Ne Doğu ne Batı, illa Allah

 Müslüman halklar için çok büyük değişimleri beraberinde getiren, ümmete umut ve cesaret aşılayan, siyasi anlamda İslam'ı tekrar dünya gündemine oturtan, birçok İslami hareketin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan İran İslam Cumhuriyeti 36'ıncı yılına girdi. Bu süre zarfında ümmet için bir laboratuar görevi gören İslam devrimi çok sayıda komplo ve saldırıyla karşılaştı. Ancak Allah'a dayanarak bu saldırılardan çoğunun üstesinden geldi ve bugünlere ulaşmayı başardı.

Biz Müslümanların İran İslam Devrimi'nden alacağımız çok dersler ve ibretler vardır. Evin içinden kendimize bakmayı sağlıyor bize İslam devrimi. Hatalarından da doğrularından da alacağımız çok dersler var.

İslam Devrimi bize en zor zamanlarda bile umutlu olmayı, ümidimizi asla yitirmememiz gerektiğini öğretti. İran'ın Müslüman halkı Ortadoğu'nun en büyük ordusuna karşı çıplak elleriyle ayaklandılar. Karşılarında dünyanın en büyük ordularından birine sahip olmakla övünen Şah vardı. Şah'ın ordusu karşısında yapayalnızdılar. Hiçbir destekçileri yoktu. Ne Doğu ne de Batı, o günlerin iki süper bloğundan hiç biri tarafından desteklenmiyorlardı. Sırtlarını dayayabilecekleri hiçbir devlet yoktu. Herkes onlara karşıydı. Bütün dünya onlara karşıydı. Şah'ın acımasız, kan kusan tankları karşısında çaresiz ve korunaksızdılar. Müslüman İran halkı, başlarındaki yetmişlik, yaşlı önderleriyle yapayalnızdı.

Ama başardılar. Tüm dünya onlara düşman olduğu halde başardılar. Tüm emperyalist güçler onları sindirmek, yok etmek için birleştikleri halde zaferi elde ettiler. Binlercesinin, on binlercesinin kanının döküldüğü, milyonlarcasının zindanları doldurduğu bir ortamda zafere ulaştılar. Ellerinde “Allah-u Ekber” feryadından başka hiçbir silahları olmadığı halde düşmanlarını yendiler. Neden?

Çünkü onlar Allah'a dayandılar. Sadece Allah'a güvendiler. Allah'tan başka hiçbir güce, otoriteye, devlete sırtlarını dayamadılar. İran İslam Devrimi'nden alacağımız en büyük ders bu olmalıdır. Allah'ın, sadece kendisine güvenip dayananları yüzüstü bırakmayacağı gerçeği… Dünyayı kendi aralarında paylaştırmış olan dönemin iki süper gücü, Amerika ve Sovyetlere rağmen böyle bir zafer elde etmenin başka nasıl bir izahı olabilir.

Kuşkusuz İran İslam Devrimi'ni zafere götüren başka birçok etken vardır. Kararlı ve cesur, ferasetli, zamanını iyi bilen bir lider; halk desteğine sahip bir önderlik, kültürel alt yapı, mevcut hükümetten hoşnutsuzluk, örgütlü bir yapı vs. Ama en büyük etken kesinlikle sadece Allah'a dayanması ve tüm stratejisini Allah'a güven üzerine bina etmesidir.

Bunu İmam Humeyni'nin şu sözünde açık olarak görebiliriz. İmam, İran'a dönmek için uçağa binmek üzeredir. İmam'ın dostlarında bir korku ve telaş vardır. İmam'ın uçağı havadayken Amerika tarafından düşürülebileceği korkusu… İmam, kendinden emin şu cevabı veriyor: “Allah istemezse Amerika hiçbir halt edemez!”

İslami hareketlerin İran İslam devriminden alacakları çok şey var. Doğruları ve yanlışlarıyla devrim laboratuarından faydalanacakları çok şey var. Ama en büyük ders sadece Allah'a güvenme ilkesidir.

Modern İslami hareketlerde meydana gelen sapma ve başarısızlığın en büyük nedeni Allah'ın dışındaki güçlere bel bağlamaları, onlara el açmaları, İslam dışı güçlerin oyunlarına gelip umutlarını onlara yöneltmeleridir. Birçok İslami hareket ne yazık ki bu yanlış anlayışın sonucunda ya tamamıyla yok olup gitti ya da asli kimliğinden saparak İslami hareket olma özelliğini yitirdi. Yine birçok İslami hareket Allah'tan başkasına güvenmenin bedelini ağır bir şekilde ödedi ve hala da ödüyor.

Müslümanlar sadece Allah'a dayanmalı ve O'na güvenmelidirler. Onları zafer ve başarıya götürecek tek yolun bu olduğunu bilmeliler. Allah, kendisine dayananları mahcup etmez. Samimi ve sadece rızasını gözeterek kendisine yönelenleri ortada bırakmaz.

Bu camianın doksanlı yılarda yaşadığı bundan başka bir şey mi? Neyi vardı bu camianın o yıllarda? Herkes onlara karşıydı. Tüm güçler onların aleyhinde ittifak halindeydiler. Sırtlarını dayayacakları Allah'tan başka hiçbir dost ve yardımcıları yoktu. Bir avuçtular. Karşılarındaki mürtet örgüt her anlamda; askeri, siyasi, toplumsal destek anlamında onlarla kıyaslanmayacak kadar güçlüydü. Bütün iç ve dış güçler de mürtet örgütle beraberdi. Ama Allah'a dayandılar. Allah'tan başka hiç kimseye güvenmediler, hiç kimseye ağız suyu dökmediler, kimsenin kapısına gidip yalvarmadılar, yardım dilenmediler. Allah da onları aziz kıldı. Kuşkusuz Allah, halisane kendisine yönelen kullarını aziz kılar.

Sadece İran İslam Devrimi değil, tarih, Allah'ın kendisine yönelenleri nasıl aziz kıldığının örnekleriyle dolu. Hem eski hem de modern örnekleriyle… Hamas, İslami Cihat, Hizbullah, Afgan direnişi ve inşallah İhvan bunun modern örnekleridir.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar