Toplumsal vicdanın da zulme “yeter artık!” dediği bir nokta vardır!

 İHYA-DER Başkanı ve HÜDA PAR üyesi merhum Aytaç BARAN'ın da, tıpkı 6-8 Ekim olaylarında Yasin Börü ve arkadaşlarının hunharca ve alçakça katledilişi gibi katledilmesini, bu halk değerlendirecek ve mutlaka bir gün vicdanının sesini dinleyerek kararını verecektir...

Çünkü bu halk şu anda Pkk/HDP ve türevlerinin silahlı baskısından dolayı sesini yükseltmiyorsa bile şunu görüyor...

“İHYA-DER bir hâyır kurumuydu. Toplumdaki fakir-fukaranın yardımına koşuyor, derdiyle dertleniyor, ihtiyaçlarını karşılıyordu. Yasin Börü ve arkadaşları da geçmişte İHYA-DER vb. Kurumların kestirdiği kurban etlerini ihtiyaç sahiplerine dağıtırlarken, insanlıktan nasip almamış güruhun saldırılarına uğrayıp apartmanlardan atılarak, yakılarak, kafaları taşlarla ezilerek katledildiler. Bu güruh demek Yasin Börü ve arkadaşlarının insanlık dışı katlinden nedamet etmemiş ki, bu kez de, Yasin'in kurban etlerini, yardım paketlerini ihtiyaç sahiplerine dağıttığı İHYA-DER'i hedef almış, Derneğin Başkanı Aytaç Baran'ın evinin önündeki 6-7 sokağa pusu kurarak onu da alçakça katletmişlerdir.

İHYA-DER, Yasin Börü, Aytaç Baran gibileri sürekli topluma bir yardım ve fayda “VERME” sağlama telaşında iken; PKK/HDP, S. Demirtaş, Aysel Tuğluk, Murat Karayılan gibileri de toplumdan sürekli “İSTİYOR”, “ALIYOR” veremeyenleri ise silah ve güç baskısıyla sindiriyor, öldürüyor, kaçırıyor... Şu anda bile PKK'nın elinde zavallı Kürtlerden kaçırılan pek çok insan var.

İlahî tecelliye bakın ki; merhum Aytaç Baran'ın katledilişinden sonra bir TV kanalında bölgeden biri şöyle bir dert yakındı. Diyor ki: “PKK/HDP'liler daha şimdiden mahalle komitelerini ve görevlilerini harekete geçirmişler, Kurban kesecekleri şimdiden tespit ediyorlar. Kurbanlarına ipotek koyuyorlar adeta. Kendileri dışında kimseye vermemeleri için şimdiden baskı uyguluyorlar. Kurban ibadettir. Böyle baskı olur mu... (28 Şubat döneminde malum vesayetin Türkiye genelinde böyle bir baskısı olmuştu. Neyse ki Türkiye kurtuldu. Şimdi de PKK/HDP bu zulmü o bölgede icra edecek!!!...)

Şimdi bu halk: İhtiyaç sahiplerine canı pahasına kurban eti dağıtan Yasin Börü, İHYA-DER, Aytaç Baran'lar ile halkın ibadet olarak kestiği kurbanlarına ipotek koyup zorla almaya çalışan PKK/HDP, S. Demirtaşlar, Karayılanlar, Aysel Tuğlukların farkını görecek. Değerlendirecek. Ama vicdanları doğru kararı verecek. Sabır gerek...

Ve yine ilahî tecelliye bakın ki; Kurbanın, kurban bayramında değil de, Ramazan bayramında kesildiği zehabına kapılan PKK/HDP'liler çalışmalarını Ramazan bayramında kurbanlar kesilecekmiş gibi sürdürüyorlarmış!

Bu eblehlik bile bunların İslami bazı unsurları vitrinlerine yerleştirerek Müslüman halkı kandırma yoluna gittiklerinin binlerce emaresinden sadece birisidir. Halk bunu da görecek görüyor da; bakmayın şu an ses çıkaramıyorlar.

Seçim çalışmaları döneminde; başka zamanlarda ortalığa iblis ateşi salan Aysel Tuğluk, Sabahat Tuncel, Zübeyde Zümrüt, Bengi Yıldız, Özdal Üçel gibileri hep geri plana çekilmiş, başörtülü Hüda Kaya, Müftü Nimetullah Erdoğmuş, Altan Tan gibi isimler ise vitrine yerleştirilmişti. Müslüman Kürtlerin baskı ile alınan oylarından geçilen barajın Selahattin Demirtaş; “Solun zaferi!” olarak ilan etmişti. Bu halk bunu da unutmayacak. Bu çelişkileri tahlil edip vicdan terazisinde tartacak.

Nitekim tüm dünyada görüldüğü gibi “Sol'un” ideolojisinden gelen bir başarısı yoktur. “Sağ ve muhafazakârların” hata ve eksiklikleri, hatta yetersizlikleri onları (sol) konjonktürler ve geçici bir süreliğine bir pozisyona yükseltse de bu geçicidir. Böyle olmasaydı ideolojik sol temelli Rusya, Çin, Küba hatta Güney Amerika ülkeleri; sağ olarak gördükleri Liberalizme doğru dümen kırarlar mıydı?

Nitekim son seçimler hakkındaki HDP'nin bölgedeki barajı aşma durumu için yapılan şu analizde yabana atılmamalıdır...

“Mütedeyyin Kürtler, bugüne kadar o bölgede ANAP, DYP, Refah Partisi, AK Parti gibi partileri kendilerine yakın buluyor ve kendilerini o partilerde ifade ediyorlardı. En son çok yüksek bir oy oranı ile kendilerini AK Parti içinde konumlandırdılar. Fakat AK Partinin ani etki yitirimi ve HÜDA PAR'ın da yeni ve teşkilatlanmasını tamamlayamamış olması muhafazakâr-sağ,  Kürt oylarının âni ve tepkisel olarak HDP'ye kaymasına neden oldu. Nitekim seçimlere bir gün kala Diyarbakır'daki HDP mitinginde patlatılan Işid bombası (?!) da buna büyük katkı sağladı. Çünkü seçimlerden hemen sonra yapılan kamuoyu çalışması HDP mitinginde patlatılan bombanın Kürt seçmenin HDP'ye karar değiştirerek yönelmesinin oranı %30 olmuştur. Bu az bir oran değildir. HDP'yi direkt bu olayla ilintilemek mantık ilmini zorlamak olabilir. Fakat Ortadoğu'yu, özellikle de Irak ve Suriye'deki Kürtleri; Işid üzerinden dizayn eden odakların HDP'yi de bu alana dahil etmesi mantık dışı değildir. Nitekim başarılı (!) sonuç alındı.

HDP'de bunun farkında olacak ki kendilerine verilen oyları emanet oylar olarak tanımladı. (Gerçi sonra çark etseler de bu gerçeği değiştirmez.)

Öz itibari ile “su akar mecrasını bulur” misali bu “emanet oylarda (!) yani halk da inşaallah gerçek emanet sahibine vicdanının basireti ile emaneti tevdi edecektir. Küfür belki devam eder... Ama zulüm asla...

Kimin ne hesabı varsa bilsin ki Allah'ın da bir hesabı vardır. Şüphesiz galip gelecek olan Allah'tır ve taraftarlarıdır.

Bu dua ve temenni ile Allah'a emanetsiniz..

Önceki ve Sonraki Yazılar