Selahaddin Eyyubi ve İstasyon Meydanı

Her nedense Peygamber Efendimize sahiplik eden ve devasal etkinlikleri düzenleyen Amed halkının coşkusunu gördükçe Selahaddin Eyyubi'yi hatırlarım. Bir asrı aşkın bir zamandır bu sevda ve coşku meydanlarda görülmüyordu. Selahaddin Eyyubi'nin Ortadoğu Müslümanlarına kazandırdığı ve Haçlıları bertaraf eden ruh görülmüyordu. Ta ki 2006'da Danimarka'nın Efendimize hakaret eden karikatür krizinden sonra İstasyon Meydanı'nın büyük bir kalabalıkla bu rezaleti telin etmesine kadar… Bundan sonra Amed bir sembol olmuş ve bu sevda il, ilçe, köy demeden her tarafa yayılmış ve yayılmaya devam etmektedir. En son Cumartesi günü bu sevda ve coşku bu beldelerin birçok şeye gebe olduğunu gösterdi. Bunu ısrarla görmek ve duymak istemeyen kitlelerin kalbine korku salarken; Muhammedilerin gönlüne su serpiyordu. Bu sevdanın neler doğurduğu ve nelere kadir olduğunu Selahaddin Eyyubi'nin ordusundan anlıyoruz.

Evet, 1138 ve 1193 yılları arasında dünya siyasetini değiştiren Selahaddin'in en büyük silahı “Mevlit” etkinlikleriydi. Zira ruhları dirilten, “peygamber sevdası” olduğunu çok iyi biliyordu. Bu sevdayı kalplere nakşetmek için bütün imkânları kullanmış ve her türlü sıkıntı ve belaları göğüslemiştir. Bunun neticesinde 1187'de yıllardır Haçlıların işgalinde olan Kudüs'ü bu sevdayla azat etmiştir. Sonradan gelen birinci ve ikinci haçlı seferlerini de yine bu sevdayla bertaraf etmiştir. Anadolu'dan geçen Haçlıların Kudüs'e kadar gelmesi ve geçtikleri yerlerde kan ve gözyaşı bırakan Haçlılara; Selahaddin'in ordusu geçit vermemiş ve onlara dünyayı daraltmıştır. Bunun içindir ki İstasyon Meydanı'nda olan kişiler ve onları destekleyen şahsiyetler çok önemlidir. Bu sadece birkaç saatlik bir etkinlik değil çok önemli mesajlar ve istikbal vaat etmektedir. Bütün Müslümanların peygamber sevdalılarını tanıması ve sahiplenmesi gerekir. Bu sevdayı kendilerine dert edenleri tanımak, onlarla birlikte olmak ve kurulan Muhammedi binada bir tuğla olmak…

Selahaddin'in hayatından ders alan Avrupalılar bu ruhun oluşmaması için her yolu deniyor ve bu ruhun doğmasına sebebiyet veren şahsiyete (sav) fırsat buldukça saldırıyorlar. Bütün Müslümanların tepkisine yol açan Charlie Hebdo karikatürü ilk değil, son da olmayacak gibi görünüyor. Selahaddin'in İslam ümmetine kazandırdığı “diriliş ruhu” gerçekleşinceye kadar bu böyle devam edeceğe benziyor. Bu ruhun Kürdistan'ın bağrından doğduğuna şahitlik ediyoruz bu günlerde. Selahaddin'in torunları meydanlardaydılar ve bunun için her şeye hazır olduklarının görmek mümkündü. Gözlerini Sema'ya dikmiş “tekbirler eşliğinde” Ebu Düccane'leri görmek mümkündü o İstasyon Meydanı'nda. İsmailler hazırdı o coşku içerisinde. Selahaddin'in, Şex Said'in, Bediüzzaman'ın torunları ve Muhammedi âşıklar o meydandaydı şüphesiz. Bu sadece sarf ettiğimiz yapay sözler değil hakikatin ta kendisidir. Kürdistan, yıllardır bu uğurda şehitlerini veriyor ve küçücük Yasin'lerini bu sevdaya kurban vermeye devam ediyor.

Selahaddin'in İslam ümmetini birleştiren ruhu İstasyon Meydanı'ndaydı. Bu ruh sadece Kürdistan'a bağlı kalmayacak ve bütün etnik yapıları bir araya getirecek. Nasıl ki Selahaddin'in ordusu Kürt, Türk ve Arapları Muhammedi sevdayla bir arya getirmişse bugünde bu sevda buna sebebiyet verecektir inşallah. Selahaddin nasıl ki Mısır, Suriye, Irak Yemen ve birçok ülkeyi ve halklarını bir sancak altında birleştirmiş ve Haçlıların zulüm ve kan dökücülüklerine son vermişse; bugün de bunun ayak seslerini Kürdistan'ın içinden, Amed'den, İstasyon Meydanı'ndan yükseldiğini görüyoruz. Zamanın yerli ve yabancı Haçlıları'nın tuzaklarını akim bırakacaktır bu azizler. Fakat öncelikle bunun ev sahipliğini yapan bu coğrafya çok aziz olacaktır. Ağacın kökü bu coğrafya, dalları batı, yaprakları bütün etrafları olacaktır. Güneş doğunun Kürdistan'ından çıkmış her tarafı aydınlatacaktır. Selam olsun İstasyon Meydanı'ndaki azizlere ve gönülleri onlarla atanlara. Selam olsun Selahaddin'in torunlarına…

Önceki ve Sonraki Yazılar