Kuş bakışı darbeye bakış

Büyük fotoğrafı görmek için yukardan meseleye bakmak gerekir. Ondan sonra fotoğraf parçalarının şekli daha güzel ortaya çıkar. Kuş bakışı darbe girişimine bakıldığında “her şeyde bir hayır vardır” hakikati bir kez daha zuhur etmiştir. Çünkü böyle bir girişim yapılmasaydı, devletin kılcal damarlarına kadar sirayet eden bu virüsü temizlemenin neredeyse imkânsız bir hale geldiğini görüyoruz. Öyle bir ağ kurulmuş ki hiç kimse onlardan izinsiz terfi etmez ve bir yere gelmez duruma gelmiştir. Bu çarka itaat etmeyenler ise bir anda kendini  “suçlu pozisyonun” ortasında görür ve cezaevlerini boylardı. Ya da usulsüzlükten dolayı kadro dışı olduğunu görürdü. Bu çark öyle oturmuştu ki bazen kendine problem çıkaran veya bir amaca ulaşmak için kişileri infaz ederlerdi.

Kendi dışındaki herkesi batıl, kendilerini “tek meşru yapı” olarak görmüşler. Bu çarkın dönmesi için de kendi üyelerine “her kılıfa girme” meşruluğu verilirdi. Yaver'lerin ifadelerinde olduğu gibi, deşifre olmamak için içki kokteyllerine ilk kadehi kaldıran ve tokuşturanlar kendileri olurdu. Ya da Hulusi Akar'ın yaveri verdiği ifadede; yıllarca ima yoluyla namaz kılmış… Nasıl bir namazsa?...  Kişiye verilen misyon onun hayat tarzı ve yaşam biçimiydi. Şimdi anlaşılıyor ki askeriyenin, emniyet'in, yargı'nın, MİT'in ve daha birçok alanlara sızmak için her türlü yaşam tarzını benimsemişler.

Buralara köstebeklerini yerleştirdikten sonra başka bir ana hedef ise partileri ele geçirme hamlesini okuyoruz. Eğer Tayip Erdoğan'la araları bozulmasaydı, muhtemelen ileriki aşamalarda AK Parti başına da bu zihniyetteki bir başkanın geleceği kaçınılmazdı. Mesela İdris Naim şahin, geçmişte Abdüllatif Şener ya da Fethüllahçı yakınlarının etkisinde kalan Bülent Arınç ve Abdullah Gül gibi… Yine MHP içerisinde yıldızı parlatılan Meral Akşener de bu projenin bir parçasıydı… CHP ise fazla önemli değildi. Çünkü kasetlerle dizayn edilmeleri kolaydı. Tıpkı Deniz Baykal'ı bir kasetle genel başkanlıktan attıkları gibi… Bu amaca ulaşmak için her bir kişiye bir parti motifini yükleyerek yola çıkmışlar. Eğer bunu başarsalardı- ki buna çok yaklaşmışlardı- o zaman darbeye ihtiyaç duymazlardı. Çünkü seçimle kim iktidara gelirse gelsin onların adamı ve hizmetlerine uşaklık edeceklerdi. Ancak tedbir amaçlı da “askeri gücü” her zaman koz olarak ellerinde bulundurmaktan kaçınmayacaklardı. İktidar sarhoşluğuyla yoldan çıkacak liderleri de “darbe kozuyla” dizayn etme imkânını ellerinde bulunduracaklardı…

Böyle olsaydı ne olurdu? Sorusuna gelince… Öncelikle Fethullah Gülen,  Türkiye'nin fahri başkanı olarak törenler eşliğinde Türkiye'ye gelecekti… ABD talimatıyla tüm İslami kesimler tasfiye edilecekti. Bütün ekonomik kaynaklar batıya peşkeş çekilecekti. Kurdukları çarkla bir krallık sistemi kurulacaktı. Kendilerine kul /köle olmayanlara hayat hakkı tanımayacaklardı. Bölgeyi ise sindirme politikasıyla terör estireceklerdi. Tek Türkiye filminde olduğu gibi bölge halkını “kıro” görecek ve herkesi bu muameleyle karşı karşıya bırakacaklardı. Çok samimi dostları olan HDP'lileri ise siyaset arenasından sileceklerdi…   Ve şu anda hayal etmediğimiz tablolarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdı…

Netice olarak bu darbe girişimi zorlu bir sınavdı ama bu sınavı geçenlerin ülkeyi büyük bir beladan kurtarmaya sebep olduğunu görüyoruz. Darbecileri şaşırtan yüce Allah, darbe girişimi gücünü kendilerinde buldurttu. Güç sarhoşluğuyla her şeyi başaracaklarını zan ettiler. Kendilerine göre en ince hesabı yapmışlardı. Ancak Allah'ın iradesi ve halkın imanını hesaplayamamışlardı… Evet, kuş bakışı baktığımız planın akim kalması için bu girişim gerekiyordu. Yoksa bu temizlik yüz yılda bile gerçekleşemezdi. Bu temizliğe zemin hazırlayan ise zahirde bu darbe; gerçekte ise belki cezaevlerinin soğuk duvarlarına yaslanarak, karanlık bir köşede, Rabbiyle baş başa kalan ve bunlar tarafından zulme uğrayan bir mazlumun duası veya bedduası olsa gerek. Yoksa diğer her şey birer ilahi sebep olarak görülebilir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.