslam İnkılabının önde gelen isimlerinden olan Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin 80 yıllık ömrüne sığdırdıkları, önemli bir mücadeleyi özetliyor.

10 gün önce hayata gözlerini yuman Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin 80 yıllık hayatında çok önemli dönemeçler bulunurken, hiç şüphesiz İran İslam İnkılabının da önde gelen isimleri arasında yer aldı.

İran siyasetinin önde gelen ismi Rafsancani; Kur’an-ı Kerim müfessiri, Rejimin Maslahatını Belirleme Konseyinin bir önceki başkanı, Uzmanlar Meclisi Tahran Milletvekili, İslami Özel Üniversite Kurucular Kurulu ve Mütevelli Heyeti Başkanıydı. Kendisi İran İslami Şura Meclisinin ilk başkanı ve 1989-1997 yılları arasında 2 dönem art arda İran’ın 4'üncü Cumhurbaşkanlığını yaptı. Rafsancani, İran İslam Cumhuriyetinin en etkili siyasi figürü olarak tanınıyordu. Uzmanlar Meclisinin her döneminde milletvekilliği yapan Rafsancani, ayrıca 2007-2011 yılları arasında Uzmanlar Meclisi başkanlığını yürüttü.

Haşimi Rafsancani 2005 yılında cumhurbaşkanlığı seçimlerine katıldı fakat seçimleri kazanamadı. Böylece o yıl Ahmedinejad 2'inci dönem için de cumhurbaşkanı seçildi. 2009 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Haşimi ve ailesi açık bir şekilde reformcuların adayı olan Mir Hüseyin Musevi’yi destekledi.

Rafsancani 2013 yılında 4'üncü defa cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday oldu ama Rejimin Maslahatını Belirleme Konseyi tarafından cumhurbaşkanlığı için gerekli salahiyetleri bulundurmadığı gerekçesiyle adaylığı kabul edilmedi. Hasan Ruhani ve Rafsancani’nin yakın ilişkileri ve seçim propagandalarında Rafsancani’nin Hasan Ruhani’yi desteklemesiyle Hasan Ruhani cumhurbaşkanlığına seçildi. 

Kişisel hayatı ve ailesi  

Haşimi Rafsancani 1934 yılı Ağustos ayının 25'inde Rafsancan ilçesine bağlı Behreman köyünde nispeten zengin bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Kendisi Mirza Ali Haşimi Behremani ve Mah Bibi Seferiya’nın 9 çocuğundan biridir. Babası az bir medrese eğitimi almış, Rafsancan’ın Nuk beldesinin bağ sahiplerinden ve fıstık tacirlerindendi. Ekber Haşimi’nin eğitimi 5 yaşında Nuk beldesinde bir medresede başladı. 14 yaşında Kum şehrine giderek kendini ilme adadı.

Haşimi Rafsancani’nin Kum İlim Havzasındaki hocaları; Seyit Hüseyin Tabatabayi Burucerdi, Ruhullah Humeyni, Seyit Muhakkık Damad, Muhammed Rıza Golpaygani, Seyit Muhammed Kazım Şeriatmedari, Abdülkerim Hairi Yezdi, Şehabeddin Necefi Mereşi, Muhammed Hüseyin Tabatabai ve Hüseyin Ali Münteziri’dir.

Medresede Ruhullah Humeyni’nin etkisiyle siyasete yöneldi ve o zaman hükümette olan Muhammed Rıza Pehlevi ve onun 'Beyaz Devrim'ine karşı çıktı. Ruhullah Humeyni'nin sürgün edilmesiyle Haşimi'nin Şahla mücadelesi sürdü ve Humeyni'nin temsilciliğini üstlenmesiyle de ülkedeki rolü giderek renklendi. Devrimcilerin batı karşıtı görüşlerine rağmen o, Doğu'da Japonya ve Batı'da da Birleşik Devletlerin 20 eyaletine seyahatte bulundu.

1958 yılında, İslami bir aile olan Seyit Muhammed Kazım Tabatabai Yezdi soyundan gelen İffet Mereşi adında bir bayanla evlendi. Bu evlilik neticesinde Fatma, Muhsin, Faize, Mehdi ve Yasir isminde 5 çocuk sahibi oldu. 2 kızı kendisinin cezaevi arkadaşı ve Reşt Şehrinin eski Cuma İmamı olan Hasan Lahuti Eşkuri'nin biri doktor ve diğeri diş hekimi olan iki oğlu ile evlendiler. Kızları arasında sadece Faize Haşimi siyasete atıldı ve bir dönem İran İslami Şura Meclisinde milletvekili oldu. Fatma Haşimi ise kuruluşundan beri Özel Hastalıklar Kurumunun başkanlığını üstlendi. Muhsin Haşimi Tahran Metrosu eski başkanı ve daha sonra İslami Özel Üniversitesinin Kalkınma Müdür Yardımcısı oldu. Mehdi Haşimi ise Yakıt Verimliliği Kurumu Başkanı ve İslami Özel Üniversite Araştırma Merkezi Başkanı gibi sorumlulukları üstlendi.

Siyasi hayatı / İnkılap öncesi mücadele dönemi

Haşimi Rafsancani inkılap sürecinde ve sonrasında da günümüze kadar etkili olan simalardan biriydi. Kendisinin Ayetullah Ruhullah Humeyni'yle arkadaşlığı 1951 yılı sonlarına doğru başladı. Fakat siyasi faaliyetlerine 1960'lı yıllarda başladı. İnkılaptan önceki dönemde de Humeyni'ye çok yakındı.

Haşimi, inkılaptan önce de Şah'ın "modern" (Beyaz Devrim) programlarının muhalifi olarak tanınırdı. Ruhullah Humeyni'nin sürgün edilmesiyle, Rafsancani İran'da kaldı ve bu programlara muhalefet etmeye devam etti. Bu muhalefetler sonucu 1958-1978 yılları arasında 7 kez cezaevine konuldu. Toplamda 4 yıl 5 ay cezaevinde kaldı.

İslam Devriminden önce Rafsancani'nin görevi, muhalif konuşmalar yapmak ve basım-yayın işleriyle ilgilenmekti. Ruhullah Humeyni sürgündeyken, Rafsancani Devrim Çalışmaları Mali İşlerini ve diğer devrimci gruplarla iletişim görevini üstlendi.

Haşimi'yle irtibatı olan gruplardan biri İslami Koalisyon Partisiydi. Bu grup Hasan Ali Mensuri'nin suikastıyla suçlanıyordu. Haşimi'nin cezaevine girmesinin nedenlerinden biri de bu grupla irtibat halinde olmasıydı.

Devrimden Ruhullah Humeyni'nin Vefatına Kadar

Devrimden sonra Haşimi, İslam Devrimi Şura Konseyi üyelerinden biri oldu. Bu konseyin ilk oluşumundan beri, üyeler arasında en güçlü simalardan biriydi. Bir müddet Bakan Yardımcılığını ve daha sonra Başkanlığını üstlendi.

Haşimi, geleneksel sağcı bir örgüt olan; Mücahit İmamlar Cemiyetinin Kurucusu olan 28 üyeden biriydi. Ayrıca devrimin ilk yılında İslam Cumhuriyet Partisi kurucu üyesiydi. Yıllar sonra Ruhullah Humeyni'den bu partiyi feshetmesini istedi.

Haşimi, İran siyaset sahnesinde en fazla siyasi zekâya sahip olan kişi olarak bilinir. Öyle ki bu yeteneği ve Ruhullah Humeyni'nin ona olan sonsuz güveni sayesinde devrimden sonraki rolünü de her geçen gün arttırdı. Kendisi Humeyni'nin en yakını ve adeta onun gözü ve kulağı rolünü ifa ediyordu. 1979 yılında kurulan İran İslam Devrimi Muhafızları da kendisinin çabaları sonucu kuruldu.

Haşimi Rafsancani, Ayetullah Humey'nin çizgisini izleyen üniversite öğrencilerinin 4 Kasım 1979 yılında Amerikan Büyükelçiliğindekileri rehin alma krizi hakkında "Bu eylem İran tarihinin en büyük eylemlerinden biridir." dedi. Ama devrimin 10'uncu yıldönümü münasebetiyle verdiği bir röportajda bu meseleye değinerek "Yıllarca edindiğim tecrübelerden sonra, rehin alma eyleminin yanlış olduğuna kanaat ettim." dedi.

Devrimden sonra ilk seçim kanunu, Rafsancani'nin katkısıyla hazırlandı. İlk meclis seçimlerinde bu kanun parlamentoya girdi. Rafsancani 28 Mayıs 1980 yılında İslami Şura Meclisinin ilk başkanı oldu. 1981 yılı baharında Ebu Hasan Beni Sadr'ın siyasi yetersizlik sebebiyle başkomutanlık görevinden alınmasında kilit rol oynadı.

1980 yazında Meclisin çıkardığı bir kanunun Koruyucular Konseyi tarafından veto edilmesi sonrasında Meclisin bu vetoya yaptığı itirazı, Ruhullah Humeyni'ye bildirdi ve ilk defa yasal bir yöntem ile Koruyucular Konseyi tarafından yasadışı görülen kanunların düzeltilmesi için yol bulunmasını sağladı. Bu yöntem daha sonraları Rejimin Maslahatını Belirleme Konseyinin kurulmasına sebep oldu. Kendisi de bu konseyin başkanı oldu.

İran'da yapılan 3'üncü cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Haşimi, oyunu Seyit Ali Hamanei için kullandığı sırada; bu oyun Humeyni'ye, İmamlara ve Meclise ait olduğunu söyledi. 1980'li yılların ortasında Mir Hüseyin Musevi ve Ali Hamanei'nin anlaşmazlıkları sırasında, Haşimi iki tarafın görüşlerine karşı tarafsız kalıp orta bir yol izledi.

Haşimi, İran-Irak Savaşı sırasında, Meclis Başkanlığıyla beraber, Tahran Geçici Cuma Namazı İmamlığı (30 yıl boyunca) yaptı. 1982 yılında Mustafa Çamran'ın şehit edilmesinden sonra Yüksek Savunma Konseyinde imam Humeyni'nin temsilcisiydi. İran-Irak Savaşı'nın son aylarında Başkomutan Vekiliğini ifa ediyordu. Ruhullah Humeyni'nin Irak'la yapılan savaşın bitirilmesi kararını almasında Haşimi'nin büyük rolü vardı. Haşimi'nin 1988 yılında İmam Humeyni tarafından Başkomutan Vekili olarak atanmasından tam üç ay sonra İran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 598 sayılı resmi kararnamesini kabul etti.

Birinci dönem cumhurbaşkanlığı

Haşimi, Ali Hamanei'nin Dini Lider olabilmesi için çaba harcadı. Haşimi, Uzmanlar Konseyinde Ruhullah Humeyni'nin hayattayken yerine geçmesi için Hamanei'yi uygun gördüğüne dair bir anıyı paylaştı. Haşimi, Hamanei'nin yardımıyla anayasada bir takım değişiklikler yapıp Hamanei'nin taşıdığı şartları da kapsamasını sağladı. Örneğin; rehber olmak için şart koşulan Taklid Mercii olma şartı, Haşimi'nin yardımıyla 1979 anayasasından çıkarıldı. Hamanei'nin dini rehber olması Haşimi'ye göre "halk için çok iyi bir haber" idi. Ali Hamanei'nin rehberlik döneminin başlamasıyla birlikte Haşimi de Rejimin Maslahatını Belirleme Konseyi başkanlığına atandı. Haşimi'nin büyüyen gücü Ruhullah Humeyni vefat ettikten sonra da sürdü ve 1995 yıllarına kadar devam etti ve "İmar Kumandanı" lakabını aldı.

İkinci dönem cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanlığının 2'inci döneminde ve 1990'lı yılları Başlarında ABD ile ilişki kurmaya meyilli olduğunu izhar etmeye çalıştı. Fakat başarılı olamadı. Cumhurbaşkanlığının 2'inci döneminin sonlarında, Almanya'da Mykonos Suikast Dosyası ile ilgilenen mahkeme, Ali Hamanei ve Haşimi Rafsancani'yi bu suikastı düzenlemekle suçladı. Söz konusu suçlama İran ve Avrupa arasında bir krize neden oldu. Bu kriz Muhammed Hatemi'nin cumhurbaşkanlığı dönemine kadar devam etti.

Aynı zamanda Haşimi Hükümetinin yetkilileri, İslam'la ilgili olarak yeni modern bakış açısını halka anlatmaya başladılar. Bu dönem birbirlerinden tamamen farklı iki İslamcı kesimin karşı karşıya geldiği dönemdi. Haşimi, ikinci dönem cumhurbaşkanlığının başlamasıyla, tüm enerjisini ve siyasi potansiyelini bu iki kesimin barışması yolunda harcadı. Geleneksel imamlar üzerindeki etkisini, dengeyi sağlayabilmek için kullandı. Ekonomik ve kültürel sahalarda hükümetin yeni ve verimli bir biçimde yeniden yapılanmasını sağlamaya çalıştı. Irak'la yapılan savaş dönemine oranla ekonomik ve sosyal alanlarda büyük farklılıklar ortaya koydu.

Bu arada Hamanei'nin rehberliğindeki geleneksel kanat, Haşimi'nin ülkede uyguladığı ekonomik politikayı onaylamakla birlikte onun kültürel politikasını ve Batı fikriyatına yönelik temayülünü kabul etmiyorlardı. Bu durum muhafazakâr kesimin dış politikanın oluşturulmasında Haşimi'yle giderek farklılaşmasına ve bu nedenle de karmaşık anlaşmazlıkların ortaya çıkmasına sebep oldu. Muhafazakârların görüşüne göre, Haşimi döneminde savaştan sonra sağlanan huzur, imar ve ekonomik kalkınma takdire şayandı. Öte taraftan Batı'yla ilişkilerin normalleşmesi halinde bu durumun ülkede kültürel bir işgale yol açacağı kaygısı içerisindeydiler. Onlara göre Haşimi'nin politikası Ayetullah Humeyni'nin ortaya koyduğu öğretiler doğrultusunda değildi.

Söz konusu karmaşık durum içerisinde sol kanat, diğer kanatların aksine Haşimi ve Hamanei gibi güçlü bir rehbere sahip değildi. Böylelikle giderek gücünü kaybedip ülkenin siyasi sahnesini terk etti. Bununla birlikte Haşimi, cumhurbaşkanlığı dönemi süresince şu sözlerinin altını kalın çizgilerle çizerdi: "İmamın çizgisinde olanların bizimle herhangi bir ihtilafı söz konusu değildir." Bu düşünceye dayanarak Haşimi'nin kabinesinde sol kanattan bakanlar da mevcuttu. Bu dönemde yarı düzenli bir ordu olan Ensar-ı Hizbullah adlı grup zamanla yapılandı.

Reform Dönemi

2'inci dönem cumhurbaşkanlığının sonuna doğru yaklaşılırken, Meclis Kültür Komisyonu anayasada bir kanun değişikliği yaparak Haşimi'nin üçüncü kez de cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasına yol açan bir düzenleme yapmak istedi. Fakat bu icraata derhal itiraz edildi. Haşimi de bu yapılmak istenilen girişimi fırsat bilerek reformcular ile reform yolunu seçti. İlkin birkaç ay boyunca Mir Hüseyin Musevi'yi seçimlere katılması için ikna etmeye çalıştı. Mir Hüseyin Musevi seçimler de aday olmayı kabul etmeyince, 1991 yılında kabineden ayrıldıktan sonra danışmanı olan Seyit Muhammed Hatemi'yi aday olarak destekledi.  Haşimi, Muhammed Taki Misbah Yezdi gibi aşırı muhafazakârlara tepki olarak şu uyarıda bulunuyordu: "Halkın güvenini kaybetmek, AIDS'ten daha tehlikelidir."

Cumhurbaşkanlığı döneminin bitiminden iki sene sonra 2000 yılında Tahran Milletvekilliği için 6'ıncı Parlamento seçimlerine katıldı ve kazandı. Buna rağmen Haşimi Rafsancani yemin töreninden önce bu görevinden istifa ettiğini bildirdi.

Hatemi, her ne kadar Cumhurbaşkanı unvanıyla Muhammed Haşimi'yi (Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin kardeşi) yardımcısı olarak tayin etse de bu dönem de Ekber Haşimi'nin gücü düşüşe geçti. Öyle ki her iki kanatın aşırı uçlarının hedefi olmuştu. Seri cinayetler olayı sırasında Ekber Genci, yazdığı Kırmızgiyinen Beyefendi ve Gri Beyefendi makalesinde onun söz konusu cinayetlerdeki rolüne değindi. Tahran Belediye Başkanı ve onun kilit müttefiklerinden biri olan Golam Hüseyin Kerbasçi hapis cezasına çarptırıldı. Tüm bunlar içerisinde önemli derece de gücünün azalmasına rağmen, yine de önemli bir organ olan Rejimin Maslahatını Belirleme Konseyi başkanlığını devam ettirdi.

İmar

İmar dönemi; Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin cumhurbaşkanlığının iki dönemi olan İran İslam Cumhuriyetinin 2 Ağustos 1989 ile 3 Ağustos 1997 yılları arasında hükümette olan beşinci ve altıncı hükümetler dönemine deniliyor. Devrimden sonra başlayan beş yıllık ekonomik kalkınma programı bu hükümet tarafından gerçekleştirildi. Serbest Piyasa Ekonomisi Politikası ve Antitröst kanunlarının çıkarılması, kendisinin en etkili faaliyetlerindendir. Hükümetin önünde duran en büyük sorun, 8 yıllık zor bir savaştan sonra geriye kalan yıkıntıların imarı sorunuydu. Bu yıkıntıların en kısa zamanda yeniden inşa edilmesi gerekiyordu. Bunun için Haşimi, devletin ekonomi bakanlıklarından, teknokrat eğilimli bakanlardan yardım aldı. Ayrıca Haşimi, inşaat projelerine ayrılan bütçenin, devletin diğer faaliyetlerine ayrılan bütçeye oranla çok daha fazla olmasını sağladı.

Mykonos Mahkemesinde mahkûmiyet

Avrupa ve Almanya'da İran İslam Cumhuriyeti muhaliflerinin gizemli bir şekilde öldürülmeleri ve son olarak 1992 tarihinde Mykonos restoranı suikastından 5 yıl sonra Alman mahkemesi bir hüküm verdi. Bu hükme göre bir kısım İran vatandaşı ve Almanya'daki Lübnan vatandaşı ve İran İslam Cumhuriyeti Makamlarında olan dört kişinin bu suikastla ilişkileri olduğu gerekçesiyle mahkûm edildiler. Bu dört kişi; İran İslam Cumhuriyetinin Dini Lideri Seyit Ali Hamanei, dönemin İran Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani, dönemin Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti ve dönemin Milli İstihbarat Bakanı Ali Fallahiyan idi.

Reformdan sonraki dönem

Ayetullah Haşimi 2005 yılında yapılan cumhurbaşkanlık seçimlerine tekrar katıldı. Seçimin 1'inci evresinde Mahmud Ahmedinejad'dan daha fazla oy almasına rağmen, 2'inci evrede oyların yüzde 36'sından fazlasını alamadı. Aslında seçmenler birini tanıyıp diğerini tanımadıkları 2 aday arasından, tanımadıklarını seçmeyi tercih etmişlerdi. Yapılan bazı analizlere göre Haşimi'nin serveti, seçimleri kaybetmesinin nedenlerinden biri olarak görüldü. O da Mehdi Kerrobi ve Mustafa Muin gibi seçim sonuçlarına itiraz etti. Haşimi, seçimlerden sonra yapılan bazı eylemlerin ve organize edilen bir takım müdahalelerin 2005 yılı seçimlerinin sonuçlarını kirlettiğini öne sürdü.

2008 yılında Uzmanlar Meclisindeki başarısı, muhafazakâr kanat karşısında uğradığı başarısızlıkların telafisi için bir fırsat oluştu. Haşimi, Tahranda diğer adaylara göre daha fazla oy almayı başarmıştı ve başkentin birinci temsilcisi olmuştu. Daha sonra Ahmet Cenneti'yle rekabeti neticesinde, Uzmanlar Meclisi Başkanı oldu. Uzmanlar Meclisi, gerektiğinde oyların üçte ikisiyle, Hamanei'nin Dini Liderliğine son verebilecek olan önemli bir organ olarak biliniyor.

Seyyit Ali Hamanei 19 Temmuz 2009 Cuma Hutbesi

Ahmedinejad ve Haşimi arasındaki gerginlik 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde açık bir şekilde kendini gösterdi. 3 Temmuz 2009 tarihinde Mahmud Ahmedinejad ve Mir Hüseyin Musevi'nin bir televizyon tartışmasında Ahmedinejad, Haşimi Rafsancani'nin ailesine yönelik bazı suçlamalarda bulundu. Haşimi de seçimlerden tam üç gün önce Hamanei'ye açık bir mektup yazdı ve Ahmedinejad'ın iddialarını yalan, iftira ve çelişki olarak nitelendirdi. Hamanei de 10 gün sonra 19 Temmuz Cuma namazında şöyle söyledi:

"Ben 1957 yılından beri yani 52 yıldan bu yana Haşimi Rafsancani'yi yakından tanıyorum. Haşimi Bey mücadele faaliyetleri zamanında başat aktörlerdendi. Devrim öncesinin en ciddi ve azimli mücadelecilerindendi. Devrimden sonra İran İslam Cumhuriyetinde İmam Humeyni'nin nezdinde en etkili şahıslardandı. İmamın vefatından sonra da hep liderliğin yanında olmuştur. Bu adam şimdiye kadar defalarca şehadet sınırına kadar gitmiştir. Devrimden önce malını devrim için harcar ve mücahitlere verirdi… Şu ana kadar devrimden kendisi için bir rant sağladığına dair bir bilgim yoktur."

17 Ağustos 2009 seçimlerinden sonra Haşimi anormal sessizliğini bozdu. Tahran Cuma namazı hutbelerinde Koruyucular Konseyini zaman kaybetmekle suçladı. Halkın gözünde seçim sonuçlarının şüpheli olduğunu dile getirdi. Hükümetten siyasi mahkûmları serbest bırakıp halka güveni geri vermelerini istedi. Cami cemaati ve protestoculardan oluşan toplamda iki buçuk milyonluk bir topluluk oluşmuştu. İran tarihinin en kalabalık Cuma namazında hükümetin müdahalesiyle çatışma çıktı. Haşimi 2 Ağustos 1981 yılından bu yana Tahran Cuma imamıydı ve 400 seferden fazla namaz kıldırmıştı. O günden sonra bu görevini bıraktı.

Haşimi başka bir yerde şöyle söyledi: "Eğer halk bizi isterse hükümette kalırız, aksi halde durmayız. Hükümetin parası var, gücü var ve insanları sokaklarda toplayabilir. Ama karşı taraf bir grup hoca, öğrenci, müdür, zanaatkârdırlar. Besici Güçlerin ve Devrim Muhafızlarının bu halkın karşısında durmaları yanlıştı… Nasıl olurda milyonlarca insan sokaklara çıkıp seçimlerde hile olduğunu söyler ama herhangi bir şüphe oluşmaz?"

2013 yılı İran Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Haşimi Rafsancani 11 Mayıs 2013 yılı cumhurbaşkanlığı seçimleri için kalan son dakikalarda adaylık için ismini yazdırdı.  Fakat Koruyucu Konseyi tarafından bu talep onaylanmadı.  Evet, Haşimi 2013 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylığını sunmuştu fakat Koruyucu Konseyi tarafından fiziksel yetersizlik nedeniyle onaylanmamıştı. Koruyucu Konseyine tepki olarak, Ekber Haşimi'nin haber sayfası bir film yayınladı, filmde; Haşimi yanındaki birkaç kişi ile beraber dağa tırmanıyor ve sonunda, Sinek Çukuru adlı bir şelaleye ulaşınca kendi isimlerini taşın üzerine hatıra olarak yazıyorlardı. Bu film daha sonra Haşimi Rafsancani'nin sayfasından kaldırıldı.  Fakat hâlâ İran'ın bazı haber sitelerinde ve youtube kanallarında bulunuyor. Bu diskalifiyeden sonra analizler, Rafsancani'nin İran'daki siyaset hayatının bittiği yorumlarını beraberinde getirdi.

Ama sonuç olarak seçimlerin sonucu Haşimi'nin lehine bitti. Seçimlerden 2 gün önce Haşimi Rafsancani, Seyit Muhammed Hatemi, Seyit Hasan Humeyni ve Ali Ekber Natık Nuri bir açıklamada bulunarak Haşimi ve Reformculara en yakın olan adayı yani Hasan Ruhani'yi desteklediklerini bildirdiler. Hasan Ruhani seçim sonucunda İran'ın 11'inci Cumhurbaşkanı oldu.

2015 Uzmanlar Meclisi Seçimleri

21 Aralık 2015 "Reformist ve Ilımlılar" diye nitelendirilenlerin Uzmanlar Meclisi 5'inci dönem seçimleri için kapsamlı katılımlarıyla birlikte, Haşimi Rafsancani Uzmanlar Meclisine katılmak için adaylığını ilan etti. 2013 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde diskalifiye edilmesi nedeniyle, Uzmanlar Meclisi adaylığının Koruyucu Konsey tarafından onaylanıp onaylanmaması üzerine çokça soru işaretleri oluştu. 26 Ocak 2016'da Uzmanlar Meclisi için aday olan ve Koruyucu Konsey tarafından adaylıkları onaylananların isimleri yayınlandı. Bu bildiriye göre Reformist ve Ilımlı kesimlerden olan; Seyit Hasan Humeyni, Mecid Ensari, Mahmud Emced ve Seyit Muhammed Musevi Becnurdi onaylanmamakla beraber Haşimi Rafsancani'nin onaylandığını bildirdi. Akabinde Haşimi 6 yıl aradan sonra, İran Radyo ve Televizyon Kurumu Tahran kanalına katılıp doğrudan halka seslendi. İslam Cumhuriyeti ve sisteminin zayıfladığını dile getirdi. Aynı gün içerisinde Haşimi Rafsancani'nin Uzmanlar Meclisi seçimleri için desteklediği Uzmanlar Meclisi adayları, "Halkın Uzmanları" adı altında medyada yayınlandı.

Bu listede Tahrandan, başta Haşimi Rafsancani olmak üzere, Hasan Ruhani, Kurban Ali Deri Necef Abadi, Seyit Muhammed Seccadi Ata Abadi, Seyit Mahmut Alevi, Muhammed Ali Muhedi Kermani, Muhammed Muhammedi Reyşehri, İbrahim Emini, Muhammed İmami Kaşani, Haşim Bethayi Golpayegani, Muhsin Kumi, Muhsin İsmaili, Nasrullah Şah Abadi, Seyit Ebulfezl Mir Muhammedi, Muhammed Ali Tesgiri, Muhammed Hasan Zali yer alıyordu. 16 kişilik listeden 15 kişi Uzmanlar Meclisine girdi. Ekber Haşimi Rafsancani 2.301.492 oy alarak Tahranda, bu döneme kadar Uzmanlar Meclisinde en çok oy alabilmeyi başardı. Bu dönemde Uzmanlar Meclisi Başkanı Muhammed Yezdi ve Muhammed Taki Misbah Yezdi, Uzmanlar Meclisine girebilecek oyu kazanamadılar ve Koruyucu Konsey Genel Sekreteri Ahmet Cenneti ise sonuncu (16) oldu.

Siyasi ve ekonomik perspektifler

Ekonomik açıdan, serbest piyasa taraftarı olan Geleneksel Muhafazakârların aksine Rafsancani karma ekonomiye inanıyordu. Örneğin; büyük sanayi ve ağır vergilerin kamulaştırılmasına inanıyor ve bununla birlikte kültürel alana ilerici bir yaklaşım sergiliyordu. Bu onun sol kanat tarafından da desteklenmesine sebep oldu. Aslında 1979 yılı devriminden sonraki ilk 10 yıl boyunca Rafsancani mevcut görüşle birlikte sol kanatla olan birlikteliğini korudu. 1989 yılında Ruhullah Humeyni'nin vefatından sonra muhafazakârlara daha yakın olmaya çalıştı ve dolayısıyla iki kanat arasındaki ilişkilerde ortak bir nokta haline geldi.

Siyasi açıdan Haşimi Rafsancani'yi takip edenler İran'ın politik yapısında Reformcular olarak görülüyor. İmar çalışmalarını sürdürenlerin büyük bir kesimi onun manevi liderliğinde hareket ediyor.

Haşimi Rafsancani, ülke yönetiminde "Fıkhi Şura" teorisini ortaya atan ilk kişidir. Bazıları, Haşimi'nin fıkhi düzeyi bakımından söz konusu teoriyi ortaya atamayacağını veya konunun incelenmesi gerektiğine ve söz konusu teorinin "Veli-i Fakih" makamını sarsacağını düşündüklerini belirtmişlerdi.   

Özel Üniversite

Haşimi Rafsancani Özel İslami Üniversitenin kurucularından olmakla beraber mütevelli heyeti başkanıdır. Bu üniversite 200 milyar dolardan fazla malvarlığına sahiptir. 2009 seçimlerinde bu üniversite Abdullah Casibi'nin başkanlığında Ahmedinejad'a muhalefet eden merkezlerden biriydi. Ahmedinejad'ın, bu üniversitenin üzerinde hükümetin etkisini artırma ve Haşimi'nin etkisini azaltma çabasında olduğu iddia edilmişti. Üniversitenin Yönetim Kurulu da bu durumun önünü geçebilmek için üniversiteyi vakfettiler ve bu durum parlamentonun da onayından geçti.  Fakat bir grubun baskısı sonucunda parlamento aldığı kararı lağvetti. Sonuç itibariyle 2011 yılında Abdullah Casibi yerini Ahmedinejad'ın destekçilerinden olan Ferhat Danışcu'ya vermek zorunda kaldı. Haşimi Rafsancani ise bu durumu kanuna aykırı olarak nitelendirip, Üniversitenin Kurucular Başkanı olarak Ferhat Danışcu'nun atama hükmünü imzalamayı reddetti. Haşimi'ye yakın olan Hasan Ruhani hükümeti iş başına gelmesiyle birlikte Ferhat Danışcu azledilerek Haşimi'nin eski kabine üyesi olan Hamid Mirzade İslami Özel Üniversitenin başına getirildi.

Günlük tutmaya ilgisi vardı

Haşimi Rafsancani'nin "Günlük Anılar" adında birkaç kitabı var. Günlük hatıralarını yazma nedenini de yazarlığa olan ilgisi olarak açıklıyor. Buna rağmen anılarının bir kısmı güvenlik açısından yayınlanmamıştır. Anılarından, görüşlerinden, konuşmalarından ve verdiği röportajlarından birçok kitap derlenmiştir.

Bunlarla birlikte Cuma namazlarında verdiği tüm hutbeler, röportajlar, yaptığı konuşmalar ve Meclisteki konuşmaları da ayrı kitaplar halinde yayınlanmıştır.

Mücadele Dönemi adındaki kitabı, devrimden önceki anılarını kapsıyor. Bu kitabın bazı bölümleri Haşimi'nin fikriyatını anlamaya pencere açıyor. Kitapta, Ruhullah Humeyni'ye ve fikirlerine olan bağlılığı göze çarpıyor.

Haşimi Rafsancani'nin kitaplarından bir tanesi de "Emir Kebir, Sömürge Karşıtı Kahraman Direnişçi" adlı kitabıdır ve bu kitabında Emir Kebir'in hayatına ve dönemin olaylarına değiniyor. Bu kitap 1968 yılında yayınlandı. Diğer bir eserleri de Kılavuz Tefsiri, Tefsir-i Rahnema'dır. Bu kitabın bir kısmı Pehlevi döneminde cezaevindeyken yazdığı fişlerin derlenmiş halidir.

Eserleri

-Filistin Destanı; Ekber Haşimi Rafsancani, Ekrem Zeiter, Yayınevi: Kum Kitap Bostanı

-Çalışma Kitabı ve Anılar; Ekber Haşimi Rafsancani, Abbas Beşiri, Muhsin Haşimi Rafsancani, Yayınevi: Devrim Maarifleri

-İslami Özgür Bakış Açısı ve İslami Entelektüellik; Ekber Haşimi Rafsancani, Yayınevi: Bord

-İslam Sisteminde ve Kur'an'da Camilerin Yeri; Ekber Haşimi Rafsancani, Yayınevi: Zeyni

-Kur'an Kültürü; Ekber Haşimi Rafsancani, Yayınevi: Kum Kitap Bostanı

-Rahnema Tefsiri; Ekber Haşimi Rafsancani, Yayınevi: Kum Kitap Bostanı

"Bi'set Asrında Dünya; Ekber Haşimi Rafsancani, Muhammed Cevad Bahuner, Yayınevi: İslam Kültürünü Yayma

-Emir Kebir Sömürge Karşıtı Kahraman Direnişçi; Ekber Haşimi Rafsancani, Yayınevi: Kum Medrese Hocalar Birliği, İslami Yayınlar

-İslam Ümmetinin Dayanışması (Uluslararası İslam Birliği Konferansındaki Anlatımlar); Ekber Haşimi Rafsancani, derleyen: Seyit Celal Mir Agayi Yayınevi: Uluslararası İslami Mezheplerin Yakınlaşması Konseyi

Rafsancani'nin "İslami Vahdet" gayreti

İslami Vahdetin sağlanması adına çeşitli çalışmalarda da bulunan Ayetullah Haşimi Rafsancani, İran İslam Nizamının Maslahatlarını Teşhis Kurumu başkanlığını yürüttüğü dönemde Dünya Âlimler Birliği Başkanı Yusuf Karadavi ile El-Cezire kanalında canlı yayında bir araya gelerek, Müslümanlar arası vahdetin ne kadar önemli olduğu hususunda fikirlerini beyan etmişti.

İslam düşmanların bölgede mezhepler arasında çatışma çıkarmaya çalıştığını söyleyen Rafsancani, Şii ve Sünni Müslümanlar arasında vahdete vurgu yaparak ihtilafları körükleyen sözlerin "şeytanın naraları" olduğunu ve Müslümanların bu gibi sözlerden büyük bir özenle kaçınması gerektiğini söylemişti.

Programda yaptığı konuşmada, İslam âlimleri ve düşünürlerin daha da yakınlaşması gerektiğine vurgu yapan Rafsancani, İran’da İslam İnkılabından sonra özellikle İmam Humeyni ve Ayetullah Hamenei'nin çabaları başta olmak üzere İslami Vahdet ve mezhepler arasında yakınlaşmanın sağlanması için önemli çabalarda bulunduklarını belirterek, bu çabaların Ayetullah Burucerdi ve Şeyh Muhammed Abdu'nun çabalarının devamı olduğunu söyledi.

Konuşmasının devamında en büyük hedefin, İslam dinini savunma ve mezhepler arası yakınlaşma olması gerektiğini belirten Rafsancani, en büyük tehlikenin dünya emperyalizmi olduğunu belirterek, dünya emperyalizmi ve siyonizmin İslam ülkeleri ve zenginliklerine musallat olduğunu ifade ederek sözlerine şöyle devam etmişti: 

"Biz Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın sünneti ile Ehl-i Beytin siyeri ve çeşitli İslam âlimlerinin yardımıyla, İslam ümmetini savunabiliriz. Biz başka dinlere saldırmayı düşünmüyoruz, amacımız sadece İslam dinini korumaktır. Biz İran'da sürekli İslam peygamberine, Ehl-i Beytine ve sahabelerine salavat getiriyoruz. Biz imam Humeyni ve İslam İnkılabı Rehberinin buyurduğu gibi sürekli ihtilaflı konular yerine ortak yönlerimize vurgu yapmamız gerektiğini söylüyoruz."

Dünya Âlimler Birliği Başkanı Şeyh Karadavi de anlaşmazlıkların bulunmasına karşın İslam düşmanlarının baskı ve saldırılarına karşı İran'ın yanında olduklarını söyleyerek şöyle konuşmuştu: "İran veya bir başka İslam ülkesi, Amerika veya diğer düşmanların saldırısına uğrayacak olursa biz tüm gücümüzle karşı koyarız, saldırıya maruz kalan ülkenin yanında yer alırız. Bir İslam ülkesi olan Lübnan'ın siyonist rejimin saldırısına uğradığında Hizbullah hareketinin yanında yer aldığımız gibi bir İslam ülkesi olan İran'a yönelik baskılara karşı da İran'ın yanında olacağız."

Karadavi, İslam ümmetinin kardeşliğini zedeleyecek her türlü girişimden sakınılması gerektiğini belirterek, "Belki tarih boyunca, ulemadan bazıları fitneye neden olacak açıklamalarda bulunmuşlardır ama biz bunu şimdiki kuşağın suçu olarak saymamalıyız, Şii ve Sünnileri tekfir etmemeliyiz." demişti.

Vefatı

Ali Ekber Haşimi Rafsancani olarak bilinen Ekber Haşimi Behremani, 25 Ağustos 1934 yılında Rafsancan’da doğdu. Haşimi Rafsancani, 8 Ocak 2017 Pazar günü öğleden sonra geçirdiği bir kalp krizi sonucu kaldırıldığı Tahran Tacriş Hastanesinde vefat etti. 2 gün sonra 10 Ocak 2017 Salı günü İran İslam İnkılabı Rehberi Seyit Ali Hamanei'nin kıldırdığı cenaze namazına yüzbinlerce kişi katıldı. Naaşı, Ruhullah Humeyni'nin Tahran Beheşt-i Zehra Kabristanında bulunan mezarının hemen yanına defnedildi. (Olcay Ersoy - İLKHA) 

 

 


HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.