Yeni Yusufîler olmasın diye

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a;

Salât ve selâm da O'nun pak Nebîsine olsun.

Darbe girişimin üzerinden epey zaman geçti fakat yazılacaklar ne zaman biter Allah bilir. Dikkatinizi çekti mi bilmem, hemen her hususta aşırı tepkiler gösteren, canlı bomba zanlısını tekme tokan döven Adana, darbecilere yakıt ikmali yapan İncirlik'e rağmen gerek darbe gecesi, gerekse sonraki vatan nöbetlerinde, sesini fazla duyuramadı. Bunun nedenleri ve muhtemel sonuçlarına dair birkaç kelam etmeliyim ki, dünün Yusufileri için elimden bir şey gelmese de belki ileride işlenecek zulümleri engellemiş olurum.

Darbe gecesi Adana, geç saatlere kadar suskun, sessiz, adeta ölüm uykusunda… Neden mi? Her yerde okunan salâlar, ezanlar, minarelerden yükselen sokağa çıkma çağrıları Adana'da yok da ondan. Hemen her yerde yatsı ezanından az sonra başlayan çağrılar, Adana'da çok geç saatlerde ölgün bir salâ olarak duyuldu. Ardından kısacık iki cümle:

“Kıymetli halkımız! Cumhurbaşkanımızın emriyle demokrasimize ve milli irademize sahip çıkalım. Kimsenin malına ve canına zarar vermeyelim.” Müezzin sabaha kadar bunu tekrarladı durdu. Ezan zaten hiç okunmadı; sanki ölmüş bir memleketin salasını verir gibi. Caddeler bomboş... Çünkü kimse ne yapacağını bilmiyor. Başka yerlerde cami anonslarında marşlarla, şiirlerle halk il ve ilçe meydanlarına çağrılmış, millet sokaklara dökülüvermiş. Heyhat! Adana'nın dünyadan haberi yok. Farklı farklı müezzinlerden hep aynı anonsu duyduk sabaha kadar.

Diğer günler darbe karşıtı nöbete başlandı. Meydanda konuşma yapanlardan tutun, halkın da bir kısmı paralelci... Adam şehrin üst düzey yetkililerinden, esiyor, gürlüyor, ama takiyye yapıyor. Takiyye konusunda şu kadarını söyleyeyim: Adana'da Müslümanlara göz açtırmayan eski vali, şu an halkın gözünde kahraman… İsim vermek istemiyorum.

Adana, paralelcilerin yuvası. Küçücük ilçeden tutun, şehir merkezine kadar kamu kurum ve kuruluşlarının her alanına hâkimler…  Şahsi kanaatime göre darbe karşıtı nöbette görevli polislerin çoğu da paralelci idi ve kim geldiyse hepsinin resimlerini çekti. İleride bir bahane ile ceza verip zindanlarda çürütmek için, yeni Yusuflar objektiflerine malzeme oldu. Bu bir paranoya mı? Küçük bir örnek vereyim, buna siz karar verin.

Yıl 2011... Bulunduğumuz ilçede kadınlar İslam'dan uzak yaşıyor diye dert edindik ve sekiz arkadaş bir araya gelip, bir tanıdığın düğün salonunda küçük bir Kutlu Doğum Programı düzenledik. Davetiyemiz bile A4'ten çıktı alınmış zarfsız bir kâğıttı. Gelenler de 50-60 kişi kadardı. O kadar küçük bir organizasyondan nasıl haberleri olduysa, bir arkadaşın eşini bir bahaneyle gözaltına aldıklarında, o gün o düğün salonuna niçin gittiğini sormuşlar. Ardından salonun yakınındaki parkta çekilmiş resimlerini göstermişler. ‘Sizi o programa kim çağırdı?' demişler. Bu şahıs ceza aldı ve şu an temyizi bekliyor.

Adana, Müslümanlara kumpas kurmak için en ideal yer. Darbe gecesinden bu yana Adana'da kaç kişi emniyetten, belediyelerden yahut kamu kuruluşlarından açığa alınmış, bir bakınız haberlerden. Kalburüstü adamlar hep duruyor. Bunları neden söylüyorum biliyor musunuz? Adana'da hâlâ davası süren Müslümanlar var. Toplam 150 yıl ceza yetmedi, davaya ek yaptılar. Cuma mesajı bile dava kapsamında. Devlet acizdir madem, önceki mağdurlara bir şey yapamıyor, bari yeni Yusufiler olmasın; çocuklar babasız büyümesin, anaların gözleri nemlenmesin diye yazıyorum bunları. Giderayak -önceden yaptıkları gibi- ceza verilirse Müslümanlara, ‘neden söylemediniz' denmesin diye yazıyorum, karınca misali.

Hemen her şehirde FETÖ'ye ait mağazalar bile kapatılırken Adana'da bunlar emniyetin, belediyenin ve Ak Parti'nin içine nüfuz etmiş durumda. FETÖ'cü belediye başkanımız bile var, vesselam.

Yusufilerden ricam, haklarını helal etmeleri. Defalardır onları yazmak istiyorum fakat yazacaklarımın öfkesi bir köşe yazısına ağır gelir diye yazmıyorum. Bakalım nereye kadar tutabileceğim bu öfkeyi. Dualarını esirgemesinler bizden.

Biraz dua:

Ey Rabbimiz! Ülkemizi ve temiz insanlarımızı her türlü kötülükten muhafaza buyur. Geçmiş zalimlerin amellerinin şerrinden ve şimdiki zalimlerden hepimizi koru.

Yâ Muqaddim! Yusufların azîz, hainlerin zelil olduğu günleri yakınlaştır ve İslam baharıyla gönüllerimizi mesrur et. Âmin…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.