M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Filistin ulusal uzlaşısı

Filistin’de tarihi bir anın yaşanmasının arafesindeyiz. Veya biz böyle bir miladın yaşamasını ümit ediyoruz.

Filistin Başbakanı İsmail Heniyye, HAMAS ile Filistin Kurtuluş Örgütü heyetinin uzlaşı anlaşmasının uygulanması ve uzlaşı hükümeti kurulması konusunda anlaştığını ve böylece Filistin’deki bölünmüşlük yıllarının artık sona erdiğini söyledi.

Taraflar arasında yapılan ikinci oturumda, kısa sürede yılların engelini aşarak uzlaşının nasıl uygulanacağını karara bağlandı.

İslami Direniş Hareketi ve Filistin Kurtuluş Örgütü heyeti beş hafta içinde uzlaşı hükümetinin kurulması, altı ay içinde de seçimlerin yapılması konusunda görüş birliğine vardı.

Filistin’deki grupların güçlerini birleştirmesi, Batı Şeria ve Gazze’nin bir bütün olarak Filistin’i temsil etmesi noktasında prensip anlaşmasına varıldı. Bu bağlamda olmak üzere ilk adımlar atıldı. Şimdiye kadar bu doğrultuda atılan adımlar, El Fetih’in yan çizmesi ile maalesef amacına ulaşamadı. Ama yine de ümitliyiz. İnşaAllah siyonistlerin “müzakere” adı altında Filistinlileri aşağılayıp, işgallerini tahkim etmesi Ramallah yönetimi için bir ders olmuştur. HAMAS’ın büyük fedakârlıklarla başlattığı bu sürecin neticeye ulaşmasını arzu ediyoruz.

Hatırlanacağı üzere Oslo ile başlayan sözde müzakere, hakikatte ihanet görüşmelerinin son halkası yapılıyordu. 20 yıldan fazla bir zamandır devam eden bu görüşmelerden bir netice çıkmadığı gibi, bu süreç Filistinliler için tam bir felaket oldu. Her defasında karşılığı olmayan vaatlerle oyalanan Ramallah yönetimi, siyasi bir takım mevzileri kazanma ve verilen ulufelerin ve “aferinler”in devam etmesi uğruna Filistin halkını bölünmüşlüğe itti. Neticede bunca zamandır devam eden görüşmelerden bir sonuç çıkmadığı gibi, bu müzakereler israil’in hanesine yeni artılar ekledi. Gasp edilen hakların geri iade edilmesi ve işgalin sonlandırılması bir yana, siyonistler bu süreçte zulüm ve işgallerinden hiç taviz vermediler. En son yürütülen ihanet görüşmeleri esnasında işgal tüm unsurları ile tahkim edildi. Bu süreçte Filistinlilerin evleri barkları başlarına yıkıldı. İsrail zindanları kadın çocuk demeden mazlum Filistinliler ile dolduruldu. Filistinlilerin tarlaları, ekinleri ve zeytin ağaçları yakılıp talan edildi. Filistinli tutsakların durumunda hiçbir gelişme olmadığı gibi, durumları daha da kötüleşti. Gazze’ye uygulanan ambargo her geçen gün daha da ağırlaştı. Filistin topraklarına yapılan saldırılar devam etti. Bu saldırılar neticesinde onlarca Filistinli mazlum şehid olurken, yüzlercesi de yaralandı. Mescid-i Aksa’ya karşı işlenen ihlaller had safhaya ulaştı. Nerdeyse her gün Mescid-i Aksa baskına uğruyor. Kudüs’te insanlar evlerinden barklarından sürülüyor. Tüm anlaşmalar ayaklar altına alarak Doğu Kudüs’te ve Batı Şeria’da siyonist yerleşim yerleri inşası tüm hızı ile devam ediyor. Ve bu liste bu şekilde uzayıp gidiyor. Kısacası, bu süreçte siyonistler bir yandan barış ve müzakerelerden bahsederken, göstermelik de olsa iyi niyet adına hiçbir adım atmadı. Aslında Filistin milletinin onuru ile alay edildi. Filistin Özerk Yönetimi’nin BM’deki bazı kurumlara üye olmak için başvuruda bulunması gibi bazı nedenler bahane edilerek, Filistin tarafının sürecin ruhuna aykırı hareket ettiği iddia edildi.

İsrail’in bir tek adım bile atmaması, Ramallah yönetimi cephesini farklı bir arayışa itti. İsrail’in en fazla çekindiği Filistin ulusal uzlaşısı konusunda tarihi bir hamle yapıldı. El Fetih’in bu adımı, başta HAMAS ve İslami Cihad olmak üzere, diğer Filistinli yapılar nezdinde hemen karşılık buldu. Tüm yapılar, FKÖ çatısı altında toplanmayı kabul etti. Bu tarihi hamle için başta HAMAS olmak üzere herkes üzerine düşeni yapıyor. Bu noktada projenin başarıya ulaşması, Ramallah yönetiminin tavrına bağlı. İsrail ile bağlarına koparmak istemeyen ve uluslararası güçlerin desteğini kaybetmek istemeyen Mahmut Abbas’ın bu siyasi hamlesine temkinli yaklaşmak gerekir. Mahmud Abbas’ın bu hamlesi, israil ile yapılan pazarlıkta elini güçlendirme amacına matuf olabilir. İsrail ve ABD’ye farklı seçeneklerin de denenebileceği ve bunun mümkün olduğu mesajı da verilmek isteniyor olabilir. Bu güne kadar süreci ağırdan alan İsrail ve ABD, bu sürece daha ciddi bir şekilde eğilebilir.

Mahmud Abbas’ın yapmış olduğu son açıklamada da bunu okumak mümkün.

Mahmud Abbas, “HAMAS ve Fetih arasında imzalanan uzlaşı anlaşmasının işgal rejimiyle yürütülen müzakerelere ters düşmediği” tarzında garip laflar etti.

Araplar ve uluslararası toplum tarafından desteklenen bu tür adımların Filistinli müzakerecinin elini güçlendireceğini belirten Abbas, anlaşmanın Arap Barış Girişimi’ne, Mekke, Doha ve Kahire anlaşmalarına, uluslararası toplumun kararlarına ve Filistin’i gözlemci devlet olarak tanıyan BM Genel Kurulu’nun 2012’deki kararına uygun olduğunu ilave etti.

Kısacası, Mahmut Abbas ve ekibinin süreci yürütme konusundaki samimiyeti, bu projenin neticesini tayin edecektir.

Temennimiz; bu sürecin, Filistin tarihi ve direnişinde bir milat olması ve Filistinli unsurları direniş ve onurlu bir strateji temelinde bir araya getirmesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar