Selahaddin YILDIRIM

Selahaddin YILDIRIM

Yemen: Yeni bir Suriye

 İslam coğrafyasının hali hazırdaki tablosu gerçekten çok vahim... Bundan kat kat daha vahim olanı ise, ortada mevcut duran sorunların çözümünü sağlayabilecek bir aklın ve gücün olmayışıdır. ‘İslam dünyası' denilen coğrafya aslında bu adı hak etmiyor. Çünkü realitede ‘bir dünya' denilebilecek asgari şartlardan bile mahrum durumdayız. Şirazesi kopmuş, sayfaları etrafa dağılmış bir kitabı andırıyor halimiz.

Afganistan, Irak ve Suriye'de yıllardan beri akan kan nasıl durdurulacak, yaralar ne zaman dinecek derken, bir de Libya ve Yemen çıktı. Tunus'ta geçen hafta gerçekleşen müze saldırısı, Arap baharı sonrası geçiş sürecini kazasız belasız atlatmayı becermiş bu ülkenin de karışacağı endişelerine neden oldu. ‘Bahar' denilen olay dört yıl sonra tam bir ‘kışa' döndü.

Peki, Yemen'de ne oluyor? Yemen'de olup bitenler hem bu ülkenin kendisi, hem de bulunduğu bölge için hiç hayra alamet şeyler gibi görünmüyor. Yemen, maalesef bölgesel rekabetin güç gösterisine sahne olmaya başlayan yeni bir alan. İran ile Suudi Arabistan çekişmesinin yoğunlaştığı Suriye'den Yemen'e sıçrayan bu yeni rekabetin, bölgenin diğer yerlerinde ne tür etkiler bırakacağı ve İran'ın bölgesel gücünün Yemen'e de sıçramış olmasından aşırı kaygı duyan Arap ülkelerinin  neler yapacağı merak ediliyor.

Yemen'de Ali Abdullah Salih'in devrilmesinden sonra yapılan seçimlerle iş başına gelen Abdurabbu Mansur el Hadi, Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinden sonra güneydeki Aden'e kaçtı. Husiler ve onları destekleyen eski başkan Salih'e bağlı birliklerin ise Aden'e doğru ilerledikleri ve bütün Yemen'i kontrollerine almak niyetinde oldukları ifade ediliyor.

El-Kaide öteden beri Yemen'de belli bir gücü olan bir örgüt... Geçen hafta Şiilerin namaz kıldığı camilere saldırılar düzenleyen örgüt 147 müslümanı katletti. Son aylarda IŞİD'in de Yemen'de varlık gösterdiği ifade ediliyor. Silahlı “cihadi” guruplar ile İran destekli Husi hareketinin karşı karşıya gelmelerinin ülkeyi bir iç savaşa ve bölünmeye doğru götürmesinden korkuluyor.

Şii Husi hareketi İran'dan sağladığı destek ile ülkenin tümünü ele geçirmek üzere. Eylül 2014'te başkent Sana'yı ele geçiren Husi Ensarullah Hareketi devletin bütün kurumlarını ele geçirmiş durumda. Husiler eski devrik diktatör Ali Abdullah Salih taraftarlarıyla da ittifak sağlayarak bütün ülkeyi denetimlerine almak için hareket halindeler.

Yemen'de Husilerin lehinde gelişen olaylar Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkelerini rahatsız ediyor. Durum en kritik bir merhaleye ulaşmış durumda. Suudi Arabistan'ın sınıra askeri birlikler sevk ettiği ve askeri müdahalenin yüksek bir ihtimal olduğu tahmin ediliyor. Körfez İşbirliği Konseyi(KİK) ile Arap Birliği'nin gündemindeki tek konu artık Yemen. Filistin meselesi, Suriye konusu, IŞİD tehlikesi artık çok geri planda kaldı. Yemen Cumhurbaşkanı Hadi, KİK ve Arap Birliği'nden askeri müdahalede bulunmalarını da istiyor.

Peki ihtimal dâhilinde olan bir askeri müdahale neyi çözecek? Suriye'de dolaylı veya direk dış müdahale neyi çözdüyse Yemen'de de onu çözecek! Yangın üzerine benzin etkisi yapacak bu tür bir müdahale tüm ülkeyi bir iç savaşa ve parçalanmaya götürmekten başka bir iş görmeyecek.  Suudi hanedanı şayet güçlü ordusuna güveniyorsa yanılıyor. Yemen'e müdahaleyi de 2011'deki Bahreyn müdahalesine kıyas etmek yanlıştır. Çünkü Yemen her bakımdan farklı bir yerdir.

ABD ve diğer batılı devletler ise konu ile hiç ilgilenmiyorlar. Yemen, petrol zengini bir ülke olmadığına göre neden ilgilenilsin. İlgilenmek bir yana, buradaki istikrarı bozacak politikalar devrede. ADB iki yıl önce Suriye'de IŞİD ve benzeri örgütlere nasıl ses çıkarmadıysa, bugün aynı sebepten Yemen'deki İran yanlısı Husi Ensarullah Hareketine de ses çıkarmıyor. Karşı tarafın  askeri müdahalesine  yeşil ışık yakacağından da asla tereddüt etmiyoruz. Bölgenin yanması ve un ufak hale gelmesi ABD'nin esas politikasıdır.

Ümmet olarak geçen her yeni günün öncekini arattığı bir süreçten geçiyoruz. İstikbale bakınca bazen ümitsizliğe düşüyoruz. Çünkü yarının daha iyi olacağına dair belirtiler göremiyoruz. Bazen bir mucize olsun istiyoruz; o da olmuyor. Anlaşılan o ki, bu sınav dünyasında ‘ilahi yasalar' kimseye bir ayrıcalık tanımayacak. Her kişi ve toplum ektiğini biçecek. Bir toplum, içinde bulunduğu hali değiştirmedikçe Allah da onların durumunu değiştirmeyecek.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar