“Yeter”e çeyrek kala

Sorunlu saldırganların sorumsuz davranışları tüm hızıyla devam ediyor. Salıverilmiş azgın İspanyol boğaları, burunlarından dumanlar püskürterek sokaklarda terör estiriyorlar. Adana, Yüksekova ve ardından Dicle Üniversitesi saldırılarının hesabının sorulmaması bunlara cesaret vermiş olmalı. Cizre, Mersin istikametinden devam eden saldırı furyası Diyarbakır’a da uğrayarak Cehenneme doğru seyrediyor.

PKK zihniyetindeki fraksiyonların bir özelliğidir bu: Güçlü sisteme karşı savaşmak yerine fırsat doğduğunda devlete muhalif diğer güçleri yok ederek alanda öne çıkmayı tercih etmek. Suriye’de de böyle yapıyorlar, Türkiye’de de. Suriye’de Baas ile anlaşıp Nusra ile savaşıyorlar, Türkiye’de ise devlet ile anlaşıp dindar halk ile çatışmaya veya çatışma fitilini yakmaya çalışıyorlar.

Bu fırsatçılık, yüksek bir siyasi zekâdan ziyade alçak bir kişiliğin, ilkesizliğin, çok yüzlülüğün belirtisidir. Kürtler için yola çıktığını iddia edip Kürtlere hayatı zehir etmek başka nasıl açıklanır? Barış çığlıkları eşliğinde gözlerinin kestiği her yeri savaş alanına çevirmek hangi ilke ile bağdaşır? Demokrasi havarilerini oynarken kendilerini desteklemeyen her yapıya “hain” damgası vurmak nasıl bir kişiliğin göstergesidir?

Devlet denen mefhum zaten ortalıkta sıfır... Kanaat önderleri kör, sağır… Emniyet müdürlükleri yine kendi güvenliklerini sağlamaya çalışmakla meşgul… MİT, KCK’yı yapılandırma peşinde… Anlayacağınız, Mustazafların kendi göbeklerini kesmek zorunda bırakıldığı bir anda herkes sus pus… Belli ki ağızlarını en insancıl, akil ve barışçıl kelimelerle doldurup Mustazafların hamlesini bekliyorlar. Mustazaflar bir karşılık versin de itidale çağırsınlar, şiddeti kınasınlar diye. “Hadi Mustazaflar! Ne olursunuz bir karşılık verin” temenni ve niyazında bekliyorlar.

Mustazaflar ise kendilerine doğru amansızca havlayan bir kuduza karşılık, kendinden emin büyük bir insan konumunda. Tıpkı İhvan gibi… PKK saldırıyor, Mustazaflar “provokasyona gelmeyiz” diyor; çeteler bomba atıyor, Müslümanlar kurban eti dağıtıyor. Hırçın çocuk ısrarla kışkırtıyor, İslami camia ise “oğlum bak git” pozisyonunda. Peki, sabır nereye kadar? Dahası birileri ısrarla saldırırken beklemek, ne ana kadar mümkün olacak?

Bölgede sözü geçenler bir an önce bu duruma el atmalıdır. Milletvekillerinden âlimlere, sivil toplum kuruluşlarından aydınlara kadar herkes sorumluluk sahibidir. Yarın çok geç olmadan, karşılıklı saldırılar başlamadan önce yapacağı bir şeyi olan mutlaka yapmalı, söyleyecek sözü olan bir an önce söylemelidir.

Gidişata dur denilmediği durumda olacak olan bellidir. PKK taraftarları, yaptıkları her şey yanlılarına kâr kaldığında daha bir azgınlaşacak ve saldırılarını arttıracaktır. Allah korusun bir can kaybı durumunda ise Mustazafların “yeter” diyecekleri an gelecektir. İşte o zaman söylenecek sözlerin pek bir kıymeti kalmayacaktır.

PKK ileri gelenleri halkın uğrayacağı zararı hiç hesaba bile katmayacak, oluşacak kaos ortamında göbeklerini ve ceplerini şişirme derdine düşecektir. Halkın üzerine salıverilen azgın boğalar ise arenaya ulaştıklarında kendilerini salanları tribünde görecekler. Kendileri acılar içinde kıvranırken sahiplerinin nasıl zevkten dört köşe olduklarını, acılarını umursamadıklarını öfkeyle seyredecekler.

Son bir nokta: Saldırıların hiçbirinin failinin bulunmaması hatta aranmaması, akıllara saldırıları KCK üzerinden MİT’in organize etme ihtimalini getiriyor. PKK’nin derin devlet bağlantıları zaten biliniyor. KCK içine yerleştirilen MİT elemanları ise yakın zamanda medyaya yansıdı. Bunların, baş edemedikleri yapıları bir birine kırdırmaya çalışmaları bilinen bir stratejidir.

Bu durumda PKK/BDP’nin vitrindeki liderleri, başlarını ellerinin arasına alıp geleceklerine dair bir karar vermeliler. Özellikle de baş taşa çarpmadan önce azgınlarını durdurmaya, bu da mümkün değilse onlardan beri durmaya çalışmalıdırlar. Hem ovadakiler hem de dağdakiler olayları kınamalıdır. Gerçi dağlardakilerin eski akılsızlıklarına devam edeceklerinden şüphe duymuyoruz. Ama ya ovadakiler?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.