İslami çalışmalarda öncelik

Bir insanın hayatını şekillendiren faktörlerin en önemlilerinden biri, onun öncelikleridir. Her insanın şahsına, ailesine, işine, arkadaşlarına, inancına karşı sorumlulukları bulunmaktadır. İnsanların çoğu da bu sorumluluklarını yerine getirmek ister. Ancak tüm bu sorumlulukları hakkıyla yerine getirmek mümkün olmadığından, herkes kendisine göre bir öncelik sırası oluşturur ve çabasını buna göre taksim eder. Bir insanın hem uhrevi hem de dünyevi konumunu belirleyen de işte bu öncelik sırasıdır.

Dinini önemseyen bir Müslümanın, öncelik sırasının başına, inancı yerleştirmesi gerektiği malumdur. Zaten inancını önceleyen bir insan, bu sefer inancının gereği olarak; nefsinin, ailesinin, işinin ve arkadaşlarının hakkına riayetkâr olur. Ancak hayatında inancını önceleyen bir insanın imtihanı bir tercih ile bitmemektedir. İkinci olarak dini emirlerde de dinin verdiği öneme göre bir öncelik sırası belirlemek zorundadır. Bu önceliğin de doğru bir şekilde belirlenmesi çok önemlidir. Çünkü bir insan, inancında ne kadar samimi olursa olsun, bu önceliği doğru tespit edemediği zaman, büyük yanlışlara düşmesi kaçınılmazdır.

“Amellerde Öncelik” başlığı altında, daha önce de ele aldığımız bu konuyu, bu sefer İslami yapılar açısından ele almak istiyoruz.

Bu konunun güzel bir örneği tasavvufu tam kavramamış ancak ona tutunduğunu söyleyen insanlardır. Farz, sünnet ve tasavvuf adabı konularında önceliği şaşıran bu insanların durumu ile ilgili İmamı Rabbani (r.a) bir mektubunda şunları yazmaktadır:

“Şüphesiz farzın yanında nafilenin itibar ve değeri yoktur. Keşke onun, okyanusa nispetle bir damla kadar hükmü olsaydı. Nafile ile sünnet, sünnet ile farz arasındaki değer farkı da bu ölçüye göredir; denize nispetle damla gibi.

Halkın çoğunluğu bu manadan ve gerçeklerden gafil olduklarından farzları harap etmek ve nafilelere değer vermekle meşguldürler. Eksik tasavvuf erbabı da zikri ve fikri; önemli olan ibadetlerin başında görmekte, farzları ve sünnetleri eda etmede gevşek davranmaktadırlar. Cuma ve cemaati terk ederek kırkar günlük uzlet ve çileleri tercih etmektedirler. Bilmezler ki cemaatle eda edilen bir farz, onların bin çilesinden daha üstün ve faziletlidir.”

Aynı sorun İslami cemaatlerde, özellikle de cemaate bağlı gençler arasında da gözükmektedir. Bu gençler Allah için samimi bir şekilde mücadele ederlerken dindeki bu öncelik sırasını şaşırabilmektedir.

Bu duruma bazı örnekler vermek gerekirse başta namaz zikredilebilir. Normalde hiçbir cemaatsel çalışma namaz kadar önemli değildir. Fakat yoğun İslami çalışmalar arasında namazın ikinci plana itildiği, gerekli özen ve dikkat gösterilmeden kılındığı görülebilmektedir.

Diğer önemli bir konu anne-baba hakkıdır. Eğer bir insanın anne-babası bakıma muhtaçsa, o insanın Allah’ı razı etmek için yapacağı en hayırlı amel, anne babasına hizmettir. Ancak bu görevi hakkı ile ifa ettikten sonra diğer İslami çalışmalara vakit ayırmalıdır.

Anne babanın çocuğuna, kocanın da hanımına meşru emir ve taleplerinin, konumu ne olursa olsun, diğer insanlarınkine göre öncelikliği de hatırlatılması gereken diğer bir konudur.

Eş, çocuk, kardeş ve yakınlarından esirgenen şefkatli ve sabırlı tebliğin yabancılara yapılması, aynı ilginin bu yakınlara gösterilmemesi de başka bir öncelik hatasıdır. Ebetteki yabancılara da tebliğde bulunulup ilgi gösterilmelidir ancak öncelik yakınlarındır.

Namazın, anne-baba hakkının ve aile ile yakınlarının İslam’daki önceliği konusunda birçok delil getirilebilir. Ancak hem yerimiz dardır hem de bunlar herkesçe bilinmektedir. Örnek olarak zikrettiğimiz bu konuları artırmak mümkündür. Fakat asıl vurgulamak istediğimiz husus, samimi olarak dine bağlanmanın yetmediği, bununla beraber dindeki önceliklerin doğru tespit edilmesinin de çok önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Dinde önceliklerin doğru tespiti için alimler, büyük bir mesai harcayıp konu ile ilgili müstakil eserler yazmışlardır. İmam Şatıbi’nin Zaruriyat, Haciyat ve Tahsiniyat ayırımı bu konudaki en meşhur ve en muteber ayırımlardan biridir. Şüphesiz bu tip kaynaklara da müracaatla doğru bir öncelikler listesi oluşturmak. Allah Teâla’yı razı edecek bir hayat için önemli bir kilometre taşı olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar