1. HABERLER

  2. BİYOGRAFİ

  3. İslam Davası Uğruna canlarını veren Şehidler
İslam Davası Uğruna canlarını veren Şehidler

İslam Davası Uğruna canlarını veren Şehidler

Bu hafta hayatlarını anlatacağımız 4 aziz şehidin imanın ateşten gömlek olduğu dönemlerde, verdikleri destansı mücadelelerini okuyacaksınız

A+A-

Doğruhaber Haber Merkezi

Şehid Ahmed Akbaş ve Selahaddin Asar

Bilindiği üzere İslâm tarihindeki önemli konu başlıklarından ikisi Rec'i ve Bi'r-i Maune vakalarıdır. İşin özünde Resulullah (SAV)'in davete verdiği önem olmasına rağmen sonuçları itibariyle bir faciadır. Çünkü kabileler gelip Peygamber'den kendilerine İslâm'ı öğretecek davetçiler isterler ama gönderilen davetçilere ihanet edip şehid olmalarına sebep olurlar. Şehid Selahaddin ve Ahmed'in hayatları bir nevi siyerin bu iki olayının çağdaş versiyonu gibi. İkisi de Karacadağ (Kerejdağ) köylerinden Delavgur Köyü'ndendiler. Şehid Ahmed oradan ayrılıp Kubük Köyünü satın alır. Ama Şehid Selahaddin Delavgur'da kalır. Karacadağ bölgesi İslâmi dava ile tanışınca özellikle Mehmet Nuri Gizli'nin çalışmaları sonucu bu iki şehid İslâmi davaya katılır. Özellikle Selahaddin koltuğunun altında sürekli kitap taşır ve oturduğu her yerde açar insanlara okurdu. İkisinin birlikte şehid oldukları Derik'in Zemheror Köyü'ne ise misafir olarak gitmişlerdi. Eve giren PKK'liler, “Buradaki Hizbullahçılar dışarı çıksın” demişler. Şehid Ahmed durumu fark edip hemen ateş etmiş. Ama evde bulunan köylülerden biri namluyu tavana yönlendirmiş. Bu nedenle PKK'li kolundan yaralanmış. Eğer köylü bu şekilde davranmazsa, belki de o gün dört kişi ölmeyecekti. Çünkü yaralanan PKK'li içeriye ateş açmış. Selahaddin hemen orada şehid olmuş. İki köylü de vurulmuş. Ahmed ise yaralanmış. Köylülerin de yardımıyla odadan dışarı çıkarıldığı ve işkence ile şehid edildiği iddia ediliyor. Kısacası o gün onlar üzerlerindeki davet yükümlülüğü endişesi ile o köye gitmişlerdi. Kendi sıcacık yataklarında, sobanın kenarında oturup kestane pişirip yiyebilirlerdi. Ama aldıkları sorumluluk gereği geri dönüp dönmeyecekleri belli olmayan bir yola gitmişlerdi.

Şehid Adil Yeşilbağdan

17 Ocak 1972 yılında Silvan'a bağlı Mala Aliké Köyü (Kazandağı) Sılténiyé mezrasında dünyaya geldi. Adil, dindar bir ailede Muhammedi terbiye ile büyüdü. Babası Molla Feyzullah, halim ve muttaki bir insandı. Adil, ortaokuldan sonra 1991-1992 eğitim-öğretim yılında Silvan lisesine kaydını yaptırıp okul yakınlarında bir köylüsüyle beraber öğrenci evi tuttu. Ortaokuldayken tanıştığı şuurlu mümin kardeşleriyle iyi bir diyalog içerisine girdi. Hatta lisede tartıştığı sol düşünceli öğrencileri kaldığı öğrenci evine davet ediyor, diğer arkadaşları ile buluşturup İslâm ile tanışmalarına vesile olmak istiyordu. Adil, o sene bol bol kitap okuyor, öğrendiklerini pratiğe geçiriyor ve çevresindekilere anlatarak tebliğ vazifesini yerine getiriyordu. 1991-1992 Eğitim-öğretim yılında önce babasını ardından da dedesini kaybetti. Artık evin büyüğü olduğu için annesi okulunu bırakıp köye dönmesini istiyordu. O ise dava arkadaşlarından ayrılmak istemiyordu. Bu nedenle annesine siz Silvan'a gelin diyordu. Netice olarak ne o köye döndü ne de ailesi ilçeye taşındı. Fuat ve Hanifi'nin şehadetlerinden bir buçuk ay gibi kısa bir süre geçtikten sonra 6 Kasım 1992'de Silvan çarşı merkezinde çıkan bir çatışmada Adil de şehadet kervanına katılmış, aylarca uğrunda gözyaşı döktüğü Fuat ve diğer şehit kardeşlerine kavuşmak için bu kez O mübarek kanını dökmüştü.

Şehid Musa Onay

Gürmeşe (Badina) Köyü'nde dünyaya geldi. Herkes tarafından çok sevilen biriydi. Kimseye rahatsızlık vermiyordu. Maddi durumları çok zayıftı. Komşusu Mahmut Kesen'in anlattığına göre köylerinde imam yoktu. Şehid gündüz çobanlık yapar, akşamları da bilenlerin yanına Kur'an-ı Kerim dersi almaya giderdi. Çobanlığa gittiği zaman da sürekli çantasında cüz taşırdı. Ayrıca kitaplar olurdu yanında. Sürekli okurdu. Çok zeki biriydi. Şehid eğitimini dağlarda çobanlık yaparak aldı diyebiliriz. Komşuları kendisinden çok memnundular. İlme, öğrenmeye, öğrendiği ile amel etmeye çok önem verirdi. Onun bu gayreti İslâm düşmanlarının dikkatini çekmişti. Kendisini sık sık tehdit ediyorlardı. Sakalları bile onların gözüne batmıştı. Bir gün PKK'liler yardım toplamak için köye gelirler. Tüm köylülerin toplanmasını isterler. Kısa bir süre sonra şehidin olduğu evin kapısı çalınır ve gelip onları da köylülerin toplanacağı eve çağırırlar. Köyden yaklaşık 70 kişi o eve toplanır. Tabi amaç yardım toplamak değildir. PKK'liler tek tek isim sorarlar ve bazılarını ayırırlar. Şehit Musa da ayrılanlar arasındadır. Onları evden çıkararak yol kenarına getirirler ve çapraz ateşle taramaya başlarlar. Bu olayda Musa şehid olur. Şehit olduğunda 5 çocuğu vardı.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.