Acı var mı acı?

Her çeşit insan var:
Akademisyen mi dersiniz, toplum mühendisliğine soyunan mı dersiniz, gazete patronu, parti temsilcisi, eski siyasetçi, örgüt yöneticisi... Yok yok.
Bir tek Levent KIRCA ve Süleyman DEMİREL eksikti.
Onlar da olsaydı Bremen Mızıkacıları tamamlanacaktı.
Her kafadan bir ses çıkıyor, ancak acıları ortak!
Böyle bir günde Reha MUHTAR gibi sormak icap eder:
Acı var mı acı!

SİZ DE YAMULDUNUZ

Giremedikleri mahallelerin sonuçları yamultmuştu anket sonuçlarını.
Andy-Ar'ın sahibi Fatih Acar, "AK Parti'nin HDP'den de oy alması sosyolojik olarak açıklanamaz" diyerek çizilen karizmasına rötuş atma telaşında.
Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından anket tahminleri için özür dileyen Acar; "Türkiye sosyolojisinin tekrar yazılması gerektiği kanaatindeyim. Söylemini milliyetçilik üzerine oturtan AK Parti'nin HDP'den de oy alması sosyolojik olarak açıklanamaz." dedi.

Hatırlarsanız seçimden önce Sözcü gazetesi beyin resmini manşete taşıyıp "Bunu yanınıza almayı unutmayın" diyerek adeta okurlarıyla dalga geçmişti.

Zira o manşetteki beynin aynısı eşekte de vardı ve Kur'an, "kitap yüklü eşekler" den de söz ediyordu onu kullanmaktan aciz olanları.

Bu arada bütün beyinlerin "Beyin Cerrahı"nın alanına girmediğini de belirtmek gerek.
Sonuçta veteriner işsiz mi kalsın?!...


NEYE LAYIKSANIZ!

GÜLEN grubu ile HDP arasında  birçok ortak nokta mevcuttur.

Mesela HDP, Türkiye'nin Batı'sında kardeşlik ve Türkiyelileşmekten dem vurup, PKK ile ilintili olmadığını ifade ediyor.

Aynı HDP, Doğu'da seçmeni PKK adıyla tehdit etmekten de hiçbir zaman imtina etmiyor.

GÜLEN grubu da Yurt dışında İslâmi bir cemaat olmadığını söylerken, GÜLEN'in düğününde nikâh şahitliği yaptığı İhsan YILMAZ Avrupa'da Recep Tayyip ERDOĞAN'ın amacının dini bir devlet kurmak olduğunu söyleyip ülkeyi Batı'ya şikâyet ediyor. Ancak aynı yapı Anadolu'da - güya İslâm'a hizmet gayesiyle – milletten zekât ve sadaka toplayarak vatandaşın iliklerini emiyor.

İkisinin de ortak noktası; burada başkaaa, orada başka.

...

Zaman gazetesinden Ahmet ŞAHİN, seçim sonrası ilk yazısında "toplum neyle yönetilmeyi hak ediyorsa, Allah da o topluma onu nasip eder." minvalinde bir yazı kaleme aldı.
Yazı toplumun bunu hak ettiği ve bozuk bir toplumdan iyi bir yönetici zümresinin çıkamayacağı sonucuna varıyordu.

Yani beyaz Türkler veya ne bileyim küskün çocuk, aptal piyanist sendromuna kapılmış, bedduadan medet umudunu kesen topluluk.

Evet, AK Parti'nin hatalarını görmemek insafsızlık olur ve on üç yıl iktidarda kalan bir partinin yığınca sorununun olması da gayet doğaldır.

Ancak Ahmet ŞAHİN ve tayfasının bazı illerde CHP, bazılarında MHP, Doğu'da da HDP'yi desteklemesine ne diyeceğiz.

Toplum o cenahın zaviyesinde CHP'yle mi MHP'yle mi yoksa HDP'yle mi yönetilmeyi hak ediyor?

Bu yapı, bütün stratejisini birilerine düşmanlık veya kendini kurtarma üzerine bina etmişse, toplumu ağzına almaya hakkı var mı?

Omurgasız ve rotasını şaşırmış bir yapının topluma vaat ettiği yönetici taifesi acaba nasıl ola ki?
GÜLEN ve taifesi 17/25 Aralık operasyonlarında başarılı olsaydı, bütün memurları badem bıyıklı, bütün akademisyenleri de top sakallı görmek içten bile değildi.

Her devlet memuru, kendini bağlı olduğu yapıya hizmet etmek için memur sayacak ve amatörlükten uzmanlığa doğru yol alan birer film çekim uzmanı olacaktı.

İhtiyaç hissedilmeyen tek meslek grubu oyunculuk olurdu herhalde.

Çünkü kamera çekim uzmanlarının pusuda çektikleri kısa filmleri uzmanlar montaj, dublaj ve seslendirmeyle sinemamızı Hollywood'a alternatif bir sektöre dönüştürürdü.

Türk sineması da kısa sürede İran ve Hint sinemasını geçecek ve Hollywood'a alternatif olacaktı.

Film çekmek için pusuda bekleyen hizmet eri bunun karşılığında sevaptan başka bir şey de beklemeyecekti.

Milletin yatak odasındaki çekimler karşılığında Cennet'e gitmeyi düşleyen bir grup tarafından yönetildiğinizi bir hayal edin, hayal ederken bile hayâ ettiniz değil mi?
Bütün ülkenin bir orkestra şefi gibi höyküren bedduacı başına eşlik ettiğini düşünün.
Kırk yıldır ezberletilen ve daha yeni andımız garabetinden kurtulan çocuklarımızın okullarda hep beraber şunu tekrarladığını düşünün:

Allahümmeksir hummm!...
Ve zelzilhummm!...
Ve şeddid şemlehummm!...
Ve farrık cema'atahummm!...
Ve mezzikkhum külle mu mezzak!...

Vensurna aleyhimmm!...
Ve ceal ba'sehum beynehummm!...

Andımız yerine bu beddua...

Hiç düşündünüz mü?
Hafizanallah!

KARANLIK ODADAN NUR ÇIKMAZ

Seçim öncesinde algı operasyonlarının merkezlerinden biri olan ODA TV, seçimden sonra "Bu seçimin kazananı" diye dört bileşeni paylaşmış.

ÖSO elemanları, HÜDA PAR, HAMAS amblemi ve Muhammed MURSİ'nin fotoğrafı.

Bu haberi görünce bunların adam olamayacağına kanaat getirdim diyemeyeceğim, var olan kanaatim katmerleşti.

Akıl etmezler.

Yanlış yoldan doğru menzile varılamayacağını düşünmezler.

Bu yüzden tattıkları hezimet, sonları rezalet...

Yalnız sevinenler listesini sınırlı tutmuşlar sanırım.

Mesela Yasin BÖRÜ'nün annesini, Furkan DOĞAN'ın babasını ve Esma BİLTACİ'nin abisini yazmamışlardı. Göçmen çadırlarındaki halayı da es geçmişlerdi.

Ya Mescid-i Aksa'nın tepesine Filistinli yiğitler tarafından dikilen Türk bayrağı.

Arakanlı minik çocukların dua dua göğe açılan ellerini de görmemişti, karanlık oda.

Peki, kimler üzüldü bu sonuca, bir de ona göz atalım.

Duran KALKAN: ''Ben bu seçimi kabul etmiyorum, 7 Haziran geçerli.'' dedi.

Fazıl SAY:'' Bırak aydınlanmasınlar, biz çocuklarımızı eğitelim, onlar karanlıklarında kalsınlar.'' dedi.

Ertuğrul ÖZKÖK: "Ayarlarıma döneceğim.'' dedi yalama yapana ayarlarına aldırmadan. Bükemediği kolu öpmeyi bırakmış, yalamaya çalışıyordu.

HDP'ye verelim diyen Ayşe ARMAN: ''Ben bambaşka bir Türkiye hayal ediyordum. Ama olmadı. Onların başarısı bu. Gerçekten de büyük başarı. Ülkenin yüzde 50'sini morartan bir başarı. Yüzde 50 ne demek? Gümbür gümbür tek parti demek. Kendi kalemizde tek kale maç yapıyormuşuz. Sosyal medyanın da özellikle Twitter'ın zannettiğim kadar etkili olmadığını gördüm. Bir hayal kırıklığım da bu." Diyerek Mor Ötesi filminin ana temasını anlatıvermişti.

ALİ NESİN: ''Kemalizm bu topraklarda gömülmüştür, CHP Moruklar Partisi'dir.'' derken, Aydın DOĞAN:"1 Kasım, yeni bir başlangıçtır. Yeni süreçte hükümetin arkasındayız." Deyip CHP'yi topa tutmuştu.

Tel Aviv kan ağlarken, "Osmanlı Hayali çöktü" diyen komşunun tatlı düşüne karabasanlar musallat olmuştu.

