Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

İslami gençliğin en mühim görevi!

İslami gençliğin en mühim ve en büyük görevi, İslam'ı bütünüyle hayatında yaşamak, sonra da insanları ona davet etmektir. Allah'a davet, Müslüman gencin azad kabul etmez görevidir. Saadet devrini dikkatlice incelediğimizde, genç neslin İslam'ın mesajını yaşlılardan daha önce ve daha büyük bir arzu ve iştiyakla kabul ettiğini görmekteyiz. Bu nedenle ilk Müslümanların büyük çoğunluğu genç kesimden oluşmuştur.

Gençlerin İslam dinine rağbeti o kadar fazla olmuştur ki, hicret sırasında Ubeyde b. Haris gibi oldukça yaşlı bir-iki kişi dışında, İslam mensuplarının büyük ekseriyeti Müslüman oldukları zaman otuz yaşın altında idi ve ancak bir veya iki kişi otuz beşin üzerinde bulunuyordu. En nüfuzlu ailelerin, gençleri İslam'a koşup, kutlu davasında Allah resulüne destek ve yardımcı olmuşlar, en olumsuz şartlarda dahi onu yalnız bırakmamışlardır.

Her zaman olduğu gibi günümüzde de şayet İslam, usulüne uygun bir şekilde insanlara takdim edilirse, ona ilk koşacak olanların gençlik kitlesi olacağı muhakkaktır. Gençlik, İslam'ın hazır potansiyelidir. Çünkü İslam, verdiği evrensel ve insani mesajlarla gençliği cezp etmeye müsait bir dindir.  İslam'dan başka hiçbir din, hiçbir düşünce gençliği tatmin etmez.

Bilinmesi gereken önemli bir husus da şudur; Asrı Saadette gençler sadece verdiği sözle kalmamış, aynı zamanda bunun gereğini yerine getirerek inanılmaz bir bağlılık göstermek suretiyle, ona nasıl sadakatte bulunulacağına dair eşsiz örnekler sergilemişlerdir.

Sahabe neslinden Talha b. Ubeydullah'ın bir genç olarak Uhud savaşında Peygamber aleyhissalatu vesselamı korumak için gösterdiği fedakârlık gerçekten her türlü takdirin üzerindedir. O, Peygamber aleyhissalatu vesselama inen kılıç darbelerine karşı elini uzatarak kendi vücudunu kalkan yapmıştır. Bu nedenle eli çolak kalmıştır. Hatta Hz. peygamber yaralanınca, Onu savaş hengâmesinden kurtarmak için sırtına yüklemiş ve büyük bir kaya parçası üzerine çıkararak kurtulmasını sağlamıştır. Bundan sonra Allah'ın Resulü, hayatı pahasına kendisini koruyan bu genç için Hz. Ebû Bekir'e (r.a.) “Ey Ebu Bekir! Bugün cennet Talha'ya vacip oldu” demişlerdir.

Genç davetçi, bütün insanların Müslüman olmasını isteyecek ve bütün Müslümanları gönülden sevecek. Müslümanları kendine değil, kendini Müslümanlara ekleyecektir.  Kur'an-ı Kerim, Müslüman insanı  “benmerkezcilik anlayışı”ndan kurtararak “Müslümanlardan olma şuuru”na sahip kılar. Bu konuda Rabbimiz buyurur: “Allah'a davet eden, salih amel işleyen ve: “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet: 33)

Bu ayeti kerime'nin bir gereği olarak İslami davet işini yürüten gençlerin “Müslümanlardan olma şuuru”nu taşımaları lazımdır. Hayatta “şucu” veya “bucu” olmayı reddedip sadece ve sadece “Müslüman” ismine razı olmuş ve davetine salih amelini şahit tutmuş bir gencin; meşrebi ve mezhebi, kavim ve kabilesi farklı olsa dahi “tağutu tekzip, tevhidi tasdik etmiş” olan alnı secdeli her Müslüman'ı sevmesi, sayması ve küfür cephesi karşısında sahiplenip savunması gerekir. Kendini Müslümanlardan saymayan, benmerkezcilik anlayışından uzaklaşmayan insanların İslam'a davet vazifesini yürütmeleri mümkün değildir.

Hülasa günümüzün gençleri, “içten Yusufî, dıştan ise İbrahimî” bir ruhla ancak ayakta durabilirler. İbrahimi ruh olmadan İslam adına, tevhid adına gençliğin bir şeyler başarması mümkün değildir. Bakınız İbrahim'in neler yaptığını:  “(İbrahim'in Kavmi) ‘İlahlarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir' dediler.  (Nemrudun istihbaratçılarından bazıları) ‘İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk' dediler.” (Enbiya: 59-60)

Evet, bu ayeti kerimede İbrahim aleyhisselamın Allah'a davet ettiği kavminin Allah'ın dışında bir takım sahte ilahlar edindiklerini öğreniyoruz. Sahte ilahları, putları, heykelleri kutsayan bir Nemrudî düzenden ve bu düzenin istihbaratçılarından haberdar oluyoruz. Ayeti kerimede Nemrudî düzenin putlarını ortadan kaldırmaya çalışan bir genç... Cömert, fedakâr, düşmanın karşısında dimdik duran kahraman bir delikanlı...  İmanın zevkine erdiği için, ilahlık iddiasında bulunan Nemrud'a korkusuzca kafa tutmuştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar