Şeytani tuzak: Ne olacak ki! Ayda yılda bir keredir...

Şu imtihan dünyasında yükümlülük sahibi bizler imtihanı kazanmak için acaba elimizden geleni yapıyor muyuz? Bizim imtihan heyecanımız, bizi gece gündüz çalışmaya sevk ediyor mu? İmtihan heyecan ve stresiyle uykularımız kaçıyor mu? Bu imtihanı kazanmak için, iki günü bir şekliyle aynı tempoyla mı, yoksa her geçen gün daha fazla bir enerji ve çabayla mı? yola koyuluyoruz.

Şüphesiz cennetin yüksek kademelerinde ve ulvi ilahi rızada gözleri olanlar, ‘iki günü bir’ olacak şekilde bu imtihanı kazanacaklarını düşünemezler ve fire vermemek için gecelerini gündüzlerine katmak suretiyle çalışıyorlar.

Büyük imtihan endişesini taşıyanlar, bu imtihanı kazanmak için bırakın “bilinçli, yanlış cevaplar” işaretlemeyi, yanlış olabileceği şüphesini kokladıkları şıklardan fersah fersah uzak durmayı yeğlerler.

Buna göre, şu dünya okulunda imtihan sahibi bir Müslüman, Allah’ın (azze ve celle) yanlış, yasak ve haram gördüğü bir hususu kendisi için bir seferliğine bile olsa mubah göremez. Bu yanlış cevap (ayda yılda bir seferdir, yapsam da bir şey olmaz… anlayışı) çok sakat ve merdüt bir anlayıştır. Şeytanın buradaki sinsi planını görmemiz lazımdır.

Düşünün ayda yılda bir sefer evlenen bir çiftin gerek kendilerinin gerekse de ailelerinin “bugün isyan günüdür” dercesine Allah’ın haram kıldığı bir düğün yapmaları ne kadar doğru olabilir?

Yüce Allah’ın kulları olarak ömrümüzün önemli bir dönümü olan şu evlilik programını onun isteğinin dışında icra etmemiz, imtihanın temel ve esas kısmını kaybettiğimizin göstergesidir. 

Biliyorsunuz, ömrümüzde yolumuza bir kere çıkan veya çıkacak çok şey vardır. Ömrümüzde önümüze bir kere çıkacak şu doping niteliğindeki amelleri niye Allah’ın istediği bir şekilde işlemeyelim ki.

Ayda yılda bir kere evleniyoruz… Ayda yılda bir kere kuaföre gidiyoruz… Ayda yılda bir kere oynuyoruz… Ayda yılda bir kere içiyoruz… Ayda yılda bir kere denize giriyoruz… Ayda yılda bir kere muhtelit oluyoruz…  keyfime göre davranmamda ne sakınca olabilir ki yanılgısı…

Aslında çoğunun ayda yılda bir kere değil, birçok kere vuku bulduğu bu tablolar, hep hüsranla neticeleniyor. Bu büyük bir kayıptır. Bu, imtihanı kaybetmekten başka bir şey değildir. Aslında ölümün de ayda yılda bir kere olduğunu unutuyoruz. Tek bir kere düşüp hesap gününe irtihal ettiğimizi maalesef es geçiyoruz. O “bir kere”den sonra da dönüşün mümkün olmadığını hakkel yakin ve ilmelyakin bildiğimiz halde ona hazırlık etmiyoruz...

Bütün Müslümanların bu “bir kere”lere dikkat etmeleri gerekir. Şeytanın o sinsi oyun ve desiselerine karşı koyarak taviz vermeden dik durmak bütün İslami hassasiyetlilerin ve Müslüman ebeveynlerin görevidir. Hiç kimsenin fısıltı ve yanıltmacası bizi İslamî tavrımızdan alıkoymamalıdır. Bir kere evleniyorsak o bir kere ki evliliğimiz Allah ve Resulünün isteği doğrultusunda olsun. Bir kere bir araya geliyorsak o bir kere ki toplanmamız “Meleklerin hayır şahitliği”ne vesile olsun. Bir kere seyahat, tatil ediyorsak, o bir kerelik gezimiz Müslümanca olsun. Kısacası gerek bir kere vuku bulacak, gerekse de tekrarlanacak bütün faaliyet, program ve etkinliklerimiz imtihanı kazanacak şekilde icra olsun.  O bir kere ki ölüm gelmeden önce bütün “birlerimiz”  “O’nu birleme”nin basamakları olsun.

Selam ve dua ile.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar