Abdulhalim SEÇKİN

Abdulhalim SEÇKİN

Kuraklık mı var?

İstanbul, İzmir ve Ankara’da içme suyu barajı hacimleri, kapasitelerinin altında kaldı. Sapanca Gölü’nde su seviyesi kritik düzeye düştü. Göldeki su seviyesi son 10 yılın en düşük seviyesinde. Kocaeli’ndeki Yuvacık Barajı’na su takviyesi yapılması ve sanayi kuruluşlarının gölden aşırı su çekmesi nedeniyle göldeki su seviyesi ciddi oranda azaldı. Yuvacık Barajı’nda 15 günlük içme suyu kaldığı belirtiyor. Devlet Su İşleri’nin kayıtlarına göre son 50 yılın en kurak döneminin yaşandığı belirtiliyor. Tarihte yağış bakımından da böyle bir Aralık ayı, Ocak ayı da geçmemiştir deniliyor.

 

Türkiye’de çok farklı iklim özelliklerine sahip bölgelerin bulunması, aynı dönemde hem kuraklık hem de nemliliğin yaşanmasına neden olabiliyor. Bunun sonucu da aynı tarım yılı içerisinde, bitkisel üretimde, kimi bölgelerde üretim artışı meydana gelirken, kimi bölgelerde üretim azalabiliyor. Bu yıl kuraklık, daha çok Türkiye’nin Orta ve Doğu kesimlerinde kendisini hissettirecek.

Ekim-Aralık döneminde Türkiye ortalaması 228,5 milimetre olan metrekareye düşen yağış miktarı, geçen yılın aynı aylarına göre 159,1 milimetreye düştü.

Kış mevsiminin kurak geçmesi, özellikle hububat ekili alanları olumsuz etkiliyor. Bir iki hafta içinde yağmurun yağmaması durumunda, buğdayların boy atmadan sararmaya başlamasından endişe ediliyor. Ekilen tohumlar, birçok bölgede kuraklık sebebiyle filizlenemiyor. Filizlenen kısmı da gelişemiyor. Kuraklık sebebiyle hububat ürünlerinde şimdiden yüzde 15-20 oranında verim kaybı yaşanıyor.

Türkiye’de hububat ekiminin büyük bölümü kuru tarım şeklinde yapılıyor. Hububat ambarı olarak bilinen İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Trakya bölgelerinde rekolte yağışlara bağlıdır. Bu mevsimde yağan yağmurların ürünün gelişimi için son derece önem taşıyor. Kuraklığın bir süre daha devam etmesi durumunda filizlenmeyen tohumlar toprağın altında çürüyebilir.

 İşleri Başkanlığı, kimi bölgelerde kuraklık yaşanması nedeniyle, 18.01.2014 tarihli cuma hutbesinde yağmur duası yaptırdı. Kimi köylerde halk yağmur duasına çıktı.

Durum bu ise,

Yağışın olmaması, kuraklığın meydana gelmesini neye bağlayabiliriz?

Kar ve yağmurun yağmaması, suyun aşırı derecede israf edilmesi ve benzeri sebepler kuraklığa sebep olabiliyor. Ama en önemlisi insanların her şeyin, su ve yağmurunda yegâne sahibi olan Allah’ı unutması, aşırı derecede günahlara dalmasıdır.

Allah (c.c.)’nın “Yiyiniz, içiniz, ancak israf etmeyiniz” emri ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in “Denizin kenarında da olsa suyu gereksiz yere harcamayınız” emri kulak ardı ediliyor ve ancak yağışın olmadığı ve kuraklığın olduğu dönemlerde su tasarrufu akla geliyor. Bir damla suyun kıymetini hatırlatan yazılar şadırvanlara asılıyor.

Hz. Nuh (a.s.) kavmine “Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü o mağfiret edicidir. Ki üzerinize gökten bol bol yağmur yağdırsın” diye çağrıda bulunuyor. Bu çağrıdan anlıyoruz ki yağmurun yağması ve benzeri nimetlerin çoğalmasının insanların tövbe etmesi ile doğrudan ilişkisi vardır.

Bir rivayete göre Hz. Musa zamanında kuraklık yaşanıyor. Hz. Musa kavmi ile beraber yağmur duasına çıkıyor. Ancak yağmur yağmıyor. Bunun üzerine Hz. Musa Allah (c.c.)’a “Ya Rabbi dua ettiğimiz halde neden yağmur yağmıyor?” diye soruyor. Allah (c.c.): “Aranızda bir günahkâr var. Onun yüzünden yağmur yağmıyor. Hep beraber tövbe edin. O şahıs da aranızda tövbe etsin ki üzerinize yağmur yağdırayım” diye buyuruyor. Hep beraber tövbe ettiklerinde yağmur yağmaya başlıyor.

Yağmuru Allah’tan başka yağdıracak hiç kimse yoktur. Süper güçler tüm teknolojileri ile gece gündüz uğraşsalar bir damla su yağdıramazlar. Allah (c.c.)bu gerçeği Vakıa sûresi 68-69’uncu ayeti kerimelerde bu gerçeği bize şu şekilde hatırlatıyor: “ Ya içtiğiniz suya ne dersiniz? Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?”

Yeryüzünün ve insan vücudunun dörtte birinin su olduğunu düşündüğümüzde suyun hayatımızdaki yerini daha iyi anlıyoruz. Ne yazık ki suyun değeri ve tasarrufu ancak kuraklık zamanlarında ve yağışın olmadığı zamanlarda akla geliyor.

Her daim Rabbimizi zikretmemiz, tövbe ve istiğfarda bulunmamız temennisi ile Allah’a emanet olun.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar