Sızdıran medya ve tutanaklara karşı tutum

Kim sızdırdı, neden, nasıl, nerden, ne kadarını, kiminle, kimin emriyle sızdırdı?
Bu sızdırma; sürece karşı bir saldırıydı, provakasyondu, sabotajdı, ihanetti, yapanlar ikiyüzlüydü, kötü niyetliydi, vs.
Sızdırılan notları yayınlayan medyanın gazeteciliği batsındı, sızdıranların kim olduğu açıklanacaktı, vs.

Bu görüşme notları, pardon tutanakları, pardon zabıtları tam da ulusalcıların işine yaradı, ellerine altın bir fırsat geçti, başbakana baldıran zehirinden tattırdığı için az kalsın ipleri kopartacaktı ve pensilvanyaya, bahsettiği kızılcık şerbetini içirdiği için geri adım attırdı vs.
Evet, öyle bir fırtına kopartıldı ki hem malum tutanaktaki sözler hem de bundan sonra söylenecek sözlerin eskisinden daha farklı bir etki oluşturacağı gibi bir algıya neden oldu.
Bediüzzamanın eski bir ermeni köyünden olup sonra teşkilat-ı mahsusa’ya girdiği şeklinde ve ‘iktidarı AKP’ye altın tepsi içinde biz sunduk’ biçimindeki uçuk kaçık yerleri atlarsak, mesela;

“..Başbakanı vatana ihanetten tutuklayacaklardı. ABD’de Yahudi, Ermeni ve Rum lobileri stratejik ve taktik müdahale ediyorlar. Her üçü de Anadolu çıkışlıdır. Sözde bir hükümet var, sözde bir parlamento var. CHP ve MHP paralel devletin izdüşümleridir, basit aletleridir; AKP’ye de, medya ve iş adamlarına da sızmışlar… MİT Müsteşarı düşürülmek isteniyor. Emre Uslu, Mehmet Baransu MİT’i hedef aldılar. Arkalarında devasa bir güç var…’Fethullah Gülen, Nur hareketine sızdı’ diyor. ‘Kesin bilmiyorum, (bir yazar) Kemalistlerin sızması’ diyor… Florida kontrgerillanın eski merkezidir, Türkeş ve Latin Amerika’daki kontrgerilla, orada yetiştirildi. Yeni merkez ise Utah’tadır. Emre Uslu vs. orada eğitildi…”

Evet, bu ve benzeri bölümler çokca büyütülen tutanakların en can alıcı yerlerinden.
Emre Uslu, kendisi ve Fethullah Gülen için söylenenlere, ‘Öcalan barışa değil de, MİT’in tetikçiliğine mi soyundu yorumlarına neden oluyor?’ cümlesiyle cevap veriyor. Tenezzül mü etmedi bilinmez ama iddiaları yalanlamıyor hatta tam doğrular nitelikte MİT’e saldırmaya devam ediyor.
Fethullah Gülen’le ilgili yine Tansu Çiller, Doğan Güreş, CHP ve MHP ile ilgili iddialar için de ciddi ve tutarlı bir açıklama yapılmış değil. Hani onlar da tenezzül etmezlerse, mezkur iddiaların ciddiyetini koruyacağı açık.
Evet, medya dediğiniz rüzgârı, maalesef her zaman istediğiniz yönde estiremiyorsunuz.

Peygamber Sevdalılarının milyonluk mitinglerini sızdırmayın dediğinizde sizi dinleyebilirler; Mustazaf-Der’in, İhya-Der’in yaşadıkları hukuksuzlukları ve akıl almaz mağduriyetleri sakın haber yapmayın dediğinizde sizi dinleyebilirler; binlerce gönüllüsüne, STK’larına, kanaat önderlerine rağmen onları yok sayın, görmezden gelin dediğinizde görmeyebilirler. Ama bir de bakarsınız megaloman aşkıyla kendilerini tutamazlar ve sızdırıverirler.

“Sürecin maslahatına binaen, oyuncuların gerçek kişiliklerini örtbas etme gerekliliği” diye izah ettiğiniz ‘susun’ emrini anlıyoruz. Peki, size sormazlar mı: Bu süreçte veya öncesinde muhatap olmaktan veya muhatap almaktan ısrarla kaçındığınız, Mustazaflar Hareketi için ‘susun, susturun, kapatın’ gibi emirler hangi maslahata binaendir?

Kaldı ki Öcalan gerçek yüzüyle dışarı sızdığında, paketlenip gönderilirken yaptıkları gibi ağzını bantlayabilecek misiniz?
Öcalan megalomandı, narsistti her neyse... Akan kanların durması adına, bölge insanının huzur ve sükûneti adına sürecin devam ettirilmesi tabi ki şarttır. Ancak ya söylediklerine gülüp geçeceksiniz, konuşmaya değmez diyeceksiniz ya da kim, niye sızdırdı sorularının cevaplarıyla değil, söylediklerinin aslı astarı var mı yok mu onun cevabını vereceksiniz.
Tabi baldıran zehiri ve kızılcık şerbeti içmeye devam edebilirseniz..
 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar