Yaklaşan iki süreç: Kutlu doğum ve Seçim

Önümüzde katılım bekleyen iki hızlı süreç var. Birincisi seçim süreci. İkincisi de Kutlu Doğum süreci. Kutlu Doğum etkinlikleri elbetteki seçimle kıyaslanmaz. Ancak yüzlerce noktada yapılan etkinliklere katılanların nüfus ve heyecanına bakıldığında öyle pek de azımsanmayacak bir yoğunluktan bahsetmiş oluyoruz.

Geçen yılki yerel seçimlerde Hüda Par için ciddi oy beklentisi de, büyük ölçüde Hüda Par gönüllülerinin kutlu doğum etkinliklerinde sergiledikleri muazzam görüntülere dayanıyordu. Tabii Kutlu Doğum etkinliği derken bunun içinde diğer bütün mitingleri de sayalım.

Hatırlanırsa 2000 yılı başlarında Hizbullah cemaatinin fertlerine yapılan baskınlarla tabiri caizse dışarıda kimse bırakılmamıştı. Şimdilerde birilerinin itiraf etmeye başladığı gibi tüm kesimler domuz bağı vs ile oluşturulan algı ile Hizbullaha karşı nefret ordusunun gönüllü neferi olma yarışına girmişlerdi.

Çok değil altı yıl aradan sonra tüm fertleri toptan yok edilmeye çalışılan bir hareketin gönüllüleri, sevenleri, takipçileri bir anda Diyarbakır'ın ortasında Peygamberimize(sav) saygı mitinginde ortaya çıktılar. Hem de öyle bin-ikibin değil beş yüzbini aşan bir kalabalıkla…

Ve bu sadece bir defa ile kalmadı hem yalnız Diyarbakır'la sınırlı olmadı. Meşhur siyasetçilerin devasa masraf ve imkanlarla seçimden seçime, dört beş yılda bir yaptıkları mitinglerden bahsetmiyoruz.

Cezaevinden çıksalar bile paralel takibin kıskacındaki mustazafların şaşılacak kadar kısa bir zaman diliminde, Van'dan istanbul'a, Adana'dan Trabzon'a, Avustralya'dan Kanada'ya, İtalya'dan İngiltere'ye her yıl aylarca nail oldukları ilahi bir inayetten ve kerametten bahsediyoruz. Hem de kendilerini yok etme azminde ve yok sayma alışkanlığında olan üç kesimin tüm hile, tuzak, saldırı ve kumpaslarına rağmen...

Evet, şimdi yine bu Kevser'in tatlı ve salavatlı akışı başlıyor. İstişareler, plan programlar ve hedefler üzerine nice Peygamber Sevdalısı, harıl harıl çalışıyor. Rabbim, onların sa'yini meşkur eylesin.

Bu süreçte nefsi bir beklenti yok. Maddi bir menfaat veya dünyevi bir çıkar yok.

Diğeri de seçim süreci. Bu seçim tabi ki HDP'nin barajı aşıp aşmamasına odaklı olacak. Bir takım olumsuz sonuçları olur düşüncesi ile Öcalan'ı idam etmekten vazgeçen dönemin devlet aklı, şimdi de barajı aşmazlarsa şöyle olur deyip de HDP'yi omuzuna almazsa, işleri çok kolay gözükmüyor.

Barajı aşmazsak özerklik ilan edeceğiz sözünün, ‘bir kaç ay içinde neticeye ulaşacağız' denilen çözüm sürecinde neye karşılık geldiği de meçhul iken bu seçimlerin çok sıcak geçeceğini tahmin etmek zor değil.

HDP, her ne kadar soldan esecek rüzgarın hesabını yapsa da asıl hedefinin inançlı kesimler olduğunu da artık saklamıyorlar. Dolayısıyla bu birkaç ay içerisinde tanınmış bir takım İslami şahsiyetleri aday yapma, inanç özgürlüğü temelinde radikal vaadlerde bulunma gibi taktiklere başvuracakları da açıktır.

Seçimler halkın hayrına olmalıdır. Milyonluk kutlu doğum etkinliklerindeki hayır berekette olduğu gibi.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar