İNHAP'tan Mustazaf-Der'in Kapatılmasına Sert Tepki

İNHAP'tan Mustazaf-Der'in Kapatılmasına Sert Tepki

İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu, düzenlediği `Kutlu Doğum` etkinlikleriyle milyonlarca insanı meydanlarda toplayan ve sosyal, kültürel ve yaşamsal alanda birçok hayırlı etkinliklere imza atan Mustazaf-Der'in kapatılmasını kınadı.

ŞANLIURFA - Merkezi Şanlıurfa'da bulunan İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu (İNHAP), Mustazaf-Der'in kapatılmasını sert bir dille kınadı. Mustazaf-Der Şanlıurfa Şubesi Dernek Binasında, yapılan basın açıklamasını Platform adına Faruk Polat okudu. İbrahim süresi 46-47 ayetlerle başlayan açıklamada şunlara yer verildi.

 

"Gerçekten onlar, tuzaklarını kurdular; Allah katında da onlara tuzak var; isterse onların tuzakları dağları yerinden oynatacak olsun!
O halde sakın Allah'ın peygamberlerine olan vaadinden cayacağını sanma! Şüphesiz Allah her şeye galiptir, zuntikamdır. "(İbrahim 46-47)" ayetinin hatırlatıldığı açıklamada, "Sosyal, kültürel ve ekonomik yönden mahrum ve Mustazaf bırakılmış, Müslüman halkın kaybettiği değerleri yeniden inşa etme yolunda "Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun…" (Al-i İmran 104) düsturu ve şuuruyla 11 Eylül 2004'te açılan Mustazaf Der Yargıtay'ın ilgili kararı uyarınca resmen kapatıldı" denildi.

 

Bırakın Şiddete Bulaşmayı Kimseyle Sözlü Münakaşaya Bile Girmemiştir
Bediüzzaman'ın tespitleri doğrultusunda hareket ettiklerinin belirtildiği açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi. "Bediüzzaman'ın tespit ettiği fakirlik cehalet ve ihtilafların bu milletin kaderi olmadığını ve bunlarla hikmet dairesi içerisinde mücadele edilerek bunların üstesinden gelinebileceğini kendisine şiar edinmiş olan Mustazaf Der bırakın şiddete bulaşmayı, hiç kimse ve hiçbir kesimle sözlü münakaşa ve münazaaya dahi girmemiştir.
Hatta derin ve karanlık yapılar kontrolündeki çeteleri Mustazaf camianın birçok derneğine saldırtıp kundaklamalarına, dernek mensuplarını yaralamalarına hatta ve hatta bir dernek şubesinin (Hakkari Yüksekova) yöneticisini katletmelerine rağmen bunlara misillemede bulunmamış, her seferinde güvenlik kuvvetlerini göreve davet etmiş ve bu konuda toplumun birçok kesimi tarafından sabır ve akl-ı selim ile hareket ettiği için takdire layık görülmüştür."

 

Demokrasiden Dem Vuranlar, Mustazaf Camiayı Cezalandırdılar
Başta karanlık yapılar olmak üzere cumhurbaşkanı, başbakan ve hükümetin Mustazaf-Der'i cezalandırıldığını ifade eden Polat, "Hal böyle olduğu halde bu karanlık yapılar, başta cumhurbaşkanı olmak üzere başbakan, hükümet ve demokratikleşmeyi hayatlarının merkezine alıp bu konuda ciddi mesafe kat ettiğini söyleyen ilgili herkesi "yalancı" duruma düşürerek alenen ve pervasızca, bir sivil toplum kuruluşu olan Mustazaf camiayı cezalandırdılar.
Meselenin daha iyi anlaşılması için şu iki hususu nazara vermekte fayda mülahaza ediyoruz:

 

Hem inancın hem de halkın maslahatı gereği müspet hareket etmeyi kendilerine ilke olarak kabul ettiklerini beyan eden Mustazaf camia bu taahhüdüne halel getirecek hiçbir faaliyette bulunmamıştır. Esasen mahkemenin verdiği kararda da bu camianın şiddet sarmalı içinde bulunduğu, silah ve çatışmadan yana olduğuna dair en ufak bir emmare dahi ortaya konamamıştır. Yani şiddete asla bulaşmadan fikir beyan etmiş ve bu doğrultuda çaba sarf etmiştir.

 

Bu kesiti göz önünde bulundurarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 11 Mayıs Cuma günü Şanlıurfa'da söylediği şu sözlere kulak verelim:

- Aramızda farklı düşünceler farklı siyasi partiler, farklı görüşler tabi ki olacaktır. Aramızda farklı inanışlar da olacaktır… EN AYKIRI DÜŞÜNCELER BİLE KONUŞULABİLİR… Bugün Türkiye'de herkes düşüncesini rahatlıkla ifade edebilmektedir.(AA)
İnsana " Yok artık bu kadarı da olmaz! " dedirten bu yaman çelişki karşısında doğrusu şu üç ihtimal akla geliyor:
1- Sayın cumhurbaşkanı ya gerçekleri bilmiyor
2- Birilerine karşı eski devlet refleksiyle hareket etmenin normal olduğuna inanıyor
3- Uluslararası güçlere boyun eğiliyor.

 

İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu olarak Sayın Cumhurbaşkanı hakkında birinci seçeneğin geçerli olduğunu düşünüyor ya da en azından temenni etmek istiyoruz. Bu vesileyle bu basın açıklamamızı cumhurbaşkanlığı resmi internet sitesine de iletip konuyla ilgili cumhurbaşkanlığı teftiş kurulunun harekete geçirilmesini isteyeceğiz.

 

Böylelikle bu davanın her aşamasında sivil iradenin bizzat güvenlik güçleri tarafından nasıl terörize edildiğini sayın cumhurbaşkanı da fark etmiş olacaktır.

 

En önemlisi de hangi mihrakların kendisini yalancı duruma düşürdüğünü ve böylelikle toplumun hatırı sayılır bir kesiminin devleti temsil makamını deruhte eden bir şahsa ve makama nasıl güvensiz hale getirildiğini tespit etme imkânını bulmuş olacaktır.

 

Bu karar düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne indirilmiş ciddi bir darbedir.

 

Yargı bu kararla tarafsız olmadığını, suç sayılması imkânsız olan insani ve İslami faaliyetleri cezalandırmak sureti ile de hukuka göre değil, istiklal mahkemeleri ideolojisine göre hareket ettiğini açıkça ortaya koymuştur" dedi.

 

Helvadan Yapılan Putu Acıktığında Yeme " Sendromudur
Bu karar bize göre Başbakanın da sık sık dile getirdiği, "helvadan yapılan putu acıktığında yeme " sendromudur. Bir farkla ki şimdiki putlarını yemeler modern argümanlarla süslenmiştir diyen Polat devamında şunları söyledi:

 

"Fikrinden ve çabalarından hoşlanılmayan muhalif yapılanmalara hayat hakkı tanımayan bu faşizanca uygulamalar ve mahkeme karar, elbette yakın bir gelecekte benzer örneklerini şimdilerde ibretle müşahede ettiğimiz davalarda olduğu gibi tarih, mahşeri vicdan ve dürüst hukuk adamları tarafından elbette mahkûm edilecektir. Bu karar bize göre Başbakanın da sık sık dile getirdiği bir " helvadan yapılan putu acıktığında yeme " sendromudur. Bir farkla ki şimdiki putlarını yemeler modern argümanlarla süslenmiştir.

 

Halka mal olmuş yapıların gözdağı verilerek, kapılarına kilit vurularak yok edilemeyeceklerine dair tarihsel tecrübe ve pratik sayısız tecrübelerle doludur. Bu hakikat bilindiği halde akıntıya karşı kürek çekme eğiliminde olan kimi karanlık yapıların hala son kullanma tarihini çoktan doldurmuş uygulamalarla bu ülkeye zaman kaybettirmeleri asla kabul edilemez ve edilmemelidir.

 

Esasen bu yapı ve yapılanmaların devleti yönetecek pozisyona kadar gelmiş olmalarını bu ülke ve burada yaşayan Müslüman halklar adına çok büyük bir talihsizlik olarak görüyoruz. Kısacası bu halk bu kabil insanları ve bu tarz uygulamaları asla hak etmemektedir." (Mehmet Demir - İLKHA)

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.