1. HABERLER

  2. BİYOGRAFİ

  3. Zalimin değişmeyen HAİN YÜZÜ
Zalimin değişmeyen HAİN YÜZÜ

Zalimin değişmeyen HAİN YÜZÜ

Okuyacağınız şehitlerin hayatlarıyla 90'lı yıllarda PKK vahşetinin vardığı boyutları ve devlet ile PKK'nin iç içe olduğunun somut kalleşliğini bir kez daha göreceksiniz. Tıpkı bugün gibi devlet ortada yok, bölge tamamıyla PKK'ye teslim edilmiş, devlet adı

A+A-

İBRAHİM SEVGİLİ

Engin Arslan, Hüseyin Arıç ve Muhammed Evyapan, devletin olmadığı 90'lı yılların Devlet-PKK iç içeliğinin meydana getirdiği PKK vahşeti ortamının şehitleri. İşte şehitlerin hayatı ile şehadetlerinin ortaya koyduğu gerçekler ve dünden bugüne PKK'nın değişmeyen kalleş ve barbar yüzü…

ŞEHİT ENGİN ARSLAN

Şehit Engin Arslan, 27 Mayıs 1974 yılında Diyarbakır'da doğup büyümüştü. Dört erkek çocuklu ailenin en büyüğü idi. Yüzünden tebessümü hiç eksik etmeyen Şehit Engin, herkes tarafından sevilirdi. Okul hayatını lise 1. sınıfta terk eden Şehit Engin, babasının elektronik dükkânında çalışmaya başlar. Sade ve temiz bir yaşantıya sahip olan Şehit Engin, ahlakıyla örnek teşkil eden bir yaşantıya sahipti. İnsanları sever ve onlara değer verirdi. Onu tanıyanlar çok yumuşak huylu olduğunu söylerlerdi.

AH RABBİM'İN CEMALİNİ GÖREBİLSEM!

Camiye giderek hem İslami dersler alır hem de çocuklara Kur'an dersleri verirdi. Şehit Engin gerçek bir şehadet aşığıydı. Arkadaşlarıyla ayna-i marziye gibi hadisler üzerinde konuşur, “Ah ben de Ayna-i marziye'ye kavuşup Rabbimin Cemalini görebilsem' diye ah çekerdi. Ne zaman Çeçenistan ve Filistin bölgesinden şehit haberleri gelse üzülür ve derin düşüncelere dalardı. Sürekli Kur'an okuyup ihlaslı ve imanlı bir hayat çerçevesinde yaşamayı ve şehid olmayı arzulardı. Namaz'a çok düşkündü. Vaktinde ibadet etmeyi sever gece namazlarını ve ibadetlerini ihmal etmezdi. Tefekkür ederken genellikle mezarlıkları tercih eder bundan feyz alırdı. Hz. İbrahim(a.s) gibi tek başına yemeğe oturmazdı. Temizlik imandandır der, üstünü başını daima temiz tutardı.

KİMSENİN KALBİNİ KIRMAZDI

Annesinin dediğine göre Engin son zamanlarında bol bol Kur'an okur, geceleri de uykudan uyanıp abdest alır sonra namaz kılardı. Engin öyle bir ahlaka sahip idi ki kimsenin kalbini kırdığı ve tartıştığı görülmemişti. Daima fedakâr ve cefakâr olan Şehit Engin, etrafına örneklik teşkil ederdi. Annesini çok severdi, öyle ki annesinin ellerini öpmeden evden çıkmazdı. Annesine sürekli şehid olması için dua etmesini söylerdi.

MUKADDESAT UĞRUNA VURULDU

Bir gün mukaddesata küfür edildiğini duyunca hemen oraya doğru gider. Küfür eden şahsa, “Neden seni yaratana küfür ediyorsun?” diye çıkışır. O şahıs da Şehit Engin'e karşı diklenir ve aralarında tartışma başlar. O güne kadar kimseyle kavga etmeyen Şehit Engin, hakkı haykırmak adına o kişi ile kavgaya tutuşur. O şahsın ağabeyi araba ile geçerken kardeşinin Şehit Engin ile kavga ettiğini görür ve silahını çıkarıp bir el ateş eder. Olayda Şehit Engin belinden yaralanır, hemen sonra Diyarbakır'daki bir hastaneye kaldırılır. Oradan da Ankara'ya sevk edilir. Enginin durumu gitgide kötüye gidince Şehit Engin, annesine “Beni Diyarbakır'a götürün, ben şehit olacağım, ben burada ölürsem beni buraya gömmeyin” der. Şehit Engin, hastaneden felçli ve yatalak bir şekilde çıkar. Hasta yatağında Rabbinden sürekli şehadeti niyaz eden Engin, annesine “Ben yaşarsam sana eziyet çektirmek ve seni üzmek istemem” der. Şehit Engin 5 Kasım 1994'te akşam ezanı okunduğu sırada şehadet parmağını kaldırır ve “Allah Allah” diyerek şehadet şerbetini içer.

İŞARETLERLE DOLU BİR ŞEHADET

Şehadetinden sonra Şehit Engin'in cenazesi yıkanmak üzere Diyarbakır Ulu Camiye götürülür. Şehit yıkandıktan sonra ninesi başucuna gider. “Lavémin Engin çıkas sipi buyi” (Oğlum Engin ne kadar beyaz olmuşsun) der. Oysa Şehit Engin, esmer bir tene sahipti. O gün ise çok nurlu bir surete sahip olarak görülür. Ninesine gözünü açar ve ninesi de o anda ona bakarak heyecan içinde, “ŞEHİD NAMIRIN” der.

Şehit Engin'in şehadetinden sonra annesi oğlum şehit midir değil midir, diye şüpheye düşer. Bir gün rüyasına Şehit Engin gelir ve der ki “Ben şehidim, şehidim, şehid” der. O günden sonra annesinin kalbinde hiçbir şüphe kalmaz.

ŞEHİT HÜSEYİN ARIÇ

Şehit Hüseyin Arıç, 1962 yılında Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Bereketli Köyü'nde dünyaya geldi. Çiftçilikle uğraşan şehit Hüseyin, köy halkının ve ailesinin İslam'a bağlı bir yapıya sahip olmasından dolayı ilk terbiyesini ailesinden alır. Şehit Hüseyin'in askerde olduğu dönemlerde PKK, İdil Botan çevresinde çalışmalar başlatarak stratejik konumu nedeniyle Bereketli Köyü'nü bir merkez yapar. Şehit Hüseyin askerden döndükten sonra köyünü İslam'ı terk etmiş, her türlü pisliğe bulaşmış bir halde bulur. Köyde yalnız başına kalan ve hicret ettirilen bir Müslüman'ın kendisiyle diyalog kurmasıyla Şehit Hüseyin İslamî davanın saflarına katılır. PKK'nin tehditleri nedeniyle bir süre hicret hayatı yaşayan Şehit Hüseyin, tekrar köyüne dönerek örgütün tehdit ve baskıları altında İslami faaliyetlerini sürdürür. Bu durumu daha fazla hazmetmeyen PKK, 1 Kasım 1993'te kalabalık bir grupla köye baskın yapar. Çıkan şiddetli çatışmaların ardından Şehit Hüseyin, çok sevdiği Rabbine kavuşur. Şehidin kanının bereketiyle ihanetçilerin necis varlığı ise köyden silinip atılır.

ŞEHİT MUHAMMED EVYAPAN

Muhammed Evyapan da 53 yaşında vahşi örgüt PKK tarafından kalleşçe şehit edildi. 5 çocuk babası olan şehit Muhammed işinden evine giderken evinin önünde örgüt canileri tarafından şehit edildi. Çevresinde dürüst ve dindar bir kişi olarak tanınan Muhammed Evyapan'ın şehadeti tüm çevresini yasa boğmuştu.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.