M. Zülküf YEL

M. Zülküf YEL

Küfrün av köpekleri

Suud hanedanı kurulduğu günden beri, İslam Ümmeti’nin bağrında kanayan bir yara olmaya devam etmiştir. Suud hanedanının ihanetleri her geçen gün katlanarak devam ediyor. Ortadoğu’da İslam Âlemi’ne karşı uygulamaya konulan her komplonun arkasında Suudi Arabistan’ın hain yönetimi var. Son zamanlarda İslam Ümmeti’ne karşı savaşmak, israil’in ve Küresel şer güçlerinin yanında yer almak, Suudi hanedanının temel stratejisi olmuştur. Yıllardır Kâbe’yi işgal altında tutan ve İslam Ümmeti’nin başta petrol olmak üzere zenginlik kaynaklarının talan eden ve İslam düşmanlarına peşkeş çeken hain Suudi hanedanı, bütün bu imkânlarını İslam ümmeti ile savaşmada kullanıyor. İslam Ümmeti’ne karşı yürütülen topyekûn savaşta, Haçların ve siyonistlerin en büyük müttefikleri Suudi Arabistan’dır.

Hiçbir konuda anlaşamayan ve Arap dünyasının liderliğine oynayan Suudi Arabistan ve Mısır, ihanet konusunda tam bir mutabakat halindedirler. Başta Filistin olmak üzere, Ortadoğu’da Müslümanları nefessiz bırakarak, siyonistlerin önüne atmaktadırlar. Bu iki ülke, politikalarını siyonistlerle koordineli olarak tayin etmektedir.

Bu gün Gazze’de katliam ve tüm sivil halka yönelik bir soykırım yaşanırken, ABD’nin yanı sıra terör şebekesi israil’in en büyük destekçisi, Mısır ve hain Suudi hanedanıdır. Yani İslami direniş, Gazze’de sadece siyonistlere karşı savaşmıyor. Gazze’de, İslami direniş güçleri, katil israil’in yanı sıra, Mısır ve Suudi Arabistan’a karşı da mücadele etmektedir. Bu üçlü şer ittifakı, tüm Gazze’nin imhası pahasına Hamas’ı ortadan kaldırmak istemektedir. Büyük şeytan ve küçük şeytanın yanı sıra, hain şeytanlar da bu savaşta kendilerine verilen ihanet görevini kusursuzca yerine getirmeye çalışmaktadırlar.

İslam’a gönül veren ümmet sevdalıları, öfkelerini büyük ve küçük şeytana yönelttikleri gibi, Mısır ve Suudi şeytanlarını da unutmamalıdırlar. Bu iki ülkede iktidarı cebren gasp etmiş olan ve İslam Ümmeti’nin her türlü zenginlik kaynaklarını şer güçlerle paylaşan bu zalimlerin hain elleri kırılmalıdır. Mescid-i Aksa gibi, Kâbe de işgal altındadır. Mısır ve Arabistan işgal altındadır. Bu İslam beldelerinin kurtuluşu için seferber olmak, temel hedeflerimizden birisi olmalıdır. Kâbe’nin, Suudi hanedanının necis ellerinden kurtarılması, Müslümanların temel hedefidir. Nasıl ki israil var oldukça bu ümmete rahat yok ise ve mutlaka bu terör şebekesinin yeryüzünden silinmesi gerekiyorsa, hain Suudi hanedanı da var oldukça bu ümmet rahat yüzü görmeyecektir. Amerika ve siyonist kuklası, İslam istismarcısı bu hain ve ajan hanedan yeryüzünden silinmeli; yaptıkları hırsızlık, katliam ve ihanetlerinin hesabı sorulmalıdır. Suudi hanedanının israil terör şebekesine vermiş olduğu son destek, bardağı taşıran son damla olmuştur. Artık meydanlarda bu düşmanımızın yok olması gerektiğini en gür ses ile haykırmalıyız. Kâbe’nin işgal altında olduğu belirtip kurtarılması gerektiğinin zaruretini belirtmeliyiz.

Çocuklarımızın ölmesi ve masum bedenlerinin bombalarla parçalanmasının, çevresi mübarek kılınan toprakların işgalciler tarafından çiğnemesinin sorumluluğu hainlerin boynundadır. Siyonistler gibi, masumların kanı zalim Mısır cuntasının ve hain Suud yönetiminin de yüzüne sıçramıştır.

Bugün Gazze’de yaşanan trajedinin en büyük sorumlusu Mısır yönetimidir. Terör rejiminin uygulamış olduğu ambargo, Mısır’ın Refah Sınır Kapısı’nı kapatması ile etkili olmakta ve Gazze nefes alamaz hale gelmektedir. Dolayısıyla Gazze trajedisinin gerçek sorumlusu hain Mısır cuntasıdır. Hastalar için bile sınır kapısı açılmamakta, yapılan yardımların geçişine müsaade edilmemekte, gönüllü doktorların Gazze’ye girişi engellenmektedir.

Diktatör Sisi ve eli kanlı Netanyahu’nun işbirliği, yaralı Filistinlilerin tedavi olmasına imkân tanımıyor.

İsrail katliamının hedefi olan insanların dörtte bir çocuklardan oluşuyor. Bir o kadar da kadın katledildi. Vurulan hedeflerin çoğu cami, hastane, okul ve ev gibi sivil hedefler. Buna rağmen bu hainler, terör örgütünün yanında saf tutup bu masumların bedenlerinin bombalarla paramparça olmasına alkış tutuyorlar ve destek için tüm imkânlarını seferber ediyorlar.

İslam Ümmeti’nin düşmanları açık bir şekilde ortadadır. Tüm dikkatimizi, Filistin’in boğazını siyonistlerle beraber sıkan ve topyekûn bir soykırım noktasında terör şebekesine yardım eden bu ümmetin hainlerine çevirmeliyiz. Bu hainler, asla bu ümmetin bir parçası değildirler. Olsa olsa ancak küfrün av köpekleridirler. Bu necis varlıkların ortadan kaldırılması elzemdir. Mazlumların gazabı ve öfkesi artık bu ihanet sahillerini de etkili bir şekilde dövmelidir. Unutmayalım ki; bu küfrün av köpekleri ve cehennemin köpekleri ortadan kaldırılmadıkça İslam Ümmeti’nin özgürlüğe giden yolu açılmayacaktır. Ümmetin özgürlüğü, ancak hainlerin yoldan süpürülmesi ile mümkündür. O halde işgal tanımını yaparken, kâfir ve zalimlerin yanına hainleri de dâhil edelim. Hainlerin tasallut ettiği her beldeler de işgal altındadır ve kurtarılması gereken bir İslam toprağıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar