İbrahim DAĞILMA

İbrahim DAĞILMA

Sahi, Bu Bombaları Kim Koydu?

Yürek frekansından vicdan frekansına anons geçiyor:
- Vicdan, dinlemede misin, Reyhanlı’da bir patlama olmuş, 50’den fazla ölü varmış. Tam da çözüm ve barışı adam akıllı masaya yatırdığımız ve çatışmasızlığı gerçekleştireceğimiz bir anda bu bombaları kim patlattı?
Vicdan:
- Bombayı DHKP-C patlattı! Akıl, başka bir frekanstan araya girer:
- Tüm duyargalar, beni dinleyin! Irak’ta pazar yerinde patlama olmuş. 55 ölü 200 yaralı var. Tüm ekipler, gözyaşlarıyla oraya aksın!
Vicdan:
- Bu patlamayı kim yapmış?
Akıl:
- Kim yapmış olacak ki, Şiiler Sünnilere yönelik yapmış. Yürek:
- Şimdi ulaşan haberi size aktarıyorum, ekipler yön değiştirin! Acil çağrı, Suriye’de bir camiye intihar saldırısı düzenlenmiş. 42 kişi hayatını kaybetmiş.
Akıl:
- Ne oluyor, nereye yetişeceğimizi şaşırdık! Bu patlamayı kim yapmış?
Yürek:
- Şaşıracaksınız, Sünniler Şiilere misilleme yapmış. Gözyaşları, ızdırap içinde oraya akmaya çalışırken, yeni bir frekans onları durdurdu:

- Pakistan’da büyük bir patlama olmuş. Bir otele yapılan saldırıda 60 ölü var. Vicdan:
- Allah’ım neler oluyor, dayanamıyorum! Peki, bunu kim patlatmış? Telsizdeki ses:
- Taliban kaynaklı bir patlamaymış. Bu kez yürek, canhıraş bir feryatla yeni bir anons geçmiş:
- Tüm açık duyargaların ve hareket halindeki ekiplerin dikkatine Yemen’in güneyindeki Abyan vilayetindeki mühimmat fabrikasında meydana gelen patlamada aralarında çocukların da olduğu 110 kişi öldü.
Akıl:
- Emin olun! Artık havsalam almıyor; neler oluyor? Sanki İslam ülkelerinde insanlar, bombaları birbirine elma atar gibi atıyor. Peki, bunu kim yapmış?
 
Yürek:
- El-Kaide’nin yaptığı sanılıyor.
Vicdan:
- Durun, yeter! Artık yeni bir patlama haberi daha istemiyorum.

Bakın! Amerika ve israil keyfinden dört köşe emperyal koltuğuna gömülmüş ve vampir bir iştahla işbirlikçileri Fransa, Budistler ve bilumum kâfirlerle “Filistin, Afganistan, Mali, Myanmar, Çeçenistan’da” kanlarımızı içiyor, utanmaz bir edayla namusumuzu çiğniyor, sırıtan bir çehreyle bize demokrasi dersleri veriyor. Aslında ben bu bombaları patlatanın kim olduğunu biliyorum!
 
Vicdan büyük bir merakla:
- Söylesene, rahatlayayım!
Yürek:
- Evet, söyle de acılarımız bir nebze dinsin!
Hiçbir patlama mahalline layıkıyla akamayan gözyaşı:
- Ne olursun, söyle! Yaşlarımız dinsin!
Akıl:
- Aslında bu bombaları patlatan benim, sensin; yani biziz.

Çünkü İslam’ın bize verdiği izzetle aziz olmak varken nefsi bir edayla ve şeytani bir kibirle, zilletle elimizi kana buladık.

Çünkü iman bağıyla bize bahşedilen kardeşlik güzelliği varken mezhep taassubuyla Şii ve Sünni diye birbirimizi suçladık.
 
Suçlamalar yetmedi, bir diğerimizi tekfir ettik. Bu da yetmedi, cihad aşkıyla(!) ve şehadet arzusuyla(!) birbirimizi katlettik
.
Çünkü ümmet olma gibi yüce ve şanlı bir birliktelik, dayanışma pozisyonumuz varken “En mutlu!” olma coşkusuyla ırkımızı yücelttik(!)

Türk’ü Arab’a ezeli düşman, Fars’ı Azeri’ye göz diken hasım, Türk’ü Kürd’e nefes aldırmayan bir kin sahibi yapmakla onurumuzu ve gururumuzu tatmin ettik.
Çünkü bir diğerini asla kabul etmeyen bir bilgiçlikle hizipleştik, bir diğerini beğenmeyen bir çabuklukla gruplaştık, meşrep ve mekteplerimizin başına “cı, cu”lar getirerek meşhur olduk.

Çünkü Kur’an’ı öne çıkarıp hadisi arka plana atan, şeyhlerimizin sözlerini Muhammed aleyhisselamın sözlerinin üzerine çıkaran, cihadı uzak diyarlara yakıştıran, tebliği başkalarına sorumluluk olarak yıkıp keyfimize bakan, bir iki ayet ve hadis ezberiyle allame kesilen, ibadeti amaçtan araca ve dünyayı da araçtan amaca çıkaran türevi bir din ürettik.
Her birimiz bir kova su dökse selin alıp götüreceği israil’i içimizde bir kanser hücresi olarak büyüttük.

Elhasıl, bu bombaları camilere, pazarlara, okullara, otellere, yerleşim alanlarına atan körelmiş nefsimiz, kararmış kalbimiz, katılaşmış duygularımız, kibirlenen benliğimiz, bencilleşen özümüz, intikama sarılan hırsımız, körüklenince alev gibi parlayan öfkemiz koydu.

Hâlâ, daha yeni bombalar koyma cesareti olan varsa bir adım öne çıksın!



 

Önceki ve Sonraki Yazılar