Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Mısır’da oynanan oyun şimdi Libya’da

Libya’da devrimden bu yana süren siyasi istikrarsızlık son bir yıldan beri kendisini iyiden iyiye gösterdi. Bu son günlerde gelişen olaylar ise, kanlı bir iç savaşın işaretlerini taşıyor. Tunus hariç olmak kaydıyla Arap Baharı yaşamış bütün ülkelerde sergilenen oyunun aynısı bu. Üç yıl önce meydana gelen devrimler sonrasında bu ülkelerde oluşacak yeni dönemin sıkıntılı olacağı tahmin edilmiyor değildi. Ancak işin, eski dönemleri aratacak kadar kötüleşeceği bilinmiyordu. Özellikle Mısır başta olmak üzere bütün bir bölgede İhvan-ı Müslimin cemaatine karşı topyekûn bir imha olayının yaşanacağını doğrusu bilmiyorduk. İhvan yönetimine destek sağlayan Katar ile Tayyip Erdoğan’ın başına nelerin getirildiğini görüyoruz. Devam eden bu yeni süreçte İslami hareketler ve cemaatler olarak, İhvan’ın başına gelenlerden öğreneceğimiz çok şey var demek.  Libya, bilindiği üzere Arap Baharı sürecini kanlı olarak yaşamış ülkelerden biri olmuştu. Eski diktatör Kaddafi’nin direnen halka karşı başlattığı şiddet bir iç savaşa dönüşmüştü. NATO güçlerinin havadan direnişçilere sağladığı destek sonucunda Kaddafi devrilmişti. Peşinden Libya’da 7 Temmuz 2012’de seçimler gerçekleşti. Seçimler sonrasında oluşan Milli Genel Kongre ve bu kongreden çıkan Ali Zeydan Hükümeti güvenlik ve istikrarı sağlayamadı. Aleyhindeki yolsuzluk dosyaları nedeniyle de Zeydan, ülkeyi terk edip Avrupa’ya kaçtı.

Libya’da mevcut değişik siyasi güçler ile bunların silahlı guruplarının geçiş sürecini başarıyla götüremedikleri belli oluyor. Silahlı guruplar, merkezi idare ve komuta altına girmek istemiyor. Ortada bir devlet ve hükümet yok gibi. Silahlı gurupların bazısı, bakıyorsunuz Milli Genel Kongre’yi basıyor ve muhalif gördüğü kişileri kaçırabiliyor. Bir diğeri, kontrolünü sağladığı petrol bölgelerinden tankerlere petrol doldurup satabiliyor. Bazı yabancı ülke konsolosluklarına karşı gerçekleştirilen saldırılarda kaçırma ve öldürme olayları yaşanıyor. Tam bir kargaşa ve kaos ortamı hakim.

Milli Genel Kongre ve hükümet bu olup bitenlere karşı etkin bir önlem alamadığından meşruiyet sorunu da tartışılır duruma gelmiş. Ülkede mevcut ordudan daha güçlü durumda olan yapılar var. Bu silahlı milis guruplar, Libya’nın karmaşık kabilesel, bölgesel ve ideolojik yapılanmasının bir yansıması gibi. Oluşmuş bu güvensiz ortamda hiç kimse silahını bırakmak istemiyor. Anlaşılan o ki, tıkanan geçiş döneminin önünü açacak deneyimli bir kadro da yok maalesef. Mevcut kadrolar oldukça genç ve siyasi deneyimden mahrum görünüyorlar.

Bütün bu olumsuzluklara dış güçlerin bölge üzerindeki hesapları da eklenince durum daha da kötüleşeceğe benziyor. ABD ve yerli işbirlikçileri Mısır’da ne yaptılarsa Libya’da da aynısını yapmayı deniyorlar. Geçen hafta emekli Tuğgeneral Halife Haftar’ın Bingazi üzerine gerçekleştirdiği saldırıda onlarca kişi hayatını kaybetti. Devrim ve direnişin şehri Bingazi’de tedirgin bir bekleyiş ve korku hakim. Aralıklarla süren saldırılar son olarak Trablus’a da sıçradı. Yabancılar ülkeyi terk ediyor. İmkanı olan Libyalılar da dışarıya kaçmaya çalışıyorlar.

Haftar,  kendisini Libya Milli Ordusu Komutanı olarak kabul ediyor. 1980’li yıllarda Kaddafi’nin, Çad’a müdahalesi esnasında esir düşen Haftar, CIA’nın aracılığı ile kurtarıldı ve Amerika’ya yerleşti. Seküler ve Nasırist fikirleriyle tanınan Halife Haftar, Libya’da CIA ajanı olarak biliniyor. Bingazi’ye yaptığı saldırı sonrasında sözcüsü Hicazi’nin kamuoyuna yaptığı açıklama, Haftar’ın kimin adamı olduğu ve ne yapmak istediği hakkında açık işaretler veriyor. Hicazi, ‘Amaçlarının Milli Genel Kongre’de bulunan İslamcıları yakalamak olduğunu, hükümetin ve MGK’nın Katar’ın ajanı olduğunu, iktidarın meşru olmadığını ve Libya’nın Katar’dan emir alan tüm unsurlardan arındırılması gerektiğini.’ ileri sürdü.

Libya’da gelişen bu son olayların arkasında da ABD ile körfezin zengin Arap ülkelerinin olduğunda şüphe yok. Mısır cuntasına da siyasi ve mali destek sağlayan bu mihraklar, şimdi o kirli elleri ile Libya’yı karıştırmaya çalışıyorlar.

Libya’da durum giderek kötüleşiyor. Amerika Libya’ya bir Sisi atamaya karar verdiyse, bunun sonuçları çok vahim olacak demektir. Çünkü Libya’da gerçekleşecek bir darbe Mısır’daki gibi olmayacaktır. Üç yıldan beri silahlanan değişik gurupların girecekleri bir çatışma ortamı Libya’yı da bir Irak ve Suriye’ye çevirebilir. Libya’da baş gösteren bu tehlikeli durumun birlik ve sağduyu ile aşılmasını, ülkenin bir an önce istikrar ve güvene ulaşmasını diliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar