Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Güven tek başına yeterli değildir

Ticaret disiplin ister. Takip ister. Hesap ve kitap ister. Güven elbette önemlidir. Ancak güven ile birlikte hesabı iyi tutmak, alınanları, verilenleri ve borçları ufak ya da büyük olsun yazmak Bakara süresi 282. ayeti kerimesinde Rabbimizin bize buyruğudur. 

“Güven kontrole mani değildir” diye meşhur bir tabir vardır. Bir kişiye olan güvenimiz onun hesabını yazmamıza engel değildir. Ne kadar aldığını ve ne kadar verdiğini bilmemek iyi bir tüccarın hali değildir. Hesap tutmamanın sonu kötü zandır. Çok sevdiğimiz insan ile bile çakışmak ve tartışmaktır.

Marketçilik yaptığımız dönemde bize peynir getiren bir peynirci “sana olan güvenimden kesinlikle hesabını tutmuyorum” derdi. Ona: “Eğer bize getirdiğin peynirlerin hesabını tutmazsan bir daha bize peynir getirme, çünkü hesabınızda çıkacak bir eksiklikte, ilk zan besleyeceğiniz yer burası olacaktır.” Dedim ve onu hesabı yazmaya zorladım.

Yine güvendiğim birisini pazarcılık yaparken yanımda çalıştırıyordum. Yanında da ufak bir çocuğu yardımcı olarak koymuştum. Bir ara tezgâhı kontrol etmek için geldiğimde, tezgâhı karmakarışık ve elemanı tezgâhın altında yatıyor gördüm. Doğrusu bu duruma şaşırdım. Neden tezgâhı düzeltmiyorsunuz diye sorduğumda ise müşteriler birazdan tekrar bozacaklar cevabını aldım.

Bunun ile ilgili bir örnek daha vereceğim. Bir kargoda bölge müdür yardımcısı olarak çalışıyordum. Aynı zamanda şubelerin hesaplarını ve evraklarını da denetlerdim. Daha önce açığını yakaladığımız bir müdürü denetlemeye gittim. Her ne hikmetse bölge müdürümüz bu kişinin açığını yakaladığımız halde sadece şubesini değiştirmekle yetinmişti. Tüm evraklarını inceledim. Ama bir açık bulamadım. Doğrusu müdürü tebrik ettim. Ama şube muhasebecisinden aldığım bir tiyö neticesinde evrakları tekrar incelemeye aldım. Şube ve bölgenin evraklarını beraber incelemem sayesinde bu müdürün sadece bir kalemde bir milyar üç yüz lirayı zimmetine geçirdiğini gördüm. (Bu olay yaklaşık on dört sene önceki bir olaydır.)Tabi biraz sıkıştırdığımızda başka açıklarının da olduğuna şahitlik ettik.

Bu olayları anlatmamdaki gayem birilerini kötülemek ya da töhmet altında bırakmak değildir. “Balık baştan kokar” diye bir tabir vardır. Bir işi yapıyorsanız suistimale sebep olacak kapı bırakmamalısınız. Eşeğinizi sağlam kazığa bağlamalısınız.
Bir elemana sabahleyin yarım saat geç kaldığı için tolerans tanırsınız ancak bir süre sonra elemanlar bunu hak olarak görür. Her hafta sonu haftalık dağıtırken verdiğiniz iki lirayı bir hafta imkân olmadığı için vermediğinizde, tepki ile karşılaşırsınız. Hakkımız verilmiyor diye suçlanmaya başlanırsınız.

Örnekler çoğaltılabilir. Hele hele büyük işler yapıyorsanız her şeyden önce çok sıkı bir muhasebe ve denetleme mekanizmasına sahip olmalısınız. Bir işyerindeki kameralardan tutun. Güvenlik elemanı, barkotlu kasa vb. tüm donanımlarla çalışmalısınız. Sıkı bir denetleme ve kontrol mekanizmasına sahip olmalısınız.

Kar zarar denge işidir. Bir şubenizde günlük beş milyar ciro yapıyor olabilirsiniz ama masrafınız karınızı geçiyorsa, her gün bir miktar zararla o işyeri batar. Bir yerde bir miktar maldan kar ediyor olabilirsiniz. Ancak elinizde sürekli tampon mallar kalıyorsa bu, sermayenizi yitirir.

Tabi ki bahsettiklerimin her biri bir yazının konusu olacak kadar uzunca izah edilmesi gerekir. Ancak kısa kısa hatırlatmalarda bulunmak istedim.

Manuel sistem artık öldü. Güven yalnız başına yeterli değildir. Teknik donanımlardan faydalanmak, sıkı bir denetim mekanizması, kontrol ve disipline sahip olmak beraberinde başarıyı getirir.

Son olarak şunu da söylemek istiyorum. Ticaret gevşekliği, aşırı esnekliği ve hatır üzerine iş yapmayı kabul etmez. “İş ayrı kardeşlik ayrı” tabiri boşuna söylenmiş değildir. Her iş kurallarına göre yapılırsa güzeldir.

Selam ve dua ile Allah’a emanet olun.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar