Fikret GÜLTEKİN

Fikret GÜLTEKİN

Sedat Şeran ve `büyük devlet`

Sedat Şeran… 1994 yılından beri Yusufi Medresede elinde imanı ve onun getirdiği sabırdan başka bir şeyi olmayan mütedeyyin bir insan. Öyle kimilerinin anlamak istediği türden bir terör olayına bulaşmamış, ‘hür insan’ olma adına yaptıklarının karşılığı olarak zindanda geçen 19.yıl…

O ve daha onlarca hür insan, ‘niçin bu kadar yıldır zindanlardasınız’ diye sorma ihtiyacı hissetmeyenlere inat, imanlarının verdiği güçle kaybettikleri yakınlarının acılarını kalplerine bir bir nakşediyorlar. Rana ana, Şerife ana, Halise ana, Sabiha ana…

O hür insanların ellerinden Rahman olan Allah’ın tüm nimetleri alınmış, uğruna milyonların feda edilebileceği özgürlüklerine kelepçe vurulmuş, dünyalık tüm nimetlerden mahrum bırakılmışlar. Hayatın akışında elzem olan tüm ihtiyaçlar ‘güvenlik’ gerekçesiyle ellerinden alınmış, törpüsü olan bir tırnak makası bile kendilerine çok görülmüştür.
Bu gazetenin sayfalarından veya ehli insafın ağzından defalarca zindan ehlinin yaşadığı mağduriyetler dile getirilmiş, getiriliyor. Her alanda olduğu gibi zindan ehlinde dahi sistemin çifte standardına defalarca şahit olduk. Ergenekoncuların, çetecilerin kodeslerde gördükleri ayrıcalıklı tavırlar hafızamızda tazeliğini koruyor…

Devlet olduğunu iddia eden, zulüm üstüne bina edilmiş bir sistemin yaşattığı en acı manzaralardan birine şahit olduk.
Sedat Şeran bir ‘iyilik’ olarak ancak vefat eden annesinin taziyesine getirildi. Ancak diyorum, çünkü o bir hak olarak tanınan birinci derecede hasta olan yakın akrabalarının ziyaret edilmesi hakkından istifade ettirilmemişti. Ancak annesinin vefat etmesi beklendi de sonra taziyesine gitmesine müsaade edildi.

İşte elinde bir iğnesi bile olmayan Sedat, ring aracından indiriliyor. O yalnız başına, etrafında ise bir ‘devlet ordusu.’ Sağında solunda sivil giyimli kolluk ve Sedat’ın etrafını kuşatan bir karakol dolusu rütbeli-rütbesiz jandarma. Evet onlarca irili ufaklı kurt, vefat eden anasının kuzusu Sedat’ı aralarına almış, kaçmasını önlemek adına tedbir alıyor. Oysa biz daha önce yakını ölen Ergenekoncuların sadece üç sivil giyimli asker tarafından taziyeye getirildiğine şahit olmuştuk.
Yakınlarının ring aracından indirilirken Sedat için kopardığı feryatları duyup da kalbinde bir sızı hissetmeyenin insan olduğunu kim iddia edebilir ki? Ama burada dikkat çekeceğim husus bunların da ötesinde insanı bu topraklarda yaşadığına utandıran bütün mağduriyetine rağmen Sedat’ın ellerinin kelepçelenmiş olmasıdır.

Bütün yakınlarının gözleri önünde elindeki kelepçeyle ring aracından indiriliyor. Şüphesiz bunu yapanlar güvenlik gerekçesinden öte onun acısını yakınlarına da göstermek istemişlerdir. Böylelikle o yakınlarını da sevenlerini de cezalandırma yoluna gitmişlerdir. İşte burada kendi vatandaşına ‘düşman’ gözüyle bakan bir devlet olduğunu bütün benliğinizle hissediyorsunuz. Bir mümini delilsiz, yalan yanlış ifadelerle yaklaşık yirmi yıldır zindanda zalimce tutan bir devlet, bunu tazmin etmek, bu şahsın neye kurban edilip bu kadar yıldır zindanda tutulmasının hesabını soracağına annesinin cenaze törenine elleri kelepçeli olarak getiriyor.

Bu neyi gösteriyor? Bütün maddi güçsüzlüğüne, imkansızlığına rağmen aslında Sedat’ın sahip olduğu imanla çok güçlü olduğunu gösteriyor. Bu, aynı zamanda devletin ve onun bekçilerinin de imanla bir ilgilerinin kalmayıp ne kadar da zayıf olduklarını gösteriyor. Dünyanın bir başka yerinde acaba adı Mehmet, Ali, Mustafa olan bir asker kendi dinde kardeşi olduğunu iddia ettiği birine bu zulmü reva görüyor mu, hiç sanmıyorum.

Mesele sadece askerin bu düşmanca tavrı ile sınırlı değildir. Bu ülkenin hükümeti de bürokrasisi de maalesef aynı tavırları sergiliyor veya en azından bu yapılanlara seyirci kalıyor. İşte tam da onların bunlara seyirci kalması nedeniyledir ki asker veya diğer kolluk da halkına düşmanca tavırlar sergilemeye devam ediyor. O durumda da Sedatların çektiği acıların vebalinin altına siyasiler de giriyor. Temenni etmiyoruz ama bu zulme seyirci kalanlara,

‘Zulüm ile abad olanın sonu berbad olur’ demekten başka da bize bir şey kalmıyor.

Taziyelerimizi sunuyor, esaretin bir an evvel son bulması için Rabbimizden niyazda bulunuyoruz.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.