Süresiz nafaka son bulsun, velayet ortak olsun

Süresiz nafaka son bulsun, velayet ortak olsun

Boşandıkları eski eşlerine ödedikleri süresiz nafaka sebebiyle ciddi mağduriyet yaşayan erkekler, süresiz nafaka ve uzun süren boşanma davalarının son bulmasını, boşanma sonrasında ortak velayet verilmesini talep ediyor.

Yıllardır gündemde olan, bazı zamanlarda yetkililerin de konuyu gündemlerine alıp çözüme kavuşturulması adına adım atacaklarını beyan ettikleri ancak şimdiye kadar somutu bir adımın atılmadığı süresiz nafaka mağduriyeti devam ediyor.

Kimisi yıllarca kimisi de birkaç ay evli kalmasına rağmen boşandıkları eşlerine süresiz nafaka ödeyen mağdurlar, yaşadıkları süreci İLKHA muhabirine anlatarak sorunun bir an önce çözüme kavuşturulması talebinde bulundular.

Boşanma sürelerinin de çok uzadığını, bu durumun da özellikle erkekleri mağdur ettiğini hatırlatan nafaka mağdurları, yaşanan evliliklerden çocuk olması halinde velayetin de sadece anneye veya babaya değil ortak olarak verilmesi, çocuk haczinin son bulmasını istediler.

"Çocuğumu bile parayla, icra yoluyla görüyorum"

3 ay süren evliliği sonrasında eşinin hamile haliyle evi terk ettiğini, ardından da hakkında boşanma davası açtığını söyleyen Atakan Güven, "Boşanma davasında suçsuzluğum ispat edildi. Yargıtay'da onaylanmış karar da var. Boşanma gerçeklememesine rağmen süresiz nafaka ve kadına tedbir nafakasına hükmedildi. Kadına tedbir nafakası ile ilgili hakkımı helal etmiyorum. Çocuk nafakası için haklıdır ama ortak velayet olmalı. Çocuğumu bile parayla, icra yoluyla görüyorum. Dosyam hala istinafta, boşanmam daha gerçekleşmedi. Daha boşanma gerçekleşmemesine rağmen başkası ile imam nikâhlı olarak evliliğini sürdürüyor. Buna rağmen nafaka ödüyorum. Bu mesele 2014 yılından beri devam ediyor. Çocuk görme durumunda 11.00'den 17.00'a kadar çocuğu daha bana vermediler." dedi.

"Boşanamadığım eşimin oturduğu evin taksitlerini, yoksulluk ve tedbir nafakasını ödüyorum"

22 yıl süren evliliği sonrasında eşinin kendisine boşanma davası açtığını ancak 3,5 yıldır boşanamadıklarını belirten Özgür Taşbaş, "İlk başta huzursuzluğum eşimin evde beni huzursuz etmesiyle başladı. Çocuklarını da kendi tarafına aldı ve beni evden terke zorladı. Ardından boşanma davası açtı. Boşanma davasındaki ifadelere bakıldığında birçoğu yalan, iftira ve kumpas olduğu görülür. 3,5 yıldır mahkeme hala devam ediyor. En küçük çocuğum 20 yaşında. Bana tedbir nafakası bağladılar. Bu kararda kadının asgari ücretle çalıştığı, yoksul olduğu ve bunun için nafaka ödemem gerektiği yazılı. Şu anda kirası da yok. Oturduğu evin taksitlerini ben ödüyorum. Evlilik için çektiğim krediler hala devam ediyor ve kiradayım. Bu nafakaların kalkmasını istiyorum. Zaten çocuklarımın maddi manevi ihtiyaçlarını elimden geldiğince karşılamaya çalışıyorum." diye konuştu.

"Ödeyemediğim 10 bin lira nafaka için sürekli cezaevine girip çıkıyorum"

Yaklaşık 1,5 yıl süren evliliği sonrasında 3 yıl mahkemelere giderek boşandığını ve 10 yıldır çocuğunu göremediğini iddia eden Dursun Türkan, "2015 yılında boşanma davam sonuçlandı. Mahkeme sonucunda beni kusurlu buldu. Karşı taraf kusurlu olmasına rağmen aile mahkemesinde bir usulsüzlük yapıldı. Dolayısıyla nafaka bağlandı. Nafaka sonrasında 10 yıldır çocuğumu göremiyorum. Ödeyemediğim 10 bin lira nafaka için sürekli cezaevine girip çıkıyorum. Süresiz nafakanın düzenlenmesini istiyorum. Sayın cumhurbaşkanımıza buradan sesleniyorum! Bu süresiz nafakanın bir an önce düzeltilmesini istiyorum. 10 yıldır çocuğumu göremiyorum. Görmek için icraya gittiğimde de kadın çocuğumu başka illere götürüyor. Hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmama rağmen hiçbir şey yapılmıyor. Şu anda çocuk teslim merkezleri oluşturuldu ama icra daireleri çocukları görmek için hala para almaktalar. İcra dairelerine para yatırdığımızda icra müdürleri gelmiyor. Bu sorunları babalar çok yaşıyor. Bu sorunları yaşamak istemiyoruz. Burada Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı devreye girmeli." şeklinde konuştu.

