Kumpas davası

Hüda Par, kurulduğundan beri ilkeli ve dürüst siyasetinden taviz vermedi.

Her şeyin ranta çevrildiği bir dünyada siyasetin amacının hakka ve halka hizmet olduğunu ya da olması gerektiğini yüksek sesle haykırdı.

Jakoben zihniyetli Kemalistlerin, kimseye hayat hakkı tanımayan PKK'nin, kumpasçı FETÖ'nün, FETÖ hafızasını esas alan Ak Parti hükümetlerinin hedefinde oldu.

Kimi doğrudan saldırdı, kimi ise göz yumdu saldırılara.

Üyeleri vuruldu, binalarına Molotof atıldı, adayları kaçırıldı, uyduruk belge ve tapelerle haklarında davalar açıldı, seçimlere girmeleri engellenmeye çalışıldı.

Hüda Par, sinmedi, geri çekilmedi.

“Dürüst siyaset, gerçek adalet” sloganıyla ne istediğini bangır bangır bağırdı.

Öyle ya alanda ne “Dürüst siyaset” vardı ne de “Gerçek adalet.”

Toplumsal yozlaşmaya sebebiyet verenlere tepki gösterdi, inanç değerlerine sahip çıktı.

Yalana, iftiraya, hakarete, rant hesaplarına tevessül etmedi.

Siyasette ilke ve ahlakın önemini vurguladı.

“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten alıkoymasın” şiarının esas alınması gerektiğini pratiklerinde göstererek zulmün her çeşidine karşı durdu.

Ne adalete çok önem verdiğini söyleyen hükümetin ne de adalet yürüyüşleri yapan muhalefetin derdi bu değildi.  

Biri işin ucu kendisine dokunuyor diye sesini yükseltiyor, diğeri darbecileri gerekçe göstererek devlette kendisi ve müttefiki dışında herkesi tasfiye etme yolları arıyordu.

Hüda Par uyardı; ama muktedirler dinlemedi.

Her seferinde haklı çıktı Hüda Par ve artık “sizi uyarmıştık” demekten bıktı neredeyse.

Çözüm süreci, FETÖ tehlikesi ve Suriye…

Milliyetçi politikalara dönüşün tehlikelerinden, siyasallaşan yargıdan, yeni bir darbe zemini hazırlandığından söz edince sesini kesmek istediler Hüda Par'ın.

Saygıdeğer Sait Şahin'in dediği gibi “Terör örgütü üyeliğinden tutuklanan polis, savcı ve hakimlerin açıp ceza verdiği dava ile Hüda Par yöneticilerine terörist suçlamasında” bulunuldu.

Tam bir “Organize suç şebekesi” olarak çalıştılar.

Sonradan işi darbe yapmaya, halkın üzerine kurşun yağdırmaya kadar götürenlerin polisteki adamları dosya hazırladı, savcıları dosyayı iddianameye dönüştürdü, Pensilvanya'ya sormadan adım atmayan hakimleri ceza verdi.

8 yıllık bir dava…

Davanın dört yılında FETÖ etkindi; ama sonra her şey değişti.

Yargıtay hakimleri dahil 3500 kadar hakim ve savcı ihraç edildi.

Ortaya “Yeni Türkiye”nin yeni yargısı çıktı.

FETÖ'nün kumpas dosyası Yargıtay'a gitti.

Ve “Yeni Türkiye”nin darbecilerden arındırılmış(!) yargısı bu ucube kararı onayladı.

AİHM'nin Demirtaş kararı için “Hukuki gerekçeden yoksun” diyerek tepki gösterenler, Yargıtay'ın gerekçe gösteremeden onayladığı karar için seslerini çıkarmadı.

Hüda Par, yöneticileriyle, gönüllüleriyle, sevenleriyle her platformda sesini duyurmaya çalıştı.

Geriye yapacak tek şey kaldı.

Davayı açanları da ceza verenleri de ceza kararını onaylayanları da ses çıkarmayan muktedirleri de Allah'a havale etmek…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.