Suya sabuna dokunmadan yazınca…

Hamd âlemlerin Rabbine, salât ve selâm da O’nun pak Rasûlüne olsun.

Bir dünya hayal ediyorum; İslam’ın adaleti dünyaya hâkim olmuş, mazlumların yüzü gülmüş, fakir fukaranın eli ekmek görmüş… Namazlar dört dörtlük, ailelerde muhabbet ve meveddet, çocuklarda akıl ve iffet… Bilmem hayallerimi yaşayacak bir nesil gelecek mi?! Bilmem, huzur dolu günler görecek mi dünya…

Hayallerimden geriye döndüğümde, -tabiri caizse- cenneti görmüş de dünyada yaşamak zorunda kalmış Babamız(as) gibi hissediyorum kendimi… Suya sabuna dokunmadan yazmak istiyorum ancak suya sabuna dokunmayınca büyüyor yüreğimdeki virüs. Büyümeden atmak istiyorum içimden.

Müslüman denilen ülkelerde bile bir sarhoşluk, bir keşmekeş… Kanunlar, nizamlar… Allah’ın yarattığı sistemde Allah’a dair bir kural yok!.. Oysaki gökler, yer ve içindekilerin hepsi hep O’na itaat ediyor. “Kâfirim!” diyen insanın bedeni bile O’nun emrinde… O(cc) dilediği için acıkıyor, susuyor ve ihtiyaç gideriyor. Kuralları koyan Allah(cc)… Göz görecek, burun koklayacak. Hiçbir uzuv, sınırının dışına çıkamıyor.

Her şey Allah’ın emrine musahhar, görüyor ve biliyoruz. Tefekkürle damla damla, dalga dalga muhabbet doluyoruz. Sonra bir de bakıyoruz ki kendimizi adı Müslüman, kanunları feminist, faşist ve dinsiz ucube bir yapının içinde bulmuşuz. Müslüman’dır ama Kur’an dersi veren insanları hapislere tıkmış. Ağır hastaymış, bakıma muhtaçmış hiç umursamıyor.

Müslüman’dır ama harama bulaşmayıp erken evlenenleri tecavüzcü ilan edip tecavüzcülerle aynı koğuşa hapsetmiş. Bu kurtlar sofrasında gencecik kadınları dul, çocukları babasız bırakmış.

Müslüman’dır ama neredeyse eski Yunan parlamentosundaki gibi, kanunları yoldan çıkmışlara yaptıracak, onlar onaylamadan hiçbir kanun yürürlüğe giremeyecek.

Müslüman’dır ama kendi taraftarlarına bir gözü kapalı, birçok şey serbest… Ömer diyecek ama Ömer’den eser yok; Ali diyecek ama Ali’den zerre… Güçlü düşmana, nüfuzlu kâfire dost; zayıf Müslüman’a cellât… Evet canım, Müslüman elhamdülillah…

Şahidi Kur’an, içindekilerle amel etmediğinin… Şahidi Kur’an, hükümlerini elinin tersiyle ittiğinin… Şahidi Kur’an, ailenin temeline, sosyal hayatın duvarlarına dinamit koyduğunun…

Çok mu zor “O benim nikâhlı eşimdir.” diye feryat eden kadınları içinde bulundukları sıkıntıdan kurtarmak? Demek ki kadının değil bazı kadınların beyanı esastır.

Çeyrek asra yakındır zindanın duvarlarını adeta nefesiyle eriten kanser hastası Şehmus Alpsoy ve ihtiyar babası, hangi suçtan ötürü diri diri gömülmeye çalışılmaktadır? Serbest bırakıldıklarında hırsızın, arsızın, katilin rahatça dolaştığı sokaklarda dolaşamayacak kadar hasta olan mahkûmlar hep tabutla mı çıkacak zindandan?

Fakire işleyen yasaklar, garibana kesilen faturalar, kodamanlara tanınan imtiyazların meltemi ne zaman esecek mazlumların yüzüne? Ancak Kur’an hayata hâkim olduğu zaman… Rabbim bu mübarek ayda okuduğumuz Kur’an’ın nurunu ve hakikatlerini bütün dünyaya dağıtsın. Âmîn…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.