Uğradığı şiddete rağmen Hüdapar’a bağlanan umutlar

Hüdapar’ın parti binalarına yapılan saldırılar, gönüllülerin ev ve araçlarına, yine derneklerine yapılan saldırılardaki artış gözlerden kaçmıyor. Ak parti bölge temsilcilerinin saldırıları kınaması anlamlıdır. Ancak, hükümetin de oy isteyen taraflardan biri olması bir yana, bölgenin iki yerleşik unsuru arasındaki her türlü şiddeti eskiden beri iştahla gözeten devlet politikası nedeniyle, bu saldırıları gerçekleştiren pkk’lilerin hiçbiri şimdiye kadar yakalanmadı.

Kemalist laik devletin kurulduğu günden bugüne kadar yaptığı zulümlerinin, katliamlarının, asimile ve yok sayma siyasetinin, aşağılamalarının telafi edilmediği, hesabının verilmediği, özrünün dilenmediği bir bölgenin, devlete olan derin güvensizliğinin asıl sebebi, bu sayılanlar değildir. Asıl güvensizlik devletin, İslam şeriatı ile bağını koparmış olmasıdır.

Dolayısıyla hükümetin, insan hakları temelinde attığı adımlar, ne adına olursa olsun elbetteki takdire şayandır ancak halihazırdaki demokratik açılımlar, paketler, iyileştirmeler, anadilde eğitim vs, bölge insanının devlete karşı samimi güvenini geri getirmeyecektir. Çünkü bölge insanının her şeyden üstün gördüğü ve onun için gözünü kırpmadan canını verdiği asli değeri İslamdır. Müslümanların da alabildiğine dünyevileştiği bir zamanda her meselesi için mellelere, seydalara danışıp, onların tavsiyelerini her şeyin üstünde gören bir halktan bahsediyoruz.

Bölgede Ak partiye verilen oylar da, devlete güvenin değil, kimden gelirse gelsin sağlık ve ulaşım gibi hizmetlere karşı yapılan teşekkürün ifadesidir. 

Şimdi bölge, yüz yıllık belki beşyüz yıllık bir değişimin eşiğinde. Çünkü ilk defa İslami esaslara göre bir dünya görüşü ve idare anlayışı vadiyle ortaya çıkan ve bunu ödediği bedellerle ispatlayan bir parti var. Bir tarafta, söylem ve eylemleriyle Kemalizm’e, özelde de laikliğe toz kondurmayan, mevcut hükümet, diğer tarafta da Öcalan’ın önderliğini ve fikirlerini her değerin üzerinde gören pkk ve uzantıları bölge insanının insani ve islami değerlerini sömürmekten, suistimal etmekten, köreltmekten başka bir görüntü vermediler.

Ak partinin Kemalizm ve laiklik ısrarı, bütün icraatlarının, belirttiğimiz gibi bölge insanı için hiçbir olumlu çağrışımı bulunmayan devletin hanesine yazılması anlamına geliyor. Öte yandan güven vermediği için devletin yapamadığı ifsadı bir vazife gibi üslenen ve belli oranda da başaran pkk’nin, ölme ve öldürmenin duygusal rantı üzerinden kazandıklarını kaybetme endişesi günden güne artıyor.

Ancak son zamanlarda artış gösteren saldırılarıyla pkk’nin ve bunları izlemekle yetinen güçlerin göremediği veya görmek istemediği bir gerçek var. Bu gerçek, sadece son anketlerde Hüdapar’ın ciddi yükselişi değil, malum şiddetin, bölgedeki farklı İslami çevrelerin tercihlerini etkileyecek olmasıdır.  Hüdapar şubelerinin, yine kardeş derneklerinin, üye ve gönüllülerinin uğradıkları saldırılar, yaptıkları bir yanlışın veya işledikleri bir suçun karşılığı olmadığına göre, seçim sürecinde toplumun vicdani kanaatleri mazlumdan ve mağdurdan yana şekillenecektir. 

Pkk’nin ikide bir, çekilmeyi durdurduk, çözüm sürecini bitiririz, şeklindeki açıklamaları da doğal olarak hükümetin yaptıkları veya yapmadıklarıyla alakalı değildir. Çünkü bölgede şiddetten ve silahtan başka hiçbir sermayesi olmayanların, çözüm süreciyle elde ettiklerini kaybetme pahasına bile olsa İslamı temsil edenlerin yükselişine seyirci kalmalarını ummak, onlar hakkında fazla iyiniyet beslemektir.

Öte yandan batı insanından, bölgeyi anlamasını ve bir şekilde tepki vermesini beklemek şu aşamada hayaldir. Çünkü bilinçaltına enjekte edilmiş Kemalizmin iki temel vasfı yani Atatürk milliyetçiliği ve devletçi laikliği ortadan kalkmadan  islamcı bilinenlerin çoğu da dahil  batıdakiler, bölge insanı için çok adil, insaflı, önyargısız bir tutum sergilemezler. Kaldı ki, seslendirmeseler bile, onlar da, bölgede yükselen İslami güce büyük bir ümit bağlamış durumdalar.

 Elhasıl Hüdapara bağlanan umutlar, uğradığı şiddetle kıyaslanamayacak kadar büyük ve görkemli.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar