Mehmet Güven ÖZER

Mehmet Güven ÖZER

Pkk'nin islamofobi oluşturma gayreti

 PKK'nin zihinsel olarak İslam'a nasıl baktığı ve bu hususta Batı âleminde uyandırmak istediği izlenim ile ilgili birkaç kelam etmeden önce, Abdullah Öcalan'ın yazdığı kitaplardan aşağıdaki paragrafları okumamız icap edecek.

“Bir Arabistan yarımadası tasarımı olarak Allah, yaklaşık M.Ö 2000'lerde bir ideolojik kimlik olarak bütün Semitik kabilelerin zihninde yer edinmektedir.” (Abdullah Öcalan, Sümer Rahip Devletinden Demokratik Uygarlığa- AİHM Savunmaları Cilt I, s.240)

“Köleci dönemde hiç olmazsa ideolojik olarak milli kalabilen ve bir milli direnme ideolojisi görevini gören “Zerdüşt” dininin ortadan kaldırılmasıyla, Kürtler, manevi alanda da yabancı işgale uğradı. İslamlık, Kürdün beyninde ve yüreğinde milli inkârı hazırlayan ve kaleyi içten fethetme rolü oynayan bir “Truva Atı” gibidir. Düşünce ve duygu alanında günümüze kadar etkisini duyuran İslamlık, Kürdistan'ı her işgal edenin elinde aynı rolü oynamıştır. Mezhepleri ve tarikatlarıyla yerli ve yabancı feodallerin elinde sömürüyü gizleme, ümmetçiliği geliştirme, milli değerleri unutturma aracı haline gelen İslamlık, ortaçağdan günümüze kadar Kürtlerde milli direnme ruhunu öldüren en büyük ideolojik araçtır.” (Abdullah Öcalan, Kürdistan Devriminin Yolu (Manifesto) Weşanen Serxwebun, 1993, s.25.)

Kısacası Abdullah Öcalan, Yüce Allah'ı bir Arap tasarımı olarak görüp, bu Allah'ın Kürtlere çok zarar verdiğinden dem vurmaktadır. Zerdüştlüğün; yani bir şirk dininin, Kürtlerin yapısına daha uygun olduğunu belirtmektedir. Zerdüştlüğe şirk dini dememizin en önemli delili, bu dinde Ahura Mazda (İyilik tanrısı) ve Ehrimen (Kötülük tanrısı) diye iki tanrı olmasıdır. Zaten Allah'tan başka tanrıların varlığını kabul eden bir dinde şirk vardır. Tanrıların iki, üç veya daha fazla olmasının pek önemi yoktur.

İslam'ın Kürtlerin milli benliğine düşman olduğu saikıyla, ümmet bilincinin yıkılması ve milli değerlerin ön plana çıkarılması için bu güne kadar yüzlerce açıklama, binlerce uygulama gördük PKK'den. En basitinden; dağlarda şehitlerimiz var diyerek, dini olan Kurban ve Ramazan bayramlarını yasaklayan bu zihniyet, milli bayram olan Nevruz'u davul, zurna eşliğinde ve konserlerle kutlamaları, hep yukarıda yazılı olan düşüncelerinin tezahürleridir.

Ama durum sadece bundan ibaret değildir. PKK'nin başı sıkıştığı zaman Batılı dostlarına ve hatta savaştıkları Genelkurmay'a aşağıdaki gibi feryat etmektedir.

“Laiklik için veryansın eden Genelkurmay değil miydi? Biz de bölgede aynı şeyleri savunuyoruz. Bizim de olmazsa olmazlarımızdan biri laikliktir. Bize cephe almasınlar zira biz de onlar gibi laikliğin savunucusuyuz. Biz bölgelerimizin irticaya teslim olmaması için büyük çaba sarf ediyoruz. Biz bölgedeki cemaatlere karşı, cemaatlerin toplumsal zararlarına karşı açık bir şekilde mücadele ediyoruz. Bizim üzerinde en fazla hassasiyetle durduğumuz konulardan birisi laiklik. AKP, din istismarı üzerine bir siyaset yürütüyor. Biz bunun karşısında duran yegâne siyasi gücüz.” (DTP Van Milletvekili Özdal Üçer, http://m.aktifhaber.com/imam-olduren-dindar-pkk-509453h.html)

Bu gibi açıklamaları zaman zaman HADEP/DEP/DTP/BDP/HDP milletvekilleri dile getirdiler. Aysel Tuğluk, Hasip Kaplan ve diğer yetkililer, bu durumu bir uyarı olarak Avrupalı dostlarına hatırlattılar. Öyle fazla uzağa gitmeye gerek yok derseniz, daha geçenlerde Murat Karayılan'ın; “Uluslararası camia kıymetimizi bilsin. Eğer PKK olmazsa, Kürtler İslamcı olur.” şeklindeki açıklaması düştü haber sitelerine.

Dünya konjonktüründe İslamofobia'nın getirisi bulunmaktadır. PKK, Avrupalılarda bu tür bir korkunun olduğunu biliyor. Özellikle DAİŞ'in oluşturduğu bu korkuyu kullanarak, kendisinin sadece Kürdistan'da değil, tüm Ortadoğu'da bulunmaz Hint kumaşı olduğunu beyan ediyor.

Kısacası alın beni kullanın diyor. Beni kullanırsanız bölgede siyasal İslamcıların önünü alırsınız diye uyarıda bulunuyor. Ne acı değil mi? Mevlana Halid-î Şehrezori, Molla Cezerî, Ahmedê Xanî, Faqiyê Teyran, Üstad Bedi'üz-Zaman, Şeyh Said gibi tarihi kişiliklerin kemiklerini sızlatacak şekilde, Avrupalıya bu isimleri şikâyet etmek, garipten de öte bir durum.

Batılı insanın korkusunu depreştirip, yukarıda saydığım isimlerin her zaman şan, şerefle anıldığı tarihimizi onların önüne atıp; “Bakın haa…! Kürtler potansiyel İslamcı olma meylindedirler. Çünkü tarihleri ve ataları buna müsait bir ortam bırakmış. Siz bize destek olmazsanız, onlar da asıllarına dönerler. Bu da sizin için iyi olmaz.” diye geçmişimizi inkâr ediyorlar.

Siz gidi laik kafalar sizi.

Önceki ve Sonraki Yazılar