Mısır İki Zaferden Birine Çok Yakın

Mısır’da darbe oldu.Mursi(İhvan) karşıtları(içte ve dışta) son marifetlerini sergilediler.
Demokrasi denilen yönetim biçiminin ne menem bir şey olduğunu bir kez daha müşahede ettik.
“Helvadan put” örneğinin dahi hafif geldiği acı bir tecrübe ile.


Darbenin “Büyük Şeytan-Siyonist-Suud-Katar-BAE “ortaklığıyla gerçekleştiği muttefekun aleyh. Bunların bir diğer özelliği de maalesef Türkiye ile birlikte Suriye dostları(!) olmaları. Yayınladıkları “Darbecileri tebrik mesajları” da ihanetin belgesini olarak tarihe geçiyor. Bu arada Zalim Esed’in de darbecilere destek ittifakı içinde yer aldığını hatırlatalım. Mısır’daki Selefiler de darbecileri desteklediklerini açıkladılar.


Türkiye ve İran’dan ise Mursi’ye destek açıklamaları geldi. Saflar belirginleşiyor. Ülkelerinin çıkarları(!) için emperyalistlerin safında duranlarla, zalim ve katillerin arkasında duranlar, bu mesele vasıtasıyla Ortadoğu diye tabir edilen İslam coğrafyasının kalbindeki yaraların, bu suni paktlarla tedavi olmayacağını bir kez daha görmüşlerdir umarım. Saflar netleşmişken neden olmasın? Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Türkiye-İran-Mısır. Bütün denklemleri ve tuzakları boşa çıkarabilecek üç İslam ülkesi.


ABD’nin kapıkulları olan körfezin mide ve uçkur düşkünü gerici Arap Şeyhleri, esasen hiçbir zaman İhvan’ı ve fikriyatını sevmedi.
Büyük Şeytan ise, halkı Müslüman olan devletlerin bu parçalanmışlığından cesaret alarak sihirbazları aracılığıyla gözlerini boyayamadığı halkları konvansiyonel yöntemlerle alenen tehdit etmekte, ilham kaynağı Fir’avun gibi, “Ene Rabbukum’ul A’la!” demekte.


Tabi dilini sarkıtıp soluyan Bel’am’larından kotardığı fetvaları da ihmal etmeyerek.
Bu tehditteki ciddiyeti ve resti gören; ayrıca tehdit sahib(ler)ini iyi tanıyan Mısır’ın dostlarından(!) ya hiçbir destek açıklaması gelmiyor ya da “Dostlar alışverişte görsün.” yollu açıklamalar geliyor. “Düşenin dostu olmaz.”felsefesi ile hareket edip reel politiğin arkasına saklananlar, kendilerinin de düşmeye aday birer fert olduğunu unutmamalıdırlar.


Süreç çok şeylere gebe. Nasıl ki İfk hadisesi bütün ağırlığıyla Efendimiz’i(SAV) ve samimi müslümanları derinden etkilemesine rağmen, Rabbimiz tarafından hayrı netice veren bir akibete dönüştürüldüyse, bu zahiren aleyhimize gibi görünen olay da altın ve curufunun birbirinden ayırt edilmesiyle neticelenecektir inşaallah.
Mursi’nin şahsında temerküz eden İhvan ve diğer İslami grupların izzet kokan açıklamaları, şehidlerden kalan müktesebatın dipdiri olduğunu ispat ediyor.


Mursi’nin açıklaması bir manifestodur.
Tarihin bağrından kopup gelen ve aşinası olduğumuz bir manifesto...
Üstad Hasan El-Benna’nın, Seyyid Kutub’un, Halid İslambuli’nin, Abdülkadir Udeh’in ve daha nice şehadet öğretmenlerinin rahle-i tedrisinden geçmiş kadroların, kolay kolay küresel şeytani sisteme entegre olmayacaklarını ilan eden bir manifesto...


Evet saflar netleşiyor. Oyun açık oynanıyor.
Mursi’nin şahsında Müslüman Mısır halkına küresel şeytani sistemleri önünde boyun eğdiremeyenler, içerideki taşeronları vasıtası ile, Mısır halkını ölümle tehdit ediyorlar.


Bu tür tehditler karşısında Seyyid Kutub gibi bir ekole ve değere sahip olan İhvan mensupları, tabir yerindeyse resti görüyor ve onların o restine tarihi ve kadim bir restle cevap veriyor:
“ŞEHİD OLMAYA HAZIRIZ!”


Bu, tek başına kainata meydan okumayı netice veren tahkiki imana işarettir. Aziz olasınız diyoruz bizler de...
Desteklerimizi sunuyoruz. Şimdilik sadece kavli dualarımız sizinle, ama yarından da yakın bir zamanda, fiili dualarımız da sizinle olacaktır inşaallah.
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar