1. HABERLER

  2. BİYOGRAFİ

  3. Şehid Gaib Kahraman ve Şehid Kâzım Kaya
Şehid Gaib Kahraman ve Şehid Kâzım Kaya

Şehid Gaib Kahraman ve Şehid Kâzım Kaya

Çocuk geç gelince peşinden gidip durumu anlamaya çalıştı. İşte ne olduysa o zaman oldu. Hainler sardı her yanını. Kurşunladılar Şehid Kâzım'ı.

A+A-

DOĞRUHABER

ŞEHİD GAİB KAHRAMAN

Şehid Gaib Kahraman 1974'te Nusaybin'de doğdu. Ailesinin maddi durumunun kötü olması sebebiyle, daha ilkokulda iken okul hayatını noktalar ve çalışmaya başlar. Seyyar satıcılıkla geçen saatlerin dışında kalan vaktini camilerde geçiren Gaib, küçük yaşta olmasına rağmen İslam'ın esaslarına bağlı kalmaya özen gösterir. 1988 yılında İslami hizmetlerine başlayan ve kendisini yetiştirme gayretlerine hız veren Gaib, dini bütün olarak yaşamaya başlar. Aynı zamanda henüz çocuk yaşta olmasına rağmen İslami davayı omuzlamanın her türlü zorluğuna maruz kalır. Gerek ailesi gerekse de PKK'li çevreler kendisine her türlü baskı ve zulmü reva görürler. Öyle ki ailesi, korumak düşüncesiyle kendisini Midyat'a sürgün eder. Daha sonra Nusaybin'de 23 Mart 1992'de birkaç arkadaşıyla birlikte PKK'lilerin saldırısı sonrasında yaralı bir halde polis tarafından gözaltına alınır. Akıl almaz işkencelerin yapıldığı Şehid Gaib gözaltındayken kafasına ateş edilmek sûretiyle vahşi bir şekilde şehid edilir.

ŞEHİD KÂZIM KAYA

Şhid Kâzım Kaya, 1952 yılında Diyarbakır'ın Bubya köyünde doğmuştu. 1970 yılında evlenmiş ve 16 çocuk babasıydı. Aslında sadece kendi çocuklarının babası değil, hep bir fakir babası, fukara dostu, gariban arkadaşı olarak tanındı. Halil İbrahim sofrası gibi daima sofrasında misafiri vardı. Yalnız yemek yemekten sıkılırdı. Ailesi, çocukları dururken o işçileriyle yemek yemeği tercih ederdi. 23 Mart 1994 günü, Ramazan ayı idi. Şehid Kâzım'ın, Rabbiyle buluşma anı gelmişti. O gün Diyarbakır'a gitmişti. İkindi namazını camide cemaatle kıldı. Kur'an mukabelesine katıldı. Oradaki arkadaşlarından bazıları ona takıldılar. “Hayrola Kâzım abi, eskiden böyle değildin” dediler. O da dünyanın geçici olduğunu ve ölümün hak olduğunu söyledi. Sonra iftar için hazırlık yaptı. Sofrada yalnız kalmayı sevmezdi ya. Hemen akrabalarından bazılarını bulup, küçük bir çocuğu öteberi almaya gönderdi. Çocuk geç gelince peşinden gidip durumu anlamaya çalıştı. İşte ne olduysa o zaman oldu. Hainler sardı her yanını. Kurşunladılar Şehid Kâzım'ı.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.