M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Filistin’de sıradan bir gün

Filistin’de zulmün her türlüsü devam ederken, İslam Ümmeti ve Ramallah yönetimi adeta hiçbir şey oluyormuş gibi davranmaktadır.

İslam Ümmeti,  meydana gelen olayları kanıksadığından dolayı, her birisi başlı başına infial sebebi olması gereken yüzlerce olay karşısında hiçbir tepki göstermiyor, tavır almıyor. Burada yaşanan zulüm ve cürümler, adeta mazlum Filistin halkının kaderiymiş gibi algılanıyor. Filistin’de yaşanan zulümleri görmek için, hemen her gün yaşanan hadise ve zulümlere bakmak yeterlidir. Sadece bir gün içinde yaşanan bazı hadiseleri sizlerle paylaşmak istiyoruz:

- Siyonistlere maşa olmayı ve ihaneti temel bir politika haline getirmiş olan Abbas çetesi,  19 Mart Çarşamba günü İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın şehit komutanlarından Muhammed El-Hanbeli’nin toprağa verilmesinin ardından Nablus’ta onlarca HAMAS üyesini gözaltına aldı. Tamamen işgal güçlerini protesto etmekten ibaret olan yürüyüş hainleri rahatsız etti ve onlarca Filistin evladı, Filistin hainleri tarafından derdest edildi.

- İşgal rejimi kaynakları,  186 yeni konutun inşa edileceğini bildirdi. ( Bu konutların 146 tanesinin, Filistinli müzakere heyetinin kurulacak bağımsız Filistin devletinin başkentinin bir parçası olmasını istediği Kudüs’ün güneyindeki Ebu Ğuneym Dağı’nda kurulu Har Homa Yahudi Yerleşkesinde yapılması planlanıyor.)

Uluslararası hukuka göre söz konusu arazilerde işgal rejiminin inşa ettiği yerleşim birimleri gayri meşru kabul edilirken işgal yönetimi uluslararası toplumun tepkilerini dikkate almadan konut inşasını sürdürüyor.

- İşgal yönetimi,19 Mart günü işgal altındaki Kudüs kentinin kuzeyindeki Beyt Hanina beldesinde Filistinlilere ait üç evi yıktı. Bununla yetinmeyen işgal güçleri bu eşkıyalığı protesto eden sivil Filistinlileri darp edip bazılarını yaraladı.

- Onlarca işgal askeri, 19 Mart Çarşamba günü askeri kıyafetleriyle ve işgal polisinin yoğun güvenlik önlemleri altında Mescid-i Aksa’ya girdi. Mescid-i Aksa’da bulunan cemaatin ve ilim öğrencilerinin baskına büyük tepki gösterdiği ve yüksek sesle tekbir getirerek baskını protesto ettiği bildirildi.

-El-Halil vilayetine bağlı Dura kentinin batısındaki Deir El-Asel köyü sakinlerinden 16 yaşındaki Filistinli bir genç, 19 Mart Çarşamba günü siyonist işgalciler tarafından şehit edildi. İşgal askerleri doğrudan Filistinli gence ateş etti ve Filistinli genç olay yerinde şehit oldu.

- Ramallah’ın kuzeyindeki El-Celzun Mülteci Kampı’nın girişinde işgal güçleriyle Filistinli gençler arasında şiddetli çatışmalar yaşandı ve bu çatışmalarda yaralananlar oldu.

- Binlerce Filistinli 19 Mart Çarşamba günü İzzeddin El-Kassam Tugayları’nın şehit komutanlarından Muhammed Abdurrahim El-Hanbeli’yi direnişe destek sloganlarıyla Nablus’ta toprağa verdi.

El-Hanbeli, 2003 yılında işgal güçlerince şehit edilmişti. El-Hanbeli’nin cesedini 11 yıl Rakamlar Mezarlığı’nda tutan işgal güçleri,  kalıntılarını ailesine teslim etti.

Yukarıda sizlere aktardığımız hadiseler, her gün yaşanan olayların derlenmesinden oluşmaktadır. Bunlar, sadece kamuoyuna yansıyanlardır. Kamuoyuna yansımayan olaylar ise, bunun kat kat daha fazladır.

Bir gün içinde yaşanan bu hadiselere baktığımız zaman, Filistin sorununun her güne yansıdığını, yayıldığını görüyoruz. Her Filistinli Müslüman bu sorunları; ümmetin kör, sağır ve dilsiz olduğu gerçekleri her gün iliklerine kadar yaşıyor. Bu hadiseleri analiz ettiğimiz zaman şunları görürüz:

- Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleniyor, işgal güçleri neredeyse her gün necis postallarıyla Müslümanların bu kutsal ve mahrem mekânını kirletiyor.

-  Filistinli Müslümanların evleri barkları her gün yıkılıyor. Neredeyse her gün yıkım haberleri geliyor. Mazlum Filistin halkının toprakları işgal edilip her türlü hakları talan edildiği yetmiyormuş gibi, evleri başlarına yıkılıyor.

- Filistin’den neredeyse her gün şehit haberleri geliyor. Her gün kan akıyor. Müslümanların yaralanmadığı ve tutsak edilmediği gün yoktur.

- Yahudi yerleşim birimleri durmadan inşa ediliyor. Böylelikle siyonist işgal pekiştirilip, Filistin’in tamamen Yahudileştirilmesi hedeflenmektedir. Buranın sosyal ve demografik dokusunun siyonistler lehine değişmesi için çok kapsamlı bir proje yürütülüyor.

- Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, ihanet çetesi Abbas yönetimi, siyonistlerle işbirliği yaparak Batı Yaka’da direniş adına ne varsa her şeyi ortadan kaldırmak istiyor. Haince yapılan rol paylaşımı çerçevesinde üzerine düşeni kusursuzca yapmaya çalışıyor. Her gün Filistinli gençler, Ramallah çetesi tarafından tutsak ediliyor. Bu geçlerin tek suçu ise, Siyonist işgale karşı direnmek ve işgali protesto etmektir.

- Esirler sorunu, ortadan kalmak bir yana, her geçen gün daha fazla büyüyor.

Burada ne ararsanız var: Şehadet, işgal, esaret, mazlumiyet, ihanet…

Sıradan bir günleri böyle olan bu Filistinli kardeşlerimizi acaba İslam ümmeti ve insanlık ne zaman görecek? Her birisi kitleleri ayağa kaldırma niteliğine sahip bu olaylar niye bizleri hiç etkilemiyor? Acaba daha nelerin olmasını bekliyoruz? Körleri, sağırları ve dilsizleri oynamayı ne zamana kadar sürdüreceğiz? Ve her şeyden önemlisi, bütün bu olayları biz yaşasaydık ve Müslümanlar suskun ve seyirci kalsaydı, acaba biz neler hissederdik ve ne derdik?

Önceki ve Sonraki Yazılar