Köle ruhlular ve bitmeyen bombalar

Uzun zamandır patlatılan bombalardan farklı olarak patlatılan Gaziantep bombasının yankıları devam ediyor. 50'yi aşkın sivilin katledilmesi ve bunların çoğunun çocuk olması, duygu selini hat safhaya çıkarmış bulunuyor. İlk defa “sadece siviller hedef alınarak” yapılan eylemin toplum üzerindeki travması artmış durumdadır. Halkın kalabalıklardan korktuğu bir hal almış durumdadır. Bu olayın hem yeri hem de şekli dikkat çekicidir. Özellikle Antep gibi bir yerin seçilmesi ve buranın kozmopolit bir yapıya sahip olması bazı hesapların yapıldığını gösteriyor. Bu hesaplar doğrultusunda  “toplumsal iç savaş kıvılcımı” provası yapıldığını diyebiliriz. Özellikle bu düğün üzerinden bir Türk-Kürt çatışması çıkarmak ve ortalığı velveleye vermek isteyen yapılar mevcut. Bu mevcudiyete taşeronluk eden HDP'nin tavrı ise dikkat çekiciydi. Bombanın ilk saatlerinde hem kendilerine yakın medya'da hem de kendi açıklamalarıyla “Kürt düğününe yapılan bir saldırı” söylemlerini geliştirdiler. Sanki bu güne kadar patlatılan bombaların Kürt bölgesinde patlatılmamış gibi…

Daha önce patlatılan bombalarda ölenlerin hemen hepsi Kürt'lerdir. Bu bombalara ses çıkarmayanlar, sanki pusuda bekler gibi, Gaziantep bombası üzerinden rant devşirmeye çalışıyorlar. Aylardır bölgede bir ayaklanma hesabını yapanlar, bunda başarılı olmayınca da Türk-Kürt çatışması üzerinden bazı hesaplara kalkışmışa benziyorlar. En ufak kıvılcım üzerinden “çıkar” edinmeye çalışıyorlar. Bu hesap doğrultusunda patlatılan bombaların kimler veya hangi kesimce patlatıldığı hiç de önemli değildir. IŞİD, PKK veya FETÖ, hiç fark etmez. Kendi hedeflerine ulaşmak için her üçünü de farklı maskelerle aynı amaç için kullandıklarına şüphe yoktur. Hepsi de kendisine verilen rolü en güzel şekilde oynamaya çalışıyor. Antep bombasında da IŞID kendi rolünü, HDP/PKK kendi rolünü oynuyor. Dikkat ettiyseniz bu roller geçmişte de sahada görünmüştü. Özellikle seçim dönemlerinde Diyarbakır'da miting alanında buna benzer bir bombanın patlatılması; yine madalyonun iki yüzünü gösteriyordu. İsim IŞİD, istifade eden HDP'ydi. Ve o günün şartlarında bunun faydasını da “oy olarak” görmüşlerdi. Bugünde Antep'te patlatılan bombanın ismi IŞİD olabilir, fakat bundan çıkar devşirmek isteyen HDP/PKK'dır. Bu olayın, aynı akıl tarafından idare edildiği şüphesizdir.

PKK tarafından patlatılan onlarca bombayı görmek istemeyen HDP'nin, Antep bombasının ilk dakikalarında oraya koşmaları  “acaba önceden haberleri var mıydı?” sorusunu akla getiriyor. Organizede “akıl hocalarıyla birlikte karar verdiler mi?” Sorusunu da akla getiriyor. Kendilerine verilen rol gereği “halkı galeyana getirmek adına” seri açıklamalar geliyordu. Bununla yetinmeyip halkı sokağa dökmeye davet ediyorlardı. Darbe girişiminde “halk zarar görmesin diye sokağa çağırmadık” açıklamasında bulunanlar, bu bombada halkı galeyana getirmeye ve sokağa dökmeye çalıştılar.

Bununla yetinmeyen malum kesim bu olayda da bilinçaltındaki  “İslam düşmanlıklarını” bir kez daha ortaya çıkardılar. Taziyeye gelen çarşaflı bayanlara sataşarak onları dışarı çıkarmak istediler. Kendilerine verilen rol gereği, IŞİD adını kullanarak tüm Müslümanları töhmet altında bırakma senaryolarını bir kez daha ortaya koydular. İnsanlıktan ve medeniyetten nasibini almamış bu güruh, IŞİD adını kullanarak bu dindar halkı kendi öz değerlerinden uzaklaştırmak istiyorlar. Fakat “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” kaidesince bunların şarlatanlıkları ve maskelerinin altındaki “halk düşmanlıkları” bu süreçle daha iyi anlaşılmış durumdadır.

Sonuç olarak; her bir olay birilerinin gerçek yüzünü ve oynamak istedikleri oyunu ortaya çıkarmaktadır. Tıpkı darbe girişimiyle FETÖ nün gerçek yüzünü tanıyan halk, Antep olayıyla da yeni bir oyunu anlamıştır. Zaten görünen HDP/PKK'nın “kara yüzünün” daha fazla anlaşılmasına sebebiyet vermiştir. Yoksa bunların derdi halk veya onların haklarını savunmak değildir. Sadece akıl hocalarının kendilerine vermiş olduğu rolü en güzel şekilde oynamaktır. Zaten köle ruhlularının yaptığı tek şeyde budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar