Türkiye'nin son dönem çıkışına bir cevap: İstanbul saldırısı

Amerika'daki bazı odaklar, Türkiye'nin son dönemde ‘dolara' yönelik tepkisinin küresel bir domino etkisi yapmasından duydukları endişeyi dışa vurmuşlardı.

Aslında Türkiye bilerek ya da bilmeyerek Amerikan'ın en zayıf noktasına dokundurmuştu. Amerika'nın buna çok sert tepki vereceği beklenen bir şeydi. Fakat böylesi direk bir tepki, ABD'nin de kendi en zayıf noktasının kendi dilinden ifşası olacağından pek belli etmiyordu. Dolaylı ve örtülü bir cevap ise onun bilinen yöntemiydi. Ne de olsa taşeronları çoktur.

Fakat şu husus artık iyice aşina oldu, sağır sultan bile duydu ki, ABD'nin küresel hegemonyasının döşeniş rayları, enerji hatları, “karşılıksız doların” küresel piyasalardaki hegemonyası üzerine döşenmiştir. Şu veri ve hususlar meseleyi gereksiz uzatmadan kurtarır.

Bu yıla ait veriler henüz yok fakat 2015 yılı itibarı ile dünyadaki toplam parasal büyüklük 80,9 trilyon Dolar olarak tespit edildi. Bu rakam üretim sektörünün karşılığıdır. Buna mukabil dünya piyasalarındaki “finans sektöründe” dolaşan para ve “değerli (değerlendirilmiş) kâğıdın” rakamsal hacmi 1,2 katrilyon dolardır. Bu 1,2 katrilyon doların 80,9 trilyon doları hariç gerisi “karşılıksızdır.” Tabiri caizse piyasada dolanan sahte karşılıksız çek misalidir.  Bunun da tamamına yakını ABD dolarıdır. Çünkü 1971 yılından bu yana ABD; doları altına endekslemekten vazgeçmiş, “borca dayalı” (karşılıksız) dolar bastırıyor.

Eğer ki bu mesele iyice anlaşılır ve çözüm olarak da “sahte çek ($) sahibinin eline tutuşturulup üzerinde patlatılırsa Amerika efsanesinin sonu olur.

Amerika'nın en fazla korktuğu budur. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın bu sonda dolara yönelik hem yurt içi hem de yurt dışı reaksiyonu bugüne kadar olan tepkilerden farklı bir etki oluşturdu. Kuşkusuz başka yerlerde de bu tepkiler mevcut. Fakat son dönemdeki sinerji hiç olmamıştı. İşte ABD, bu tür çıkışların, piyasadaki karşılıksız çekinin eline tutuşturulması ile sonlanacağından endişelidir.

Avrupa birliğindeki iç huzursuzluklar gibi birleşik devletlerde de (ABD) önemli iç huzursuzluklar vardır. Nitekim o da 51 devletten müteşekkil bir federasyondur. Bir ulus birliği, bir tarih birliği ya da benzeri bir ortak payda yoktur. Tek birlik paydası, “Dolar'ın küresel hegemonyası üzerinden tanzim edilmiş güçlü ekonomisidir. Askeri gücü bile bu ekonominin sebebi değil, sonucudur.

Bu bağlamda şu iki sorunun cevabı çok önemlidir. 1- Neden dünya ekonomisinin parasal büyüklüğü “DOLAR” cinsinden ifade ediliyor? 2- Neden bu kadar “karşılıksız dolar”  dünya piyasalarında dolaşıyor?

(Aslında 1. Dünya savaşından önce uluslararası ödemeler, sabit döviz kuru sistemini esas alan standartlaştırılmış bir “ALTIN PARA”(İslami sistemdekine benzer) birimi üzerinden yapılıyordu. 1929'daki dünya ekonomik buhranı bu sistemi çökertti. Bu dönemde yıldızı parlayan ve öncü konuma geçen ABD; 1 ABD dolarını, 0,888gr altına eş değer kılıp uluslararası piyasada devreye soktu. 1969'da bu sistem de çökünce 1971'de ABD karşılıksız doları piyasalara sürdü. Faiz, döviz kuru, kumar ve değerlendirilmiş kâğıtlardan müteşekkil dünya finans sektöründe, doları genel geçer para birimi olarak işletti. Dünya bankası ve IMF de bu amaca hizmet için kuruldular. Böylece kirli bir uluslar üstü ağ kuruldu. Detayları da vardır. )

Durum ne olursa olsun, günümüz dünyası özellikle İslam coğrafyası artık bu kirli sistemin tasallutunu taşıyamıyor. En önemlisi de bu vampir düzen artık bütün hileleri ile deşifre olmuş durumdadır.

Karşı çıkışları sindirmeye çabalayacaktır. Fakat güçlü karşı çıkışlar sonuç almış olur. Buna şiddetle ihtiyaç var. Türkiye'nin bu süreçte üstleneceği rol de çok önemlidir. Bu konuda Türkiye'yi sindirme amaçlı ekonomik ya da fiziki yaptırımlar da gelebilir fakat hiç birinin 15 Temmuz darbesinin limitini aşacağı ihtimali yok. Yeter ki basiretli çıkışlar devam etsin. Hayırlı gelecek ümidi ile Allaha emanetsiziniz…

Önceki ve Sonraki Yazılar