Sonuç: Eğer MURSİ sevinecek, SİSİ üzülecekse; Tel Aviv yerine Gazze'de havai fişekler patlatılacaksa ve herkes bundan emin olursa, yeni bir seçimde AK Parti'nin % 70'i bulması içten bile değildir.

ODA TV, AK Parti propagandasına devam etsin.

ASENA İSYANDA
BOĞAZİÇİ'li akademisyen: "AK Parti, bu seçimde % 40'ı geçemez. % 40 aldıklarına bile zil takıp oynayacaklar" deyince, cemaatin sonradan olma ablası Nazlı ILICAK:"Ya geçerse!" diye olasılığı değerlendirmek istedi.

Koray Yılışkan "Geçemez, biz bunun dersini veriyoruz, geçerse istifa ederim."

Sonuç ortada... Öyleyse ya istifa ya da Asena'nın açacağı tazminat davasına hazırlıklı olmak icap eder.

Ortada bir rol çalma söz konusu.

TERS KÖŞE

YORUMSUZ!...

Aydın DOĞAN'ın Hürriyet gazetesinden;

Hürriyet olarak, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını güçlendirmek, hukukun üstünlüğünü hâkim kılmak, devlet içindeki her türlü illegal yapılanmayla hukuk içinde mücadele etmek, ülkemizin çoksesliliğini yaşatmak, düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere tüm özgürlük alanlarını genişleterek demokrasiyi güçlendirmek, nefret ve ötekileştirme söylemlerine itibar etmeyerek birleştirici ve kaynaştırıcı bir rol oynamak ve terörü ortadan kaldırmak için atılacak her adımın yanında olacağımızı belirtmek isteriz. Bu beklenti ve temennilerle 1 Kasım seçim sonuçlarının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dileriz.

SEÇİMİN ARDINDAN

-Doğu ve Güneydoğu'da vatandaşlar  HDP'ye ciddi bir ders verdi.

Vatandaşa hendek atlatmanın cezasız kalacağını mı sandınız?

-1 Kasım 2015 genel seçimlerine ülke genelinde katılım oranı %85,2 oldu.

KONDA, katılım  % 90'ı geçer demişti.

-Şırnak, % 90'ı geçen katılımla rekor kırdı.

Neden acaba? Biraz zorlarsan nedenini çözersin.

-HDP, Diyarbakır'da 62 bin, Şanlıurfa'da 66 bin, Van'da 58 bin oy kaybetti.

 Kutsala yaklaşma, çarpılırsın diye uyarmıştık.

-HDP, İstanbul'da 122 bin oy kaybetti.

 Eeee, İstanbul, Diyarbakır'dan o kadar da uzak değil.

-HDP tüm şehirlerde oy kaybederken yurt dışında oylarını yükseltti.

Ne demiş, büyüklerimiz "davulun sesi uzaktan hoş gelir. Hoş sesin cazibesine kapılmışlardır.

-Selahattin DEMİRTAŞ'ın nüfusuna kayıtlı olduğu Elazığ'ın Palu ilçesinde AK Parti % 87,5 oy alırken. HDP % 4,5'ta kaldı.

Şeyh Said'in ayak izlerinin olduğu topraklarda kutsalı hedef alanı Palu halkı unutur mu?

-MHP/HDP, toplamda üç milyona yakın oy kaybetti.

Bu topraklar, ittihatçılardan beri milliyetçiliğe prim vermemişti, ancak hiçbir zaman da bu kadar sert bir tokat indirmemişti.

-HDP eski Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan: "HDP'de tüzük gözden geçirilmeli. 8 eş başkan, il eş başkanları, parti meclisi ve merkez yönetim kurulunun yeniden yapılanması şart" dedi. Ama aynı  Kaplan, "2 dönem kuralı gözden geçirilmeli, Demirtaş devam etmeli"  dedi.

Gemi su almaya mı başladı, kaçışan farelere dikkat!

-MHP/CHP/HDP'nin ortak açıklamasındaki detay başarısızlığın olmadığı, sadece fiziki şartlardan dolayı düşüş olduğu üzerineydi.

Bunu niye yazdım gerçekten ben de anlamadım, bunu söyleyeceklerini zaten biliyordum.

-Seçimde eksikliği hissedilen tek kişi Levent KIRCA oldu.

Bu sonuçtan sonra yorumlarına günlerce gülecek ve dilimizden üç sözcük dökülecekti:

OLACAK O KADAR!

Önceki ve Sonraki Yazılar