Mehmet ŞENLİK

Mehmet ŞENLİK

Müminin hayatında hac bilinci

İki hafta önceki yazımda belirttiğim gibi Hac, diğer ibadetleri de bir nevi kendi içinde barındıran bir ibadettir. Çünkü hac, tıpkı cihad gibi hem mal hem de bedenen yapılan bir ibadettir. Namaz bedenle, zekât malla, oruç sabır ve tahammülle olur. Hac ise, hem mal ile hem bedenle olur. Mescid-i Haram ‘da, Makam-ı İbrahim'de namaz olduğu gibi haccın her aşamasında mal harcaması vardır. Zekât gibi hac da ancak malı olan Müslümanlara farz olur.

Haccın, mümin hayatı üzerinde büyük etkileri vardır. Şehit Ali Şeriati'nin dediği gibi, müminler için hac seferinde, nice dersler ve ibretler vardır; bu seferde Müslüman kefen giyer; malını, mülkünü, çoluk çocuğunu, kısacası dünyayı arkasında bırakarak gider. Yıllarca uğrunda sarf ettiği nice emekleri, mal, mülk, evlat, eş, dost, akraba ve komşuyu öldüğü gün gibi bırakır gider.

Hac, ölümü prova etmenin, ölmeden önce ölebilmenin azmini ve cesaretini göstermektir. Bu sahne yere uzatılarak cansız bedene giydirilen kefen gibi cansız mezara konan beden sahnesi değildir. Bunun adı ihramdır, bunun adı canlıların giydiği kefendir.

Kefeni giyen ise benim, yaşıyorum canlıyım ve ayaktayım! Ama ölüme, ölümü görmeye, mezardan geçmeden haşre doğru, kopan kıyamet gününe dâhil olmaya gidiyorum. Ahiret günü gelmeden ahirette haşr olabilmenin hissiyatını yaşamaya gidiyorum.

Hac, kıyamet sahnesini an be an hissetmenin, dillerde, gözlerde ve gönüllerde tekrar tekrar dirilmenin provasıdır. Bir taraftan herkesin başının ve saçının birbirine karıştığı, toz toprak olmuş yüz ifadeleri ve mahşer kalabalığı, diğer yandan mizan, sırat, amel defterlerinin dürülmesi ve bu âlemde ben ve benim dirilişim! Ve benim üzerime kopan kıyamet...

O büyük ve o muazzam gün, o dehşetli an, kimsenin kimseden haberinin olamayacağı gün, herkesin herkesten kaçtığı ve kaçıştığı gün, herkes benim halim, benim defterim, benim amelim dediği gün... Herkesin çaresizlik içinde büyük şefaatçi Hz. Muhammed Mustafa'yı beklediği gün... Hiçbir şeyin hiç kimseye fayda vermediği, Allah'ın rahmetinden başka her şeyin beyhude olduğu o gün...

İhramı giymede; dünyadan ayrılırken giyilen bir kefen olduğu, Kâbe'yi tavafta; insanların tevhidi bir merkezde toplanması, Safa ve Merve arasında sa'y yapmada; Hz. Hacer'in gayret ve sa'yı gibi çalışmak ve çaba göstermek, Arafat ve Müzdelife'de vakfeye durmada; Mahşeri an be an hissetme ve huzura varabilme heyecanını yaşamanın dersleri vardır. Müzdelife'de topladığı taşlarla Mina'da sırasıyla şeytanı taşlaması, insanın Rabbine karşı isyan eden şeytanın davetini reddetmesi, nefsine teslim olmayacağının ilan edilişidir.

Evet, hac, dostunu düşmanını iyice tanıyıp saffını belirleme ve nerede duracağının kararını ilan etme yeri ve zamanıdır. Gece gündüz imanlı gönüllere vesvese vererek onları hidayetten alıkoymaya ve hak suretinde batılı yutturmaya çalışan iblisi ve onun hizmetinde olanların tümünü taşlamak; ona karşı açılan savaşta bir taş vurabilmek, onu yerlere serebilmek, ona karşı ebedi düşmanlığını ilan ederek kin ve nefretini ifade etmektir hac. Hep İblis'le beraber olmayı seçen nefsimizle savaşımızın devam edeceği bildirgeyi imzalamadır hac.

Kurban kesmek, İbrahim aleyhisselam gibi Allah'a dostluğunu ve yakınlığını ispat etmenin en sevdiği İsmail'ini feda etmenin nişanesidir. Tıraş olup ihramdan çıkmak ise, tekrar dünya nimetlerine dönmenin dünya hayatına yeniden başlamanın, o büyük günde verilen sözün tutulması ve yapılan tevbe ile istiğfarın gereğinin yapılmasıdır. Bu semboller, yüce şuur ve nişaneler, müminin hayatında büyük bir hicreti ve inkılabı gerçekleştirir. (Ali Şeriatı, Hacc, s.167-170)

Şehid Malcolm X, hacla alakalı anılarını, duygu ve tespitlerini şöyle anlatır:

“Hacc seferi, görüş açımı alabildiğine genişletmiştir. Bu sefer, yeni bir anlayış üfledi benim ruhuma. Kutsal Beldede geçirdiğim iki hafta içeresinde, Amerika'da geçirdiğim otuz dokuz yıl boyunca hiç rastlamadığım şeylere tanık oldum. Bütün ırkları ve renkleri tanıdım; hem de gerçek bir kardeşlik anlayışı içerisinde! Tek bir yürek gibi çarpan! Tek bir beden gibi yaşayan! Tek bir varlık gibi ibadet eden! Irk ayrımcıları yok. Liberaller yok; bu sözcüklerin ne anlama geldiğini, ne işe yaradığını bile bildikleri yok o insanların. ...Gerçek İslam bana göstermiştir ki, siyahların tümünü, birden bir kalemde, silip atmak ne kadar yanlış bir tutumsa, beyazların tümünü birden, bir kalemde silip atmak da o kadar yanlış bir tutumdur.” (Alex Haley, Malcolm X, Çev. Yaşar Kaplan, s. 685)

Önceki ve Sonraki Yazılar