Mehmet Güven ÖZER

Mehmet Güven ÖZER

Ekilen biçilir

 Hacı Üzeyir elindeki baston ile tak tak eve geldi. Kendisini karşılayan eşi Fatıma sofrayı kurmuş, bir yandan da söylenerek; “Hem camiye gidiyorsun hem de HDP'ye oy vereceksin, gel sofraya da bir şeyler tıkın” dedi.

“Hanım ben ne yapayım şimdi? Ortada bir Kürt partisi var, o da HDP. Ya kime oy vereyim?”

“Ama bey..! Bunların hal ve hareketlerini görmüyor musun? Düğünlerinde ar, namus, terbiye namına bir şey var mı? Newroz kutlamalarını da hep birlikte görüyoruz. Edep var mı bu genç nesilde Allah'ını seversen? Karman çorman bir topluluk işte…”

“Ah hanım, sen benim kadar bilmezsin. Biz Kürtler ne kadar eziyet çektik. 12 Eylül'de askerlerin yaptığına sen de şahit değil misin? Hani askerler kadınları gözaltına alıyorlardı da, sen kaç gün şu karşı harabede saklanmıştın.”

“Evet bey, ben senden de iyi biliyorum bunları. Ama Kürdlük uğruna şimdi bizden istenen bedel çok ağır. İslam'ı bir köşeye atmamız, namus ve yılların birikimi geleneklerimizi terk etmemiz isteniyor. Her şey ayan beyan değil mi? Sabahtan akşama kadar elinde kumanda ile bütün kanalları izlemiyor musun?”

“Valla hanım, ben onu bunu bilmem. Yıllardır bizlere eziyet çektirenlere yarın bir cevap vermemiz lazım.”

“Verelim vermesine de bunun başka bir çözümü yok mu?. Yani hem Kürtlüğü savunup, hem de Müslümanca yaşam mümkün değil mi? Neden İslam'ı düşman tahtasına koymuşlar”

“Hanım bilmediğim şeyleri sorma bana, yarın oyunu ağacın altına vur ve öyle sağda solda da konuşma. Kısacık aklınla başımıza bir iş açacaksın.”

08/06/2015

“Eveeeet, Hanııım. HDP büyük bir destek aldı. Barajı da aştı. Ben, sen, oğlum İbrahim, gelinim Vesile, kardeşim Hasan, ablam Emine, velhasıl epey bir oyumuz vardı.”

“Valla ben sizi bilmem ama ben vermedim HDP'ye.”

“Nasıl olur, nasıl vermezsin.”

“Vermedim işte.”

“Neden dedim, neden?”

“Bu sofik dediklerimizin bir televizyonu var. Reber mi, rehber mi, işte öyle bir kanal. Orda izlemiştim. Bu HDP'nin ilerde erkek erkeğe evlilik için elinden geleni yapacağını söylüyordu. Sen pek seyretmezsin bu kanalı ama ben gözlerimle gördüm. Hem bunların Eskişehir adayı da tövbe estağfurullah, böyle birisiymiş.”

“Git Allah aşkına buradan. Nerden seyredersin, nasıl öğrenirsin bunları. Yok öyle bir aday maday. Olur mu böyle bir şey? Erkek erkeğe evlilik mi olurmuş. Tövbe tövbe. Biz Hz. Lut zamanında mı yaşıyoruz. Sinirlendirme beni. Hadi kalk bir şeyler hazırla, bizimkiler gelecek. Kutlama var bu akşam.”

12 Ekim 2045

Türkiye Cumhuriyeti oturup, PKK ile anlaşmış. Abdullah Öcalan cezaevinden çıkarılıp, milletvekili olduktan sonra 2028'de ölmüş ve Demokratik Cumhuriyet dedikleri devlette Türkler ve Kürtler birlikte yaşıyormuş.

Bu arada bizim Hacı Üzeyir ile Fatıma teyze hakkın rahmetine kavuşmuş. HEPDEPHADEPBDPHDPKK Partisi iktidarın ikinci ortağı. LGBTİ Kanunu çıkmış. Erkek erkeğe ve kadın kadına evliliğin önündeki engeller kalkmış. Hacı Üzeyir'in oğlu İbrahim'in evladı Hogır evlilik yaşına gelmiş. Ama çocuk akranlarına göre biraz değişikmiş. Baba İbrahim ile anne Vesile kara kara düşünüyorlarmış.

“Bey, bir şeyler yap. Yarın Hogır Belediyeye evlilik evraklarını verecek. Evleneceği kişinin ismi de Kendal'mış. Bu çocuk bizi rezil rüsva edecek. Nasıl olur da iki erkek birbirleriyle evlenir. Bunu Allah kabul etmez. Başımıza taş yağacak taş.”

“Ben ne bileyim hanım. Kanun böyle bir evliliğe izin veriyormuş. Hem beni dinlediği mi var? Kendi başlarına her şeye karar veriyorlar işte. Ben de istemez miyim, Berfin diye bir gelinim olsun. Ama ben ne yapayım ki benim oğlan “Aşkın cinsiyeti yoktur” deyip, gidip bu züppeyi bulmuş işte.”

“Allah Allah, biz bir yerde bir yanlışlık yaptık amma…”

HDP 2015 Seçim Bildirgesi:

LGBTİ'lerin Eşit, Özgür ve Onurlu Yaşam Hakkı:

“Partimiz cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği çeşitliliğini inkâr eden, görmezden gelen ve hâkim olan heteroseksizm üzerinde yükselen düzene karşı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık ve baskıyı ortadan kaldırarak LGBTİ'lerin eşit ve onurlu yaşam sürdürebilmelerini sağlayacak.”

Hacı Üzeyir'in ektiğini oğlu İbrahim biçti. Olan torun Hogır'a oldu.

Önceki ve Sonraki Yazılar