Devlet memurluğundan emekli olan ve yaklaşık 7 yıl önce çok kısa süren bir evlilik yaptığını ve mağdur olduğunu hatırlatan Nejat Ataç, mağduriyetinin çoğunlukla yargı sistemindeki tecrübesizliklerden kaynaklandığını söyledi.

"Medya çoğunlukla kadınların mağduriyeti üzerine haber yapıyor"

Aytaç, "Kadına yönelik pozitif ayrımcılık yapılıyor. Ben de nispeten kadına yönelik pozitif ayrımcılık yapılmasından yanayım ama bunun ölçüsü son zamanlarda kaçırıldı. Kadına yönelik pozitif ayrımcılık erkeğe yönelik negatif ayrımcılığa dönüştü. Kimse birçok mağdur olan erkeği ya da babayı görmüyor bile. Bundan önce mağdur olmuş kadınları hesap ediyorlar. Medya da çoğunlukla kadınların mağduriyeti üzerine haberler yapıyor. Erkeklerin mağduriyeti üzerine çok fazla haber yapılmıyor. Kadına yönelik pozitif ayrımcılık politikaları gereği maalesef çıkan kararların çoğuna baksanız kadınların lehine olduğunu görürsünüz." dedi.

"Yargının bağımsızlığı yargının başıboşluğu haline gelmiş"

Erkeklerin hukuk sisteminde kendilerini yeterince savunamadığını belirten Aytaç, "El elin eşeğini türkü çığırarak ararmış. Yani avukatlar biraz da elin eşeği şeklinde değerlendiriyorlar. Çünkü bir avukatın belki 100 müvekkili var. Duygularını yüze bölseniz sizin çektiğiniz sıkıntının yüzde birini belki çeker. Çektiğinizi sıkıntıyı sizin gibi hissedemez. Benim hükümet yetkililerinden talebim öncelikle yargı sistemindeki denetimin çok daha etkin olmasıdır. Denetim yargının bağımsızlığına gölge düşürmez. Yargının bağımsızlığı yargının başıboşluğu haline gelmiş. Bu herkes için geçerli değil ama benim şahit olduğum yargıda yeterli denetim olmadığı için son derece sorumsuz kararlar alınıyor. Hâkimler ve savcıların verdiği hükümlerden dolayı bir sorumlulukları yok. Hâkim ve savcıların verdiği hükümlerden dolayı hiçbir sorumlulukları yok. Kasıt olmadıktan sonra verdikleri hükümler sorgulanmıyor. Onlara dava bile açılamıyor. Dava devlete karşı açılabiliyor. Devlet 'kasıt yok' deyip kolaylıkla bunu engelleyebilir. Yani 'el elin eşeğini türkü çığırarak ararmış' deyimi burada da geçerli." diye konuştu.

"Boşanma sürecinde olduğum kadına aylık maaşımdan haciz kesilerek bin 571 TL nafaka veriyorum"

Mağdurlardan Harun Çebi de yaşadığı süreci şu şekilde özetledi:

"Ben de tedbir nafakası ödüyorum. Üstüne üstlük 10 ay evli kaldım. Yerel mahkemede kadın tam kusurlu çıktı fakat yaklaşık 4 yıldan beri çocuk olmamasına rağmen boşanamıyorum. Tam kusurlu kadına bin 500 TL nafaka ödüyorum. Bundan 1,5 ay önce babam vefat etti. Babam torununu görmeyi, mürüvvetimi görmeyi çok istiyordu ama sırf şu mahkemelerin aşırı uzun sürmesinden kaynaklı olarak nasip olmadı. Benim çocuğum yok, malım yok ama neden uzuyor? En azından bizi boşasınlar, diğer meseleler devam etsin. Boşanma sürecinde olduğum kadına aylık maaşımdan haciz kesilerek bin 571 TL nafaka veriyorum." (İLKHA)

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler