İhsan GÜZELER

İhsan GÜZELER

İnsana Lazım Olan Toprak 15

BÖLÜM 15

Devran, başladığı noktaya doğru yürüyordu. Artık iyice yorulmuş takati tükenmişti. Kan ve ter içinde kalmış ayakları acıyıp sızlamaya başlamıştı. Bacaklarında derman yoktu. Bir süre durup oturmak, dinlenmek istiyordu ama buna zaman yoktu… Güneş batmadan tepeye varması gerekiyordu. Güneş hiç kimseyi beklemiyor, ufka doğru indikçe iniyordu..

Devran; ‘Hata mı ettim’ diye düşündü. ’keşke aptallık edip bu kadar yürümeseydim. Ya vaktinde yetişemezsem ne olacak.’

Henüz varması gereken yeri görmüyordu bile. Susamış dili damağına yapışmıştı. Su şişesini çıkarıp içmeye başladı. O kadar susamıştı ki bütün şişeyi bir nefeste içti. Şişeyi fırlatıp ‘yüküm ne kadar az olursa o kadar iyi’ dedi kendi kendine.

Güneş ufka iyice yaklaşmıştı. Devran yorgun olmasına rağmen koşmaya başladı. Ama içtiği su midesinden ağzına kadar gelip onu boğmak istiyordu… Canını dişine taktı durmadı… Üzerinde ne var ne yok hepsini fırlattı. Çamurun ağırlaştırdığı ayakkabılarını bile çıkarıp orada bıraktı..

‘Eyvah! açgözlülük ettim, bütün işi mahvettim, güneş batmadan varamayacağım’ diye telaşa kapıldı...

Korkudan nefesi kesilmekteydi. Durmadan koşuyordu. Terli elbiseleri üzerine yapışıyordu. Göğsü bir balon gibi şişip iniyordu. Kalbi bir çekiç gibi çarpmaktaydı. Çıplak ayaklarına dikenler taşlar batmış kan revan içinde kalmıştı. Birden aşırı zorlanmadan ölebileceği korkusu sardı Devranı.

Ölmekten korkuyor, fakat bir türlü koşmaktan kendini alıkoyamıyordu.

Kendi kendine ‘bu kadar koştuktan sonra durursam bana aptal derler’ diyordu. Hiç durmadan  koşmaya devam etti. Birden çardağın olduğu tepeyi gördü… Tepe oldukça uzaktaydı. Fakat içinde ki coşku ve enerji artmıştı. Kalan son gücünü kullanarak koşmaya devam etti

Güneş ufuk çizgisine yaklaşmış kendisi ise hedefinden uzaktaydı. Canını dişine takarak koşmaya devam etti. Tepedekiler de onu fark etmiş ona seslenip daha acele etmesi gerektiğini haykırmaktaydı.

Tam da o anda Devran akşam gördüğü rüyayı hatırladı.

‘Şimdi çok toprağım var’ diye düşündü. ’Acaba Allah bu topraklar üzerinde yaşamama müsaade edecek mi?......’ah hayatımı kaybettim!... oraya asla ulaşamayacağım.’

Devran yine güneşe baktı. Güneş kırmızılaşmış genişlemiş ve ufka yaklaşmıştı. Daha şimdiden alt kenarı ufukta kaybolmuştu. Tüm gücüyle daha da hızlı koşmaya başladı.

Çardağın olduğu tepeye varmasına az kala hava aniden karardı. Göğe baktı. Güneş çoktan batmıştı. ’Ah’ diye haykırdı devran. ’Bütün emeklerim boşa gitti. Tam durmak üzereydi ki Reşat beyin kendisine hala bağırmakta olduğunu farketti.  Birdenbire tepenin üstünden Güneşin halen göründüğünü hatırladı. Uzun bir nefes aldı ve tepeye koştu. Orada hala aydınlık vardı. Zirveye ulaştı ve işaret taşını gördü. Süleyman ağa taşın hemen önünde oturuyor ve gülüyordu.

Devran tekrar rüyasını hatırladı. ’ah’ diye haykırdı. Bacakları büküldü, yere düştü, elleriyle taşa uzandı.

Süleyman ağa:

‘Kazandı’ diye bağırdı ‘bir sürü toprak kazandı’

Reşit bey koşarak onu yerden kaldırmak istedi. Fakat zavallı adamın ağzından kan geldiğini gördü. Devran ölmüştü.

Devran akşam karanlığında kepçe farlarının ışığı altında, Mustafa’nın yanına gömüldü. Onun ihtiyaç duyduğu iki metre topraktı...

SON

Önceki ve Sonraki Yazılar