Hacer Sara ARSLAN

Hacer Sara ARSLAN

Zavira’dan Zafere

Mısır ve destansı mücadelesi, Mursi ve İhvan liderlerinin her şeye rağmen dik duruşu ve akan kanların ve işlenen zulümlerin çokluğuna karşın, bizlerin her daim diri tutması gereken umudumuzla bir kez daha Yusuf kıssasını hatırlıyoruz…

Bu mübarek kıssada bireysel hayatımızdan toplumsal yaşantımıza, nefsi problemlerimizden Allah’a tevekkül, hasret, sabır ve vuslata kadar birçok konuda ibretlik dersler vardır.
Yusuf Suresi’ni özellikle bu günlerde sıkça okumak lazım…

Yusuf Peygamberin (a.s) zindan sürecinde dikkatimizi çeken bir bölüm var. Rüyasını tabir ettiği ve kurtulacağını müjdelediği zindan arkadaşına “Efendinin yanında beni an” uyarısı… Ve peşinden şeytanın bu hatırlatmayı unutturmasıyla Hz. Yusuf’un bir müddet daha zindanda kalması…

Allah’ın iffetli kulu Yusuf’a bir ikazıydı bu. Bir an için bile olsa sebeplere ve şahıslara meyledişine karşılık, onu birkaç sene daha zindanda tutmayı; böylece yalnızca Rabbinin yardımına bel bağlaması gerektiğine dair küçük bir ikaz. Ardından Yusuf Aleyhisselam’ın bunu fark edişi ve tövbesi… Bunun da ardından katıksız teslimiyeti ve yegâne sığınak olan Rabbinin dergâhına iltica etmesiyle Zavira’dan zafere, kurtuluş ve özgürlüğe, Mısır’a sultan oluşuna kadar giden süreç…

Mısır’ın seçimle cumhurbaşkanlığını kazanan Muhammed Mursi, şuan Zavira’da… Sadece Müslüman Kardeşler değil, hak ve adalet hizbinden olan herkes şu an meydanlarda… Korku nedir bilmeyen, şehid olunca tanınsınlar diye kollarına isimlerini yazan fedailer, ümmetin gözü önünde firavunların hedefi olmaktalar…

Şu güç durumda Mısırlı Müslümanlar ve özelde Mursi, Rabbimiz tarafından gelecek büyük bir yardıma, zafer ve kurtuluşa hazırlanmalıdır. Yeter ki Yusufi bir rıza ve teslimiyet dairesinde, sebepleri bir kenara atarak Rabbin hükmüne râm olunsun!

“Bu bilinci kazandıktan sonra, zevkini tadıp kuşandıktan sonra onların yüce Allah’a karşı itaat, rıza, sevgi ve özlem içerisinde olduklarını görürüz. Böylelikle Allah’ın onlar üzerindeki nimeti de tamamlanmış olur.” (Şehid Seyyid Kutub)

Sıkça sabırlı olmaya teşvik eden ve sabırlı kimselerle beraber olduğunu vurgulayan Rabbimiz, yine Yusuf kıssasında bizlere Yakubî hasret ve sabırdan da bahsediyor.
Yakup Aleyhisselam’ın evlat hasreti ancak ve ancak “Artık bana düşen güzel bir sabırdır” teslimiyetiyle son buluyor. Bunun için Rabbimizin dilediği kadar bir zamanın da geçmesi gerekiyor. Belki otuz yıl belki kırk. Yada az veya çok…

Bir de Züleyha imtihanı vardır ki, Züleyha’yı dünyaya ve içindeki cezp edici güzelliklere benzetebiliriz. Ümmetin içinde bulunduğu durum ortada ve belki buna sebep dünyaya delice dalışımız ve ahiret insanı olamayışımızıdır. Yusuf’un Züleyha’ya “la” dediği gibi, ümmetin de dünyayı elinin tersiyle itmesi gerekiyor ki, önce bunun acısını sonra ebedi güzelliğini tatsın!

Bu kıssadan şimdilik üç ders çıkardık. Birincisi Yalnız O’na itaat ve yardımı O’ndan beklemek… İkincisi, zafere Yakub’un Yusuf’a hasret kaldığı gibi hasret kalıp sabırla yol almak… Üçüncüsü dünyayı ve içindeki tüm güzellikleri bırakıp ahirete talip olmak…

Bu ümmet artık bu vasıfları taşıyacaktır Allah’ın izni ve yardımıyla… Mısır’da bunları gördük, görüyoruz…

Onlar destan yazarken biz sadece yazı yazıyoruz fakat şahid olsun istiyoruz her bir söz, her bir gözyaşı, sıkılan yumruklar, atılan sloganlar ve tabi ki dualar…

Yakub’un Yusufuyla vuslatı gibi
Yusuf’un Mısır’a sultan oluşu gibi
Seni bekliyoruz Mursi
Seni bekliyoruz!

Allah sizinle olsun…


 

Önceki ve Sonraki Yazılar