Pkk'nin barışı(!?), Avrupa'nın insan hakları(!?)

Pkk vahşet örgütü kurulduğundan beri insan öldürmekten başka bir şey yapmamıştır. Bugüne kadar yüzlerce katliamı hunharca gerçekleştirmiş, kadın, çocuk, ihtiyar ayrımı yapmadan on binlerce insanı büyük bir vahşetle öldürmüştür. Bu katlettikleri insanların çoğu da Kürt anne ve çocukları olmuştur. Gerçekleştirdikleri her insanlık dışı katliamdan sonra da, ne gariptir ki en fazla dillendirdikleri kelime ‘barış' olmuştur.

Barış diyerek katliamdan geri durmayan bu vahşet çetesi, aslında kara yüzünü perdelemek için bu güzel kelimeyi kullanmaktadır. Bu katliam çetesi insanları öldürmekten vazgeçsin, elini tetikten çeksin, kan kusan silahlarının namlularını Kürtlerin alnından kaldırsın yeter, zaten barış kendiliğinden gelecektir. Birilerinin ‘barışın' peşine düşüp aramasına gerek kalmayacaktır. Silah ve ihanet yoksa katliam yapma taşeronluğu alınmamışsa, zaten barış hüküm sürecektir.

Son Beşiktaş'taki saldırıyla bu vahşet çetesi çirkin yüzünü bir kez daha göstermiştir. Maç çıkışı sivil-polis gözetmeden hain saldırısını gerçekleştirmiş ve can kaybının olabildiğince en yüksek oranda olmasına özel gayret sarf edilmiştir. İnsan kaybının artması esas gayeleridir. Daha çok insan öldürdükçe, taşeronluklarını en iyi şekilde yerine getirebildiklerine inanmaktadırlar. Daha doğrusu efendilerinden aldıkları emirleri harfiyen yerine getirmek mecburiyetindedirler.

Efendileri de aynı şeyleri yapmıyor mu? Daha çok insan ölsün diye misket bombalarını şehirlerin üstüne atmıyorlar mı? Şehir ve kasaba sakinleri topluca yok olsun diye, atom ve gaz bombalarını kullanan bu insanlık düşmanı batılılar değil mi? Şu an dünyanın en büyük silah üreticileri ve satıcıları yine bu karanlık zihniyetli batılılar değil mi? Şu anda birbirlerini öldüren zavallı insanların elindeki silahların menşei ya Amerikan ya Rus ya Alman ya da İngiliz değil midir?

‘İnsan hakları' kavramını dillerinden düşürmeyen bu batılı insanlık düşmanları, bu son saldırıyı kınamaktan bile kaçındılar. Bırakın bu terör saldırılarını kınamayı, her gün yeni bir entrikayla ülkemizi kaosa sürüklemenin ihaneti içerisindedirler. Ekonomik ablukadan Avrupa Parlamentosunun PKK'ye para yardımına kadar, Halep-Musul ateş çemberinden PYD' ye stinger füzeleri vermeye kadar, daha sayılabilecek yüzlerce hamle veya direk saldırıyla adeta ülkemize ve insanımıza hayatı dar etmeye çalışıyorlar.

Bütün bunları ‘insan hakları' kavramını istismar eden bu vahşi batı(l) medeniyeti(!?) mensupları yapmaktadırlar. Hele Halep'in kan donduran görüntüleri, hala bizi gaflet uykusundan uyandırmıyorsa, demek ki insanlığımız da ölmüştür. Bu küfür cephesinin sinsi niyetlerini hala sezmemişsek ve onların saflarında Müslümanların öldürülmesine katkı sunuyorsak bu dünyadan zerre miktarı bir şey anlamamışız demektir.

‘İnsan hakları teranesini' bize yutturmaya çalışanların esas gayesi Müslümanları birer birer veya topluca öldürmek, ümmet coğrafyasını lime lime doğrayarak ortadan kaldırmaktır. Bu sinsi planın gerçekleşmesinde taşeronluk yapan, isteyerek destek olan veya bilmeyerek payandalık yapan, şu veya bu hesap içerisinde bu batı(l) şebekesiyle işbirliği yapan herkes, bu cürmün ortağıdır.

Halep'i yakan insanlık düşmanları, taşeronları eliyle şehirlerimizi de ateşe vermeye çalışmaktadırlar. Patlatılan bombalarda taşerondan ziyade ihaleyi veren karanlık mihraka odaklanmalıyız. Taşerona ‘iş' veren şer odağını esas hedefe koymadıkça, taşeronun alçakça saldırılarından sonra ağıt yakmaya devam edeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar