Karma öğrenci evleri, ‘neden’ değil sonuçtur

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın öğrenci evlerinde kızlı erkekli karma şekilde kalınmasıyla ilgili sözleri Hükümet içi çatlaklık ve krizlere neden olurken İslami, liberal, solcu ve diğer yazarların ortak gündemi oldu. Herkes inandığı gibi bakarak veya yaşantı biçimini baz alarak karşı çıktı ya da savundu.

Allah-u Teâlâ, günah ve haramlardan Müslümanları men ederken yapılan işe uygun olarak ‘yapmayın, yemeyin, içmeyin’ gibi fiilleri kullanmıştır. Ama zinayı men ederken ‘la teqrebuzzina: zinaya yaklaşmayın’ ifadesini kullanmıştır. Zina, haram kılınırken zinaya giden yollar da haram kılınmıştır.

Allah-u Teâlâ “(Resûlüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını/mahrem yerlerini korumalarını söyle… Mümin kadınlara da söyle gözlerini sakınsınlar; edep yerlerini ve çevresini örtsünler...” (Nûr: 30-31) “…Onlardan (Peygamber Hanımları’ndan) bir şey sorduğunuz zaman perde arkasından sorun…” (Ahzab: 53)

Peygamberimiz aleyhisselatu vesselam, “Bir erkek bir kadınla baş başa kalırsa onların üçüncüsü mutlaka şeytandır… Bakış şeytanın zehirli oklarından bir oktur…” demiş, kaynıyla beraber kalınmasını soran sahabeye “o ölümdür” diye buyurmuştur. 

Bu ayet ve hadisler ışığında evlenmesi caiz olan erkek ve kadınların bırakın bir evde beraber yaşamaları; bakışmaları, halvette bulunmaları (aynı ortamı paylaşmaları) dahi haramdır. Zinaya giden yollar kapatılarak ancak önüne geçilir.

Türkiye’de karma öğrenci evlerinin sayısı ne kadardır bilmiyorum. Başbakan, Türkiye’de zinanın işlenmesini istemiyor ve karma evlerde kimsenin kalmasını istemiyor ise öncelikle şunları yapmalıdır:

Şeytan işi ve büyük çirkinlik olan zina derhal yasak kapsamına alınmalı, işleyenlere caydırıcı ceza verilmelidir.

Karma evler bir neden değil, bir sonuçtur. Karma öğrenci evlerinden önce karma eğitim, karma çalışma ortamları, şehir içi karma ulaşım ve diğer halvet ortamlarına son verilmelidir.  Karma çalışma ortamlarında çalışan bir erkek veya kadın, eşinden daha fazla çalışma arkadaşıyla beraber zaman geçirmektedir. Bu da eşinden çok çalışma arkadaşıyla ünsiyet ve muhabbetin oluşmasına sebebiyet vermektedir. Şeytanın vesvesesiyle de zina doğal tabii bir hale gelebilmektedir. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde merdiven altı denen atölyelerde Anadolu’nun değişik yerlerinden gelen muhafazakâr ailelerin 14-15 yaşlarındaki çocukları karma çalışma ortamında günde 16 saat bazen kesintisiz 24 saat çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu atölye ortamlarının ahlaki bakımdan ne kadar kötü ortamlar oldukları herkesin malumudur. Buralarda çalışan saf ve temiz gençler kısa bir süre sonra zina, içki ve uyuşturucu müptelası olup çıkabilmektedir. Bu atölyeler karma evlerden daha tehlikelidir.

Şehir içi ulaşımının karma ve sıkışık olması başlı başına bir musibettir. Toplu ulaşım araçlarına bırakın kadının binmesini erkekler kendileri binmekten imtina etmelidir. 

Açık saçıklık ve gayri ahlaki giyimle ciddi mücadele edilmelidir. Gazete ve neşriyatta, TV ekranı ve reklam panolarına bir düzenleme yapılması elzemdir. Büyükşehirlerin bulvarları, bikini ve mayo reklamları yapan üryan kadın fotolarının işgaline uğramış.

TV dizilerine ciddi bir ayar çekilmelidir. Evli bir bayanın veya erkeğin evlilik dışı ilişkisi kutsal bir aşk ve çok masumane gösterilirken iffetli ve yuvasını kurtarmaya çalışan eş ise zalim, sevgililerin arasına girmeye çalışan kara kedi gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Başbakan her seferinde üç çocuk yapmaktan dem vurmakta ve çalışan bayanların çocuk yapmasını teşvik için doğum iznini artırmakta, çocukların kreş parasını devletin hazinesinden ödettirmektedir. Diğer taraftan evinin hanımı ve çocuklarının annesi olan bayanlara hiçbir hak ve ayrıcalık tanımamaktadır. Hâlbuki tam tersi olmalı, annelik ve ev hanımlığı teşvik edilmelidir. Ev hanımlarına ücretsiz sigorta ve ekstra haklar tanınmalıdır. Bundan kastım, kadın okumasın çalışmasın değildir. Eğitimde erkeklere tanınan tüm haklar sunulmalı, isterse İslami ortamda ve kadın fıtratına uygun işlerde çalışabilmelidir.

Gençlerin erken evlenmeleri teşvik edilmeli; evlenenlere para ve çeyiz yardımı, işsizlere iş ve ev sahibi olma imkânı sunulmalıdır.

Boşanmaya karşı ciddi manada savaş açılmalı, evliliği bitiren faktörler ortadan kaldırılmalı, aile saadetini sağlamak için basın ve medyasıyla, eğitim kurumlarıyla seferberlik ilan edilmelidir.

Birden fazla evlilikler kanuni olarak güvence altına alınmalıdır. Pratikte olan ve Allah’ın helal kıldığı çok eşlilik yasaklanmamalı.  Bu yasak, ikinci evlilikleri engellememekte; aksine ikinci eş olan kadınları mağdur etmektedir.

Başbakan önce bir bunları yapsın, halen karma evlerde kalmak isteyenler varsa o zaman oturulur, enine boyuna mesele konuşulur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar