Kadın olmak şereftir

Ey Fatıma… Ne söyleyebiliriz ki senin hakkında? Sen ki; Resul’ün yüreğindeki can. Gidişlerin hammalesi bir hicran… Seni anlatmak; varlığını kelimelere sığdırmak demek… Var mı bu kadar kelime? Aldım kalemi elime… Düştü kalem “Ben Fatıma’yı yazamam” diye…

Sustum… Yüreğimde “f” harfi ile başlayan tüm nakıs cümleleri susturdum. Duruldum. Dünya Müslüman kadınlar günü kutlanıyordu dünyanın dört bir tarafında. Resul’ün ciğerparesinin doğum günü münasebeti ile. Günün anlam ve önemine binaen söze Fatıma’dan başlamaktı dileğim. Kolay değildi Fatıma’yı yazmak, anlatmak.

Fatıma Ehlibeyti imar eden Hüseyin ve Zeynep’in annesi. Kadınların aşağılandığı zamanlarda kadın olmanın yüceliğinin adı. Bir Peygamber soyunun devamı olma şerefine nail kılınan Fatıma’nın bizlere seslenişidir bu ulvi makam.
Kadın olmak İslam’dan evvel zelil olmak demek iken İslam’dan sonra kendisine şeref bahşedilen bir makam oldu. “Eksik etek” diye nitelendirilen kadın var ya? Allah’ın evinin eteği oldu. Siyahi bir kadın olan Hacer; teslimiyetinin karşılığında Beytullah’ın onuru kılındı. Tavaf yapanlar Hacer’in etrafını da dolanmak zorunda. Yoksa tavafları eksik olur. Günümüzde dahi cahiliyet döneminden kalma kadını “eksik etek” diye niteleyen zihniyet bunu bir düşünsün derim. Müslüman olmanın bir gereği olan hac ibadetini tamamlamak için Hacer’ce çırpınmalısın. “Ben zemzemi başka şekilde de bulabilirim” diyemezsin. İlla ki Hacer gibi say yapacaksın. Evet, aynen onun gibi yapacaksın. Hatta say yaparken, Hacer nerde daha hızlı koşmuşsa sende öyle koşacaksın.

Ve Meryem… Bir iffet abidesi. Babasız bir çocuğun annesi. Rahman derk etmemizi istiyor ki; kadın işte böyle bir makam. Bir kadın babasız bir çocuk dünyaya getirecek. Ve bu kadın iffet sembolü olacak. Maide ile doyurulacak. Bir Peygamber doğuracak.

Ayakları altında cennet olan mahlûkattır kadın. Narin olduğu kadar da güçlü yaratılmıştır kadınlar. Onlar iradesini yüreklerinden alır. Rabbe ulaşma makamında kadınlar erkeklerden bir adım öndedir. Ağlamayı iyi bilirler. Gözyaşının izini iyi sürerler. Duygusallıkları kimi zaman zaaf olarak karşılarına çıksa da bunu avantaja çeviren kadınlar insanı kâmil yolunda ilerlemeye devam etmekteler. Cihat bir beden ibadeti iken, zikir yürekle yapılan bir ibadettir. Ve kadınlar iç dünyasında yürek devletini kurma cehdinde oldukça başarılıdır. Zira erkekler gibi dış dünya ile fazla bağlantıları yoktur. Aileyi geçindirmek için çalışıp çabalamak zorunda değiller. İçe dönük yaşayan mümineler özlerine bigâne olmazlar. Narin ve kırılgan olduklarından Rahman’da kadınlara pek fazla bir sorumluluk yüklememiştir. Evinin düzenini sağlayacak, erinin hizmetinde kusur etmeyecek, dilini kötülükten muhafaza edecek, dini vecibelerini yerine getirecek ve salih evlatlar yetiştirecek. Sıralama da çok şey var denilebilir. Hayır, erkeklere kıyasla zihnimizi meşgul edecek unsurlar daha az. Ve elbette çocuk yetiştirirken ve aile düzeninin sağlanması esnasında eşlerimizden yardım almaktayız.

Bizden çok şey istemeyen ve diri diri toprağa gömülürken, bir meta aracı gibi sömürülürken bize şeref bahşeden bir Rabbimiz var. En değerli hazinemiz olan duygusallığımız ve secdelerimizi ıslatabileceğimiz kadar gözyaşlarımız var. Her türlü sıkıntıda ve darlıkta eşlerimizin koltuk değnekleri olabilecek kadar sağlam irademiz var. Yüreğimizde erkeklerimize “eğer bunu sana Allah emrettiyse var git yoluna beni sabredenlerden bulacaksın” diyebilecek kadar sevdamız var… Cezaevlerindeki eşlerimiz görmesin diye yüreğimize akıttığımız gözyaşlarımız ve sürur vesilesi kılınacak tebessümlerimiz var.

Hacer’in, Meryem’in, Fatıma’nın varisleri olan mümine kadınlar… Darlığı, varlığa çevirecek kadar engin ve zengin bir gönlümüz var. Bağrımız elem ve har içinde olsa da ne çok varlarımız var.

Cânını; Cânân’a ram kılan kadınlar… Dünya Müslüman kadınlar günümüz kutlu olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar