Mehmet Güven ÖZER

Mehmet Güven ÖZER

İslam Medeniyeti'nin kadınla imtihanı

İbn-i Haldun'un, bedevilerin medeniler arasında kaybolacağına, kültürel olarak eriyeceklerine dair bir görüşü var. Buna göre Türkler Anadolu'ya geldiklerinde Bizanslıların içinde erimeleri gerekiyordu. Ama işler normal seyrinde gitmedi. Çünkü Türkler, Anadolu'ya sadece kendi kültürleriyle değil, koca İslam medeniyeti ile gelmişlerdi. Bu da onları Bizans kültüründen korudu.

İzninizle Anadolu Selçuklularına uzun süre başkentlik yapmış, ilim ehlinin uzun süre ikamet ederek, köklü bir medeniyetin oluşmasına vesile oldukları, Konya'nın son zamanlarda nasıl dejenere edildiği konusunu lokal olarak işlemek istiyorum. Özelde Konya'yı ele alıyorum ama siz genelde Türkiye'yi göz önüne alabilirsiniz.

Konya'nın sadece kendisine değil, tüm Türkiye'ye ve hatta Dünya'ya hitap eden bir kültürel birikimi mevcuttur. Bu kültürel mirasın ana teması İslam'dır. Anadolu'nun fethi ile birlikte, Anadolu Selçuklu Devleti'nin Konya'yı başkent ilan etmesi neticesinde İkonia olmaktan kurtulup, Konya vasfını alan bu topraklar, bağrından çıkardığı veya ev sahipliği yaptığı İslami şahsiyetlerle tüm Dünya'ya hitap edecek bir konuma geldi. Bu anlam meşhur sofi İbnü'l-Arabi'nin bir müddet Konya'da ikamet ettiğini ve Sadrettin Konevi'nin annesi ile bir evlilik gerçekleştirdiğini, mehir olarak kadının sadece kitap istediğini belirtmekte yarar var.

Konya, başta Mevlana olmak üzere, Şems-i Tebrizi, Sadrettin Konevi, Nasrettin Hoca, Hacıveyiszade, Tahir Büyükkörükçü, Ali Ulvi Kurucu gibi zatlar yetiştirdi. Yine Karatay ve İnce Minare Medreseleri gibi onlarca medrese, hanikah ve dergâha ev sahipliği yaptı.

Gelin görün ki muhteşem geçmişine hiç de layık bir görünüm arz etmiyor bugünkü Konya. Dışarıdan gelebilecek her yabancı kültürü yutabilecek kadar derin bir medeniyete sahip olduğu için, bugüne kadar İslami kimliğini kaybetmemişti. Ancak son 25 yıldır, 85 sene önce ekilen Batı tohumlarının meyveleri alınmaya başlandı.  60-70 yıl kültürel mirası yiyip tüketen Konya, artık iflasın eşiğine gelmiş durumdadır.

Tabi ilime, bilime, üniversitelere karşı değilim ve bu tür oluşumlara destek olmak gerektiğine inanırım. Ancak Üniversite'nin Konya'ya gelişi bilimsel açılımlara vesile olduğu gibi, binlerce yıllık kültürel birikimin aşınmasına da sebep olmuştur. Özellikle dışarıdan gelen kız öğrencilerin Konya'nın kültürü ile çelişen giyim kuşamları daha doğrusu kuşamsızlıkları binlerce yıllık koruma surlarını aşıp, zihinlerde değişikliklere vesile oldu.

Anadolu'da var olan Bizans kültürü de çok eskilere dayanıyordu. Türkler sadece Türk kültürü ile Anadolu'ya gelmiş olsalardı, şimdiye kadar çoktan Rumlaşırlardı. Yukarıda da değindiğim gibi Türkler önlerine muhteşem İslam medeniyetini katıp öyle geldiler. Batı medeniyeti ile karşı karşıya gelen İslam medeniyeti bu karşılaşmadan galip ayrılmış ve Anadolu bir İslam beldesi haline gelmiştir.

Şu anda Batı medeniyeti bu coğrafyada gerçek bir İslam medeniyeti ile karşılaşırsa tekrar mağlup olur. Ancak içten vurulan medeniyetimiz, tamamen kadınların çıplaklığı ile desteklenen bir saldırı ile karşı karşıyadır. Ahlâksız taarruzlarla saldırıya geçen Batı, işbirlikçilerinin de yardımı ile insanları en zayıf yerlerinden vuruyorlar. Acıdır ki kılıçlara mağlup olmayan Müslümanlar, kadınların çıplaklığına mağlup oluyorlar.

Konya tarihinde saldırılar gördü. Mertçe yapılan saldırılara mertçe göğüs gerdi. Ancak artık Mevlana Türbesinin yanı başına kadar gelip, yerlere fuhuş kartları atan ve fuhuş evleri açan insanlara mağlup oluyor.

Aslında Batı medeniyetine geçmek için bu tür ahlâki yozlaşmalara zemin hazırlayıcı politikalar üretenler, ülkeye en büyük ihaneti yapıyorlar. İngilizler Çanakkale'ye dayandıklarında nice savaşçılar gönderdi bu topraklar. Ama şimdi otobüste, tramvayda gördüğümüz gençler, yarın bir düşman saldırısı ile karşı karşıya kalırlarsa savaşabilecek asil kanı bulabilecekler mi damarlarında?

Hiç zannetmiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar