İslam Deklarasyonu

Bilge Kral Aliya'nın Fide Yayınlarından çıkan “İslam Deklarasyonu” adlı kitabı son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında. Kitap Aliyanın yaşadığı toprakları değil, tüm İslam dünyasının ortak sorunlarını ele almaktadır. Aliya İslami mücadeleyi bir bölge ve bir ülke ile münhasır görmemektedir.

Kitap üç ana konu üzerinde durmaktadır.

• Müslüman halkların geri kalmışlığı

• İslami düzen

• İslami düzenin bugünkü sorunları

Müslüman halklar aynı yerde devr-i daim yapmaktadır. Dışa bağımlıdır, fakir ve geri kalmıştır. Bir vakitler dünyayı ilim ve irfanıyla aydınlatan bir kandil iken; bugün bu geri kalmışlık içinde karanlığa gömülmüştür. Düşmanın güçlülüğü, Müslümanların zayıflığı Müslümanların cesaretini kırmaktadır. Aliya bu sorunların çözüm adresini göstermektedir: “İslam'ın bireysel, ailevi ve toplumsal hayatımızın tüm alanlarında İslam düşüncesinin ihyası ve Endonezya'dan Fas'a kadar İslam birliğinin gerçekleştirilmesi…”

Müslümanların tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte dünyaya hakim olan güçler müslümanları çepeçevre kuşatmış, İslam dünyası üzerinde kirli tezgahlar kurmuşlarken, Müslümanlar tarihlerinden, inançlarından, kültür ve medeniyetlerinden koparılmışlarken, Alem-i İslam maddi ve manevi olarak çöküşler yaşarken Avrupa'dan bir ses yükseldi. Kör düğüme dönen problemler, kabuk tutmayan yaralar Müslümanların dört bir yanını kuşatmışken yayınlandı İslam Deklarasyonu…

Aliya, İslami düzeni din ve kanun, terbiye ve güç, manevi toplum ve devlet olarak tarif etmiştir. İslami düzen, İslami toplum ve İslami yönetim ile oluşmaktadır. Bu iki form üzerine bina edilen düzende İslami yönetim olmadan İslamî toplum tamamlanmamış ve güçsüzdür. İslamî toplumun olmaması ise İslamî düzeni bir ütopya hâline getirir.

İslam âleminin kanayan yaraları vardı. Sarılması gerekiyor. Aliya, bu eserde karanlığın yarıldığı noktayı gösteriyor, “Hedefimiz: Müslümanların İslamlaşması” diyordu. Öze dönüşe vurgu yapıyordu. Aliya; yeniden diriliş diyordu. Dünyanın artık eski dünya olmayacağını haykırıyordu. Çünkü İslam dünyasında bir değişim, bir silkinme, bir kaynama başlamıştı. Doğunun ve batının ayakları altında ezilen Müslümanlar için artık yeni bir devir başlıyordu.

“Çin, Rusya ve Batılı ülkeler, Müslüman âleminin neresinde hakim olacakları hususunda mücadele etmektedirler. Onların kavgası boşunadır. İslam dünyası onlara değil Müslüman halklara aittir. Çünkü coğrafi olarak birinci mevkide, muazzam doğal kaynaklara ve 700 milyonluk bir nüfusa sahip, çok büyük siyasi ve kültürel geleneklerin mirasçısı ve canlı İslam düşüncesinin taşıyıcısı olan bir dünya, uzun zaman boyunca kiracı olarak kalamaz. Bu anormal duruma son verecek yeni Müslüman neslin önünü kesebilecek bir güç yoktur.” Müslümanlar ne kadar zayıf olurlarsa olsunlar, mutlak surette bir gün gelecek ve yabancıları topraklarından kovacaklardır. İslam Deklarasyonu bu yönüyle Boşnak Müslümanların yıllar süren zulüm ve baskılara karşı kurtuluşun umuduyla yazılmış bir eserdir.

Hacmi küçük sözü büyük bir kitap, okuyunca beğeneceğinizden eminim.

Önceki ve Sonraki Yazılar