Ahmet YÜCEBAĞ

Ahmet YÜCEBAĞ

Tüccarın üç ziyareti

ABD iç kargaşasından nefes almak ve yönetimini pekiştirmek adına dışarıdan destek sağlamak için Suudi Arabistan (Mekke), Kudüs ve Vatikan'ı ziyaret eden Donald Trump üç önemli şehirde de şahsına has tavırlarla gündem olmayı başardı.

Mekke ziyaretinde yapılan Trump-Arap zirvesi İslam dünyasına hitaben Arap dünyasıyla yapılması özellikle İslam Ordusuna alternatif olan ve kurulması teklif edilen Arap NATO'su, bizi bizden çok düşünen Batının ikramı olarak gösterilmesi ironinin son aşaması denilebilir. Ziyarette silah tüccarıyla yapılan antlaşmayla, Yemen'de açlıkla ölüme mahkûm edilen 20 milyondan fazla insanın yüzüne pişkin bir şekilde bakarak ABD'den silahları satın alan Suudi hanedanlığı, yeni silahları kullanım alanı olarak sadece Yemen olması Trump-Arap zirvesinin yapılmasına aykırı bir durumdur. Zirvenin temel konusu Suriye ve Irak politikasıyla kendini İslam dünyasının hedefi haline getiren İran'dır. İran, Irak ve Suriye'de kurduğu ve kontrolde tuttuğu milislerle yaptığı icraatlarla maalesef kendisini ehlisünnet dünyasına düşman etmeyi başardı ve bunu Trump özelinde Batı, fırsata çevirmeye çalışıyor. İslam ordusunun son aşamaya gelmişken Arap NATO'sunun kurulma düşüncesi İslam ümmetine ihanettir. Söz konusu zulmü durdurmak yeni zalimlerle olmamalıdır.

NATO'nun gereksizliğinden bahseden Trump bir yandan da Arap NATO'su ile İslam dünyasının içinde bir bomba patlatma derdindedir. NATO, kendi içinde dağılma süreci yaşadığını son zirvede göstermiştir. NATO'nun Doğu Avrupa kısmı Rusya derdiyle Baltık Denizi'nin etrafında kümelenmiş durumda iken diğer kesim ise Ortadoğu'da alan kapma ve mülteci derdindeler.

Trump'ın Kudüs ziyareti, İslam dünyasının sırtını sıvazlamak için değil israil'i daha çok cesaretlendirmek içindir. Mekke ziyaretinden sonra olması İslam dünyasıyla alay etmek olduğu gibi Kudüs'ü israil'e başkent yapmaya hazırlıktır. Ocak ayında israil'e başkent olması konusunda Kudüs hakkında verdiği sözü tekrar dile getirdiği unutulmamalıdır. Bu ziyaretlerden sonra Mısır'ın Sina Çölü'nde Kıpti Hristiyanlara yapılan saldırı ardından Sisi'nin Libya sınırına saldırması dağıtılan rollerin ipuçları olsa gerek.

Trump'ın Vatikan ziyareti ise Suudi ailesinde olduğu gibi kılıç dansıyla karşılanmadı daha soğuk geçen görüşme çok kısa olması iki lider arasında olan sorunun yansıması oldu. Dinler arası diyalogu akıllara getiren bu üç ziyaret, terörist başı Fetullah Gülen ile rafa kaldırılmış olan bu fikrin halen canlılığını koruduğunu ama İslam dünyasındaki muhatabını değiştirme eğiliminde olduğunu göstermektedir.

Avrasya'da gündemin çok hızlı değişmesi bazı ayrıntıları gözden kaçmaktadır. Çin ipek yolu görüşmelerinin olumlu geçmesi Trump'ın ziyaretiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu süreçte hem Musul'a saldırı ve yine yüzlerce sivilin katledilmesi hem de İngiltere deki saldırı tesadüf ile açıklanamaz. İngiltere ipek yolunu projesinin önemli devletlerinden ve Musul İngiltere'nin özel ilgi alanıdır. İki merkezde İpek Yolunun bağlantılarıdır. İran'a yapılacak olan saldırı senaryoları, Rakka operasyonu ile devletleştirilmeye çalışılan PYD bu projelerin oluşturulmaya çalışılan denge hamleleridir. Bölge dizayn edilmeye çalışılıyor ama dengeyi istedikleri gibi kurmaya çalışıyorlar dengeyi bozacak yeni bir güç bölgedeki dizaynın tekrar oluşturulması anlamına gelmektedir ve bu durum batının emperyalist hâkimiyetini tehlikeye koyacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.