Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Ekonomik Kalkınma tamam, Peki ya Kulluk?

Hatırlarsanız, Başbakan Kutlu Doğum etkinliğinde Kevser Suresini tefsir ederek takdir toplamıştı. Ancak merak edilen şey, Kevser Suresini okuyan Başbakan ve bu surenin tefsirini Başbakanın önüne koyan danışmanları, Kureyş Suresinin tefsirini de okumuşlar mıdır? Ya da merak edip tefsirine bakmışlar mıdır? Bakmışlarsa ne anladılar?

 

Allah (CC) Kureyş Suresinde, “Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Ev’in (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsinler.”(Kureyş 1-4) buyurmaktadır.

Kureyş Suresinde, Kureyş kabilesine yaz ve kış ticaretinin kolaylaştırıldığı, korku ve açlıktan emin kılındıkları öyleyse Kâbe’nin Rabbine kulluk etmeleri belirtiliyor.

Ticaret, emniyet, ekonomik refah ve kulluk gibi dört temel unsur burada beraber zikrediliyor. Ticaretin gelişmesi, ekonomik kalkınma ve refahın oluşabilmesi emniyetten ve güvenliği sağlanmasından geçer. Bir topluma ticaret yolları kolaylaştırılırsa, açlık ve korkudan yana emin kılınmışlarsa, bunların karşılığında kendilerine düşen bunları kendilerine bahşeden Mevlalarına layıkıyla kulluk etmeleridir.

Türkiye’de ticaretin geliştiği, ekonominin iyiye doğru gittiği doğrudur. Bu yöndeki olumlu gelişmelerden birincisi, IMF’ye olan borcun sıfırlanmasıdır. Gerçi IMF’ye olan borç sıfırlanırken dünyaya olan borç katlanarak arttı.

Ekonomideki ikinci olumlu gelişme, Fitch’in ardından Moody’s tarafından Türkiye’nin kredi notu Baa3 seviyesine yükseltildi. Gerçi bu not seviyesi orta düzeyin altında bir seviyedir. En yüksek düzeye çıkmak için dokuz basamak daha aşmak gerekiyor.

Kredi notunun yükseltilmesi ülkeye uzun vadeli yatırım girişlerini hızlandıracak, hazinenin ve şirketlerin uluslararası finansmana erişimini artıracak, borçlanma yükünü azaltacak ve ülkenin uzun vadeli büyümesine olumlu katkı sağlayacaktır. Yatırım yapılabilir seviyedeki not, sermaye girişlerindeki oynaklığı da azaltacaktır.

Ekonomideki üçüncü olumlu gelişme, faiz oranlarının yarım puan düşürülerek 4,5 seviyesine düşürülmesidir. Aynı zamanda iç piyasada sanayi alanındaki kredi faiz oranları %3 seviyesine düşürüldü. Olması gereken ise faizle hiçbir şekilde işlem yapmamaktır. Çünkü “Allah alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır.” (Bakara, 275)

Ekonomik kalkınma için atılan adımlar herkes tarafından takdir edilir ve desteklenir. Ekonomik gelişmenin ve refah düzeyini yükseltmenin en birinci olmazsa olmaz şartı, güvenli bir ortamdır. Bu çerçevede “komşularla sıfır sorun” anlayışı olumlu, ancak Suriye ile olan ilişkilerde tamamen Obama merkezli hareket etmek ise kesinlikle yanlıştır. Obama’nın israil’i ziyareti neticesinde israil’in Türkiye’den özür dilemesi, Erdoğan’ın Obama’yı ziyareti sonrası ise kredi notlarının yükseltilmesi dikkat çekicidir. Bu durum Türkiye’yi ABD merkezli bir siyaset izlemeye itmektedir.

Emniyet ve güvenliği sağlama adına PKK’yi silahsızlaştırmak ve sınır dışına çıkarmak olumlu, ancak silahlı mücadele yöntemi ile dağlarda savaşan militanlara aş, iş ve toprak vaad edilirken fakire, yoksula ve kimsesize yardım edenleri içeri tıkmaya çalışmak ise tamamen olumsuz ve adalete sığmayacak bir uygumladır. Ki içeriye tıkılmaya çalışılanlar, bu topluma silahlı veya silahsız hiçbir şekilde savaş açan insanlar değil, tam aksine tamamen meşru ve legal daire içerisinde hareket eden, Müslüman ve mütedeyyin parti ve STK yöneticileri, gazeteci ve akademisyenlerdir. Müslüman ve mütedeyyin kişilere ceza yağdırmak ve onları susturmaya çalışmak, emniyet ve güvenliği sağlamanın ve adaleti tesis etmenin hiçbir yerine sığmaz.

Mevla’nın verdiği nimet sayesinde on yılı aşkındır bu halkı yönetirken, bunun sayesinde şan, şeref ve makam sahibi olurken toplumun sadece maddi ve ekonomik kalkınmasını düşünüp maneviyatı ile ilgilenmemek, toplum ahlaki yönden çöküşe giderken hiçbir engel ve tedbire başvurmamak kulluğa hiçbir şekilde sığmaz.

Maddi ve ekonomik refahı sağlamaya çalışırken yaratılışımızın asıl gayesi olan kulluk vazifemizi unutmamak, bu yöndeki tüm engelleri kaldırmak, emniyeti ve güvenliği sağlamaya çalışırken Müslüman ve mütedeyyin kişilere düşmanlık etmemek tüm Müslümanlara düşen ve yakışan yegâne görevdir.

Müslümanım diyen herkesin bu bilinç ile hareket etmesi temennisi ile Allah’a emanet olun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar