Menderes YILDIRIM

Menderes YILDIRIM

Ortadoğu ateşine Kürt maşası

Batı; ekonomik, siyasî, dinî emelleri için her defasında bir araç, kullanmış; kalıcı dostluklar yerine kalıcı menfaatleri kovalamıştır.

Batı emperyalizmi, “dünyanın özellikle de İslam ülkelerinin kaynaklarını;” Orta Çağ’da, Haçlı Savaşları üzerinden; Osmanlının gerileme döneminde, dini azınlıkların koruyucu meleği rolüne soyunarak; İmparatorluğun parsellendiği 19. asrın sonu ve 20. yüzyılın başlarında ise Müslümanı Müslümana kırdırarak elde etmeye çalışmıştır.

Nihayetinde, Osmanlı egemenliğindeki Müslüman halkların amatör bilinci, Emperyalistlerin profesyonel bilincine karşı tutunamadığından; Batının vaatlerine yönelen “seçilmiş(!?) Arap aileler” Arap Maşasını da oluşturuyordu.

Batı’ya biatli bu yönetimlere; “halklarını ve enerji kaynaklarını ecnebiler adına kontrol” görevi verilmişti.. 

Kürt Maşası: Geldiğimiz süreç itibarıyla bakir, dinç, dinamik ve Batı için gelecek(!) vaat etmektedir.

Özellikle Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan ötekileştirme, sindirme ve katliamlar; Kürt halkını, başka umut ve belki de dışarılardan bir destek beklentisine yöneltmiştir. Durum; İran, Irak ve Suriye’de de pek farklı olmamıştır.

Emperyalistler, Ortadoğu coğrafyasını şekillendirirken Kürt yarasını; ilerde kanatabilecekleri yara olarak dörde yarmışlardı. CIA ve MOSSAD tarafından istendiğinde kanatılacak, acı ile inletilecek bir illet. İyi iş doğrusu.

Acıklı olan; Kürt Sorununa elindeki zehir ile yaklaşan Emperyalizmin; zehrini, “derde derman” diye inandırabilmesidir. Çünkü artık Kürdistan’da Batı’nın sunduğu sultanlığı; “Hıristiyan Batı ile anlaşmak küfürdür” diye reddeden Berzenciler yerine muhtarlığı benimseyen despot, laik rejimler; yeni Şerif Hüseyinler(!) türetildi.

“Kürdistan” vadiyle yanaşan çevre devletler özellikle de Batı, hiçbir zaman Kürtlere samimi olmamış, kanı ve canı üzerinde siyasî ticaretler yapmanın ötesine geçmemiştir. Kürt Ulusalcı Cepheleri tarihten pek ders alamamışlardır.

Kökü mazide olan ati olmak için bakalım:

1-Rusların güvencesiyle kurulan ve sadece 11 ay yaşayabilmiş Mahabad Kürt Cumhuriyeti (1946); Stalin’in İran’la anlaşmasından sonra tutunamamış, -İran Şahı’nın peyman ve emanına rağmen- cumhurbaşkanı Qadi Muhammed ve ekibi idam edilmiştir.

2-Molla Mustafa Barzanî, defalarca İran Şahı, ABD ve diğer batılı güçler tarafından ihanete uğramış, katliamlarla baş başa bırakılmıştır. Bu arada, Qadı Muhammed ve Molla Mustafa Barzanî’nin; devletlerinde İslam şeraiti ile hükmettiklerini, Kürt halklarıyla bütünleştiklerini belirtelim.

3-Celal Talabanî’nin hayatı; adeta birbirine tezat oluşturan lider ve devletlere güvenme ve onlarla ilişki kurmanın panaromasıdır.

4-Abdullah Öcalan:  a-Türkiye ile Hatay sorununu yaşayan Suriye’ye güvenip Bekaa vadisinde yerleşip, 1984 yılında Türkiye’de silahlı eylemler başlatmıştır. b- Türkiye’nin baskıları sonucu aynı Suriye Öcalan’ı sınır dışı etmişti. c- Suriye’den kalkış yapan Apo’nun uçağı, güvendiği Avrupa ülkelerini dolaşmış ama bir türlü iniş izni alamamıştır. Kaderine terk edilen Öcalan, ancak Afrika’da tamtamların ülkesine inebilmiş idi. Adeta onun şahsında, bir milletin son kullanma tarihi geçtikten sonra nasıl terk edileceği örneklendirilmiştir. Aynı Metruk’un şahsında, sevdasına besteler yakılan “Suriye, Irak, Rusya, İsrail, AB, ABD, Çin..” aşklarının yekûnunun karşılıksız bir sevda olduğu görülmüştür.

Devran döndü, Halephçe katliamını duyamayan Batı; aynı Metruk’a, -Ortadoğu’daki gerilimin bir parçası olarak- tekrar ilan-ı aşk yaparak, O’nu, Kürt ve Kürdistan’ı kurtarıcı melek kimliğine inandırabildi(?!)

Batı; bir anda Barzanî’ye, PYD’ye, PKK’ya hayran kesiliverdi. Meğer Kürt ve Kürdistan’ın ne kadar da dostları varmış! Conili, haçlı; paramiliterli, petrodolarlı.

Kasaphanelerinin kurdurulduğu, Ortadoğu cephelerine “mühimmat, lojistik destek, son model silahlar, araçlar, bunları kullandırmak için gönderilen teknik elemanlar..” yağıyor. Ortadoğu ateş topuna dönderiliyor.

New Emperyalistler, geliştirdikleri yeni taktiklerle artık ateş hatlarında, kendi adlarına türettikleri yerli işbirlikçilerini kullanıyorlar. Çünkü gördüler; “su insanı boğar/ Ateş yakarmış!”

Öte yandan şeytanlaştırılan ırklar, cepheler, cemaatlerin ardı arkası kesilmiyor, eski listelere her gün bir yenisi ekleniyor. İslam ülkelerindeki özellikle de Ortadoğu’daki despot rejimlerin biri yıkılıyor, diğeri tutunmaya çalışıyor, ötekisi katliamlar uyguluyor. Kurulan yeni yetmeler; Batı tarafından “Stratejik Ortak..” ilan ediliyor. Bayram değil, seyran değilken ortaklık hayrola! Kürt halkı, tarihten pek ders almayan milletlerden.

İleri veya geriye atılan her adım, Batıya dostluk, çevre devletlere düşmanlık adıyla atılmamalı. Kürt hakları; İslamî=insanî sınırlar çerçevesinde aranmalıdır. Özellikle Türkiye’deki açılım süreci sabote edilmemeli. Hükümet de inanç adına bedel ödemiş olan Kürt Mustaz’afları görmek zorunda gün Batı’dan doğmadan! Sonumuz hayrola! Dua ile  